
Kariyerim bitebilir
13 Aralık'ta Tarabya Nurol Sitesi'ndeki evde, G.Saray tarihinin en garip transfer görüşmesi yapıldı. İşte tüm detaylarıyla Terim'in evindeki pazarlığın perde arkası:
Bir haftadır bütün Türkiye, G.Saray'da yaşanan İmparator Fiyaskosu'nu konuşuyor. Her kafadan bir ses çıkıyor, bilen-bilmeyen bu konuda ahkâm kesiyor. Ama kimse ama hiç kimse olayların bu noktaya nasıl geldiğini, iki yöneticiyi evine davet eden Terim'in neden görevi kabul etmediğini bilmiyor. Reddedilen G.Saray yönetimi neredeyse transfer teklifini bile "yok" sayacak. ŞAMPİYON, geçen pazartesiden itibaren bir bardak suda kopan fırtınayı araştırdı, bütün taraflarla konuştu ve ortaya oldukça çarpıcı bir hikâye çıktı. İşte 32 kısım tekmili birden O Gece'nin Hikâyesi....
***
Günlerden 10 Aralık Pazartesi... G.Saray Yönetim Kurulu toplanıyor. Ana gündem maddesi A.Gücü yenilgisi ve takımdaki disiplinsizlik. Başkan Mehmet Cansun ile futbol şubesi sorumlusu Abdurrahim Albayrak'ın takıma ekstra ceza verilmesi gibi bir derdi yok. Ancak 2. başkan Fatih Altaylı'nın başını çektiği "radikal" grup, "tekdirle uslanmayanın hakkı kötektir" diye düşünüyor. Neticede onların bastırması sonucu, meşhur kararlar alınıyor. Futbol Şubesi'nin öteki sorumlusu Özer Saraçoğlu, bilgi vermek için saat 19.00'da Lucescu'yu arıyor. Romen hocanın cevabı net: "Kararınıza saygı duyuyorum. Haklısınız. Ama takımın tamamına ceza vermek doğru değil. K.Hakan ve Bülent için bir şey demem. Ama son 2 maçı kazanıp öteki cezaların affedilmesini sağlayabiliriz." Bunun üzerine "Tamam hoca, sen ertesi gün basın toplantısı yap. 'Bütün takıma ceza verilmesin' de. Biz de ceza işini gerekirse kaldırırız" yanıtını alıyor.
***
Ama olmuyor. Ertesi gün 11 oyuncu sakatlığını öne sürüp idmana çıkmayınca panikleyen Lucescu, gemi azıya alıp haddini ve sorumluluklarını aşan bir konuşma yapıyor. Bunu TV'de seyreden Fatih Altaylı-Eren Talu-Özer Saraçoğlu, aralarında görüşüp saat 22.00 sularında "Hemen kovalım bu adamı" kararını alıyorlar. Diğer yöneticilerle de telefon istişaresi sonucu Lucescu'nun ipi, "gayrıresmi anlamda" çekiliyor. İlk ve tek aday ise Fatih Terim olarak gösteriliyor.
TERİM'E ÜÇLÜ MARKAJ
Çarşamba günü, erkenden Terim operasyonunun startı veriliyor. İmparator'u saat 13.00'te ilk arayan, Maslak'taki büro komşusu, G.Saraylı yönetici Eren Talu oluyor. Aralarında şu konuşma geçiyor:
EREN TALU: "Hocam, bu sezon, hemen G.Saray'ın başına geçmeyi düşünür müsün?"
TERİM: "Ama Eren, şu anda takımın başında hoca var."
EREN TALU: "Peki hoca olmazsa gelir misin?"
TERİM: "Eren, G.Saray için her zaman varım. Ne gerekiyorsa yaparım."
Bu cevap anında Altaylı'ya iletiliyor. Altaylı, çift dikiş yapmak için bu defa Talu ile birlikte Antalya'da bulunan 'manevi kardeşi' Özer Saraçoğlu'nu arıyor. "Bir de sen konuş bakalım, hocanın niyetini öğren" diyor.
Saat 15.00'te bu sefer Saraçoğlu, Terim'in telefonunu çeviriyor:
ÖZER SARAÇOĞLU: "Hocam, Eren'le konuşmuşsun. Böyle düşünmen bizi çok memnun etti. Lucescu'nun görevine son verirsek, seninle yola devam etmeyi düşünüyoruz.
TERİM: "Hiç problem değil, baba! Biz ne zaman G.Saray'ı yalnız bıraktık?"
Saraçoğlu bu telefonu da Altaylı'ya iletiyor. Evet, kader ağlarını örmeye başlıyor. Saat 17.00. Bu sefer Fatih Altaylı, İmparator'la konuşmak için telefonu çeviriyor. Terim, "Şu anda iftardayım. Sonra konuşalım" diyor. 17.30'da Altaylı bir kez daha arıyor. (Böyle ısrarla aramasının sebebi ise, bazı kişilerin Terim'in kulağına 'Altaylı seni istemiyor' diye fısıldaması. Bu havayı yoketmek için Altaylı, bizzat operasyonun içine katılıyor.) Söz Altaylı'da:
ALTAYLI: "Kaptan, Özer ve Eren'e G.Saray'a dönebileceğini söylemişsin."
TERİM: "Sevgili Fatih, biz G.Saray'ın neferiyiz. Zor durumda bu kulübü yalnız bırakmayız."
ALTAYLI: "Peki, Başkan Cansun'la bu konuyu görüşür müsünüz?"
TERİM: "Telefonda olmaz bu işler. Yüzyüze görüşmeliyiz."
ALTAYLI: "O zaman bu akşam bir görüşme ayarlayalım."
TERİM: "Tamam, Sayın Cansun'u 21.00'de evime bekliyorum."
"NİHAL'LE GELİYORUZ"
Altaylı'nın kafasındaki son kuşku bulutu da ortadan kalkıyor. Bu sırada yönetim Kuruçeşme Adası'nda F.Bahçe'yi mağlup eden basketbolculara yemek veriyor. Bütün yönetim, Fatih Terim'i araması için Cansun'u marke ediyor. Hatta bir ara Cansun, Ada'da etrafındakilere "Ne biçim markaj yapıyorsunuz yahu? Bana bir nefes aldırmadınız" diye espri yapıyor.
Bu markajın sebebi de çok açık. Çünkü, Cansun takım ligde 4 puan farkla lider, Avrupa'da çeyrek finale koşarken, 2 çift laf yüzünden Lucescu'yu kovmak istemiyor. Hem seçim dönemi yapılabilecek en iyi yatırımı, gününden önce harcayacaklar, hem de takımı karıştıracaklar. Ama markaj sonuç veriyor. Cansun, yönetim masasından Terim'i aramak zorunda kalıyor:
"Hocam, nasılsın. Akşam Nihal'i (eşi) de alıp sana çaya geliyoruz."
***
Bu konuşmadan sonra bütün yönetimden dışarıya yayın başlıyor: "Lucescu gidiyor, Terim geliyor." Cansun, eşi Nihal Hanım ve oğlu Ali ile birlikte Tarabya'ya giderken Terim'in ertesi gün G.Saray'ın başında idmana çıkacağını hesap ediyor ve "Bir işin içine girdik ama hayırlısı bakalım" diye içinden geçiriyor.
Nitekim Tarabya Nurol Sitesi'ndeki buluşma 22.00'de gerçekleşiyor. O sırada 2.başkan Fatih Altaylı da gönül rahatlığı içinde evine gidip, saat 23.00'te mışıl mışıl uyumaya başlıyor. Çünkü bir önceki geceden uykusuz kalmış.
Saat 23.45. Başkan Cansun, Altaylı'yı telefonla arıyor:
"Fatihciğim, biz Fatih'le hâlâ beraberiz. Fatih seninle de konuşmak istiyor. Yeşilde problem var. (Amerikan dolarını kastediyor.)"
Altaylı o an "Demek ki anlaştılar. İş paraya kaldı. Başkan da para konusunda benim ne kadar hassas olduğumu bildiği için, pazarlıkta benim de bulunmamı istiyor" diye düşünüyor.
Hemen, eşi Hande Altaylı'nın otomobiline atlayıp Tarabya'ya doğru yola çıkıyor. Ama o da ne? Yolda benzini bitmesin mi! Neyse yolda kalmasına rağmen, onu da halledip saat 00.30'da Terim'in evine varıyor.
***
Altaylı içeri girdiğinde hanımlar, Nihal Cansun ve Fulya Terim, Fatih Terim sanki G.Saray'la anlaşmış gibi bir havada sohbet ediyorlar. Ve erkekler arka odaya geçip "ceza sahasına giriyorlar."
Terim, dikkatli bir üslup kullanıyor. "G.Saray'a gelmek için para isterim" demiyor kesinlikle. Ama seçilmiş kelimelerle şunu söylüyor:
TERİM: "Ben Milan'dan ayda 250 bin dolar alıyorum. Ve bana yapılan haksızlıktan dolayı biraz daha bu parayı almak istiyorum."
ALTAYLI: "Gerekirse Milan'ın 2. başkanı Galliani ile görüşelim. Bu paranın (toplam 4 milyon dolar) yarısını onlar peşin ödesinler, üstünü biz tamamlayalım. Milan'la sözleşmeni feshet."
TERİM: "Zaten menajerimi bu iş için yolladım. Sanıyorum, bir şekilde halledeceğiz."
Cansun ve Altaylı, Terim'in konuşmasından şu sonucu çıkarıyor. "Biz ayda 250 bin dolar verirsek, Terim G.Saray'ın başına geçer."
Ama Altaylı bu konuşmaya için için kızıyor. Çünkü, daha önce Galliani ile birebir yaptığı konuşmada, Terim'in ayda 116 bin dolar tazminat aldığını öğreniyor ve Terim'in bilerek bu parayı "2 kat fazla" gösterdiğini düşünüyor. Yine de fazla renk vermiyor.
Oysa G.Saray, genel sekreter Sinan Kalpakçıoğlu'nun hazırladığı kontratta Terim'e Lucescu kadar, (Şampiyonlar Ligi'ni de kazanırsa yılda 1.6 milyon dolar) ödemeyi planlıyor.
Terim, G.Saray'la ilgili samimi düşüncelerini anlatmaya başlıyor:
"F.BAHÇE'YE GİDEMEM"
"Benim ekipten hiç kimse kalmadı bu takımda. Avrupa'da bir şekilde çeyrek finale kadar çıkar G.Saray. Ama ligde 4 puan öndeyken, 2 yenilgi alırsak bunun altından kalkamam. Benim kariyerim biter. Ben zaten Türkiye'de G.Saray'dan başka takım çalıştırmam. F.Bahçe zamanında bana astronomik bir teklif yaptı. Ama kızım bile bana 'Seyircisi anneme ve bize küfreden takıma gitmeyeceksin değil mi?" diyerek tavır koydu. Dolayısıyla ya Avrupa'ya giderim, ya da Türkiye'de G.Saray dışında bir takım çalıştırmam."
"O zaman bu iş tamam" diyor Cansun. Laf dönüp dolaşıp Lucescu'ya geliyor. "Bu adamın açıklamaları için sen ne diyorsun?" sorusunu, Terim şöyle cevaplıyor:
"Lucescu biraz sinirlenmiş. Ama bu şartlarda ben de olsam belki aynısını yapardım. Tabii, yönetimi hedef aldıysa, yanlış yapmış. Size bir şey söyleyeyim mi, bu Lucescu beni bile çok şaşırttı. Onun bu kadar başarılı olacağını düşünmüyordum. Bu adamı değiştirmenizi uygun bulmuyorum. Böyle iyi grafik çizen bir hocanın üzerine gelmek büyük risk. Ve ben bunu almak istemiyorum."
Ama Altaylı bastırıyor:
"Yahu kaptan. İyi-hoş diyorsun da. Sen bugün Avrupa'nın en iyi hocalarından biri haline geldiysen, G.Saray'ın bu uğurda harcadığı 250 milyon doların eserisin. Senin G.Saray'a ödemekle yükümlü olduğun bir borcun var. Biz Lucescu ile sözleşmesini uzatıp uzatmayacağını, bu sezonu tamamlayıp tamamlamayacağını yarın konuşacağız. Eğer sen bize şimdi 'Evet' dersen, onun karşısına daha rahat otururuz. Hatta hemen görevine son da veririz. Sen olmazsan, G.Saray hocasız kalacak değil ki! Gider Capello ile konuşuruz."
"1 AY SONRA GELİN"
TERİM: "Lucescu size kesin kararını ne zaman bildirecek."
ALTAYLI: "En geç 1 hafta içinde bu işin rengi belli olur."
TERİM: "Siz bana 1 ay süre verin. Ondan sonra yeniden konuşalım."
Bu söz aslında başkan Cansun için bulunmaz nimet. Çünkü, seçime 2 ay kala Terim'i ikna etse, bombayı o zaman patlatsa kesin 2. defa başkan seçileceğini düşünüyor. Üstelik Lucescu'nun durumu da netleşecek. Takım daha kötü giderse operasyon yapacak. Takım düzelirse, sezon sonu Lucescu'yu kovup Terim'i getirecek.
***
Derken, saat 02.15 oluyor. Terim operasyonunun kıvılcımını çakan Altaylı büyük hayâl kırıklığına uğramış şekilde "Haydi, geç oldu. Gidelim o zaman, ben çok uykusuzum" diyor. Başkan Cansun ve Terim, "Biraz daha oturalım. Geyik yaparız" diye ısrar edince kalıyor. Ve Ramazan davulcusu meydana çıkana kadar, eski futbolculuk günlerinden Faruk Süren dönemine kadar, "geyiğin en kralı" yapılıyor.
Sakat 05.15'te operasyon ekibi ayrılırken, kapıda eşi Fulya Terim dayanamayıp herkesin içinde İmparator'a sitemde bulunuyor:
"ANLAŞSANA FATİH"
"O kadar konuştunuz. Nasıl anlaşamazsınız? Bence G.Saray'a dönmelisin Fatih."
İmparator'dan cevap: "Şu aşamada bunu doğru bulmuyorum. Ben de Florya'yı ziyaret etmek, maça gelip rahat rahat izlemek istiyorum. Ama bakalım, zaman göstersin herşeyi."
Bir ara Cansun "Dışarı çıkınca, basına 'Anlaştık' diyelim mi?" diye espri yapıyor.
Terim işi sağlama almak için hemen karşılık veriyor: "Siz aklı başında insanlarsınız. Bunu yapmazsınız."
Pazarlığın 3 kahramanı da "konuşmaları dışarıya anlatmama" konusunda sözbirliği ediyor.
***
Terim kendilerini uğurladıktan sonra Cansun ile Altaylı, bir süre başbaşa konuşuyor. Bütün hikâye de zaten orada saklı.
CANSUN: "Görüyorsun Fatih. 4 milyon dolar bastırsak, bu iş hemen bitecek. Ama bu para çok değil mi?"
ALTAYLI: "Yok başkan haklısın. Bu para çok."
Cansun, Tarabya'dan "Bana zorla bu işi yaptırdılar. Şimdi gelecek eleştirilerle kendileri uğraşsın bakalım. Fatih nasılsa sezon sonu için yeşil ışık yaktı. O zamana kadar Allah kerim" diyerek ayrılırken, Altaylı "Bizimle oyun oynadın Fatih. Artık bir daha G.Saray'ın kapısından içeri giremezsin" diye düşünüyor.
Sonrası ise tiyatro. Terim dışarıya renk vermiyor, özellikle Altaylı'nın kendisini hedef alan açıklamaları yüzünden Cansun'a sitem ediyor. Cansun, "Sen merak etme" deyip Terim'i onore eden bir basın toplantısı düzenliyor. Kısacası, Terim'in gölgesi Florya'da uzun süre kalacağa benziyor.
|