kapat
17.12.2001
 SON DAKÝKA
 EDÝTÖR
 YAZARLAR
 HABER ÝNDEKS
banner
 EKONOMÝ
 FÝNANS
 MARKET
 TÜRKÝYE
 DÜNYA
 POLÝTÝKA
 SPOR
 GALOP
 MAGAZÝN
 SAÐLIK
 KAMPÜS
 ÝSTANBUL
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ÞAMDAN
 GOOOOL
 DÝYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CÝNSELLÝK
 TELE ÞAMDAN
 WEEKEND
 MELODÝ
 ASTROLOJÝ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFÝK
 ÞANS&OYUN
 ACÝL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARÞÝV
 

Ýki tümenle Suriye'yi allak bullak ederim!

1956'da, Suriye Hava Kuvvetleri'ne ait bir nakliye uçaðýyla Þam'a gittim. Dýþiþleri Bakaný Bitar bana, Ýskenderun Sancaðý'nýn Suriye topraðý olduðunu söyleyince tepem attý: "Arabanýz aþaðýda, buyurun gidip alýn Hatay'ý" dedim

ORTADOÐU'NUN ÖYKÜSÜ
Tarih, yazý ile baþladý. Ýlk yazý da Ortadoðu'da bulundu. Ýnsanoðlunun temel gýda maddesi buðday, yine ilk defa Ortadoðu'da üretilmeye baþlandý. Üç semav” dinin; yani, Musevilik, Hýristiyanlýk ve Ýslâmiyet'in mesajlarý da, üç Peygamber'e, Ortadoðu'da indi.

Nuh'un gemisi, Ortadoðu'da karaya oturdu. Havva anamýz ile Adem babamýz, Ortadoðu'dan zeytin dalý uzattý. Kýsacasý, insanlýk tarihi Ortadoðu'da baþladý.

Ortaçað'da, Ortadoðu'daki kutsal Kudüs kenti, dünyanýn merkezi kabul edilirdi

Ortadoðu, Ortadoðu olduðu günden beri kaynýyor. Verimli topraklarý olduðu için kaynýyor, inanç merkezi olduðu için kaynýyor, uygarlýklar çatýþmasý nedeniyle kaynýyor.

Bu yazý dizimizde, Ortadoðu'nun öyküsünü anlatacaðýz. Bu topraklarda, bitmeyen savaþlarý, darbeleri ve entrikalarý, bir bir gözler önüne sereceðiz.

Çok uzaklara gitmeden, yakýn tarihi anlatacaðýz. I. Dünya Savaþý'ndan günümüze kadar Ortadoðu'da cereyan eden olaylara göz gezdireceðiz. Koca Osmanlý Ýmparatorluðu'nun Ýngilizler ve Fransýzlar tarafýndan parçalandýktan sonra, ortaya çýkan yapay devletlerin içindeki çýkar çatýþmalarýný sergileyeceðiz.

Kýsacasý, Ortadoðu'ya hayat veren petrolün kavgasýný nakledeceðiz.

Yazý dizimizi, 50 yýldan beri Ortadoðu uzmaný olarak Babýâli'ye hizmet eden, Türkiye'nin ilk savaþ muhabirlerinden, gazeteci Lütfü Akdoðan'ýn kaleminden izleyeceðiz.

Þam: Menderes ne yapmak istiyor?
Baþbakan Asali þunlarý söylüyordu: "Adnan Bey, ne yapmak istiyor? Aðýr konuþmalar yapýyor, 'Ýki tümenle Suriye'yi allak bullak ederim' diyor. O kadar kolay mý?"

Ortadoðu'da deðiþmez bir kural vardýr: "Ýhtilâlle gelen, ihtilâlle gider. Kanla gelen, kanla gider." Liderler, kimi zaman hapishaneden saraya, iktidara yükselir; kimi zaman da saraydan, iktidardan, hapishaneye düþer.

1918'de Osmanlý Ýmparatorluðu'nun yýkýlmasý, ardýndan da Ortadoðu'nun þekillenmesinde, Ýngilizler'in, Fransýzlar'ýn, hatta müttefikimiz Almanlar'ýn rol oynadýðý inkâr edilmez bir gerçektir. Osmanlý Ýmparatorluðu'na karþý, Araplar'ýn ve Yahudiler'in pek çok hatalar yaptýðý da acý bir hakikattir.

Ýngilizler, 1. Dünya Savaþý sonrasý, "Körfez Ülkeleri" denen bölgede; 30-40 çadýrý, 2-3 devesi, 50-60 eþeði olan her þeyhe emirlik kurdurdu. Bunlarýn sayýsý þimdi 7' ye düþtü.

Ortadoðu öyküsüne Suriye'den baþlamak istiyorum. Çünkü Suriye, Osmanlý'nýn bir vilâyetidir. Osmanlý tarihinin her safhasýnda Suriye vardýr, Þam vardýr, Halep vardýr, Hama vardýr ve nihayet Humus vardýr. Bugünkü Suriye, yapay bir devlettir. Yani, Osmanlý Ýmparatorluðu'nun 1918 yýlýnda Ýngilizler ve Fransýzlar tarafýndan parçalanmasý üzerine, sýnýrlarý adeta cetvelle çizilmiþ gibi zoraki oluþturulan bir devlettir.

ARABÝSTAN'DA GAZETECÝLÝK
Yýl 1956. Çalýþmakta olduðum Tercüman Gazetesi tarafýndan, Arap cephesine gitmekle görevlendirilmiþtim. Bir sabah vakti erken saatlerde, Niþantaþý Valikonaðý'nda bulunan Suriye Baþkonsolosluðu'na gittim. Baþkonsolosu bir-iki kez kokteyllerde görmüþ tanýþmýþtým. Genç, efendi bir çocuða benziyordu. Adý Bedi” Hakký idi. (Kendisi daha sonra Suriye'de bakan oldu).

Durumu anlattým. Gazetenin beni, Arap cephesine göndermek istediðini, ancak nasýl gideceðimi bilmediðimi söyledim. Genç Baþkonsolos, þu cevabý verdi:

"Sana her türlü yardýmý yapacaðým. Evvelâ ver þu pasaportunu, sana vize verelim. Sonra atla uçaða, Adana'ya git; oradan da Antakya'ya. Antakya'dan her gün kalkan otobüsler, dolmuþlar var. Oradan Halep'e gidersin. Halep'ten de Þam'a geçersin. Ben, Dýþiþleri Bakanlýðý'na ve El Feyhat Gazetesi'nin Yazý Ýþleri Müdürü'ne mektup yazacaðým; sana her çeþit yardýmý yapsýnlar."

Bedi” Hakký 2 mektup yazdý. Vizemi aldým, Tercüman Gazetesi'ne gittim. O sýrada telefon çaldý. Santral, "Lütfü Bey, sizi Suriye Baþkonsolosluðu'ndan arýyorlar" dedi. Telefonda Baþkonsolos Bedi” Hakký:

-"Bugün saat 18.00'de Suriye Hava Kuvvetleri'ne ait nakliye uçaðý, Yeþilköy Havaalaný'na inecek. Þam'daki Amerikan Büyükelçisi'nin ailesini getirecek, ayný akþam geri dönecek. Saat 17.00'de lžtfen Havaalaný'nda bulunun. Ben de geleceðim. Sizi uçaða bindirmeye gayret edeceðim."

Saat tam 17.00'de foto muhabiri arkadaþým Osman Özcan'la birlikte Yeþilköy Havaalaný'ndaydýk. Baþkonsolos da gelmiþti. Saat 20.00'ye doðru uçak kalktý. 4 saat süren sarsýntýlý bir yolculuktan sonra Þam'a indik.

BAKAN BÝTAR'IN DENSÝZLÝÐÝ
Ertesi sabah doðru El Feyhat gazetesine gittim. Yazý Ýþleri Müdürü'nü gördüm, adý Semih'ti. Baþkonsolos'un mektubunu verdim. Hemen telefona sarýldý ve ertesi gün saat 09.00 için Dýþiþleri Bakaný Salâh Bitar'dan randevu aldý. Ertesi sabah, Suriyeli gazeteci arkadaþýmla birlikte Dýþiþleri Bakaný Salâh Bitar'ýn odasýndaydým.

Salâh Bitar bizi görünce ayaða kalktý. Elimizi büyük bir nezaketle sýktý. Fransýzca olarak, "Sizinle hangi dilden konuþacaðýz?" diye sordu. Ben, "Arapça konuþabiliriz Sayýn Bakaným" dedim. Bakan þaþýrdý. "Arapça mý? Arapça'yý nereden öðrendiniz?"

"Ben Hataylý'yým" der demez, "Hah gördün mü? Ýþte Türkler, Hatay'ý bizden gasp ettiler. O, bizim bir parçamýz. Türkler'le halledilemeyen bir sürü meselemiz vardýr. Bunlarýn baþýnda da Ýskenderun Sancaðý gelir. Ýskenderun bizimdir."

Tepem atmýþtý. Önümdeki evraklarýmý, notlarýmý topladým, ayaða kalktým ve; "Sayýn Bakan, arabanýz aþaðýda. Buradan Hatay'a üç-dört saat içinde gidebilirsiniz. Buyurun gidip, Hatay'ý alýnýz. Sancak Ýskenderun sizi bekliyor" dedim.

Bakan ve Suriyeli gazeteci þaþýrmýþ kalmýþlardý. Ayaða kalkmamla birlikte onlar da kalktýlar. Ýkisinin elini sýkarak dýþarý çýktým.

Tam randevu saatinde Baþbakan Sabri El Asali'nin yanýndaydým. El Asali, Dýþiþleri Bakaný'nýn beni üzdüðünü iþitmiþ. Kendisi konuyu açtý. Hatay'ýn þu anda konuþulmasý gereken bir konu olmadýðýný söyledi. Ancak yýllardýr Türkiye'den bekledikleri sevgi ve dostluðu görmediklerini, çok sevip saydýðý Baþbakan Menderes'le Þam'ý ziyaretinde uzun uzun konuþtuklarýný, kendisine "Biz Amerika'nýn, Ýngiltere'nin uþaðý olmayýz." dediðini anlattý. Fransa'nýn yýllarca kendilerini sömürmesinden, Hatay'ý Suriye'den koparýp, Türkiye'ye vermesinden yakýndý.

OTELDEN POLÝSLER ALDI
Asali'ye, "Sayýn Salâh Bitar, benden Hatay'ý isteyeceðine, Türkiye'ye muhtaç olduðunuz bu günlerde 'Türkiye dostumuzdur, kardeþimizdir. Ýsrail'e karþý yanýmýzda görmek istiyoruz' deseydi, daha iyi olmaz mýydý?" dedim. Asali, þunlarý söyledi:

"Elbette haklýsýn, ama unutmayýn ki; þu anda Türkiye, Suriye sýnýrýna durmadan asker yýðmaktadýr. Ne istiyor Adnan Bey anlayamadým. Bizi iþgal mi etmek istiyor? Büyükelçimiz'e aðýr konuþmalar yapýyor, 'Ýki tümenle Suriye'yi allak bullak ederim' diyor. Suriye'yi iþgal edebilirsiniz, ama Suriye'de tutunmak, sanýldýðý kadar kolay deðildir."

Böyle kritik bir zamanda iki saatini bana ayýran El Asali'nin yanýndan ayrýldýktan sonra otele döndüm. Gece yarýsýna doðru odamýn kapýsý birdenbire gümbür gümbür yumruklanmaya baþlamýþtý. Kapýyý açtým, dev gibi iki polis, beni iterek içeri girdi. "Topla eþyalarýný çabuk, gidiyoruz" dediler.

Valizim elimde aþaðýya indim. Otelin önünde sepetli bir polis motosikleti duruyordu. Beni, sepete oturttular. Valizimi kucaðýma verdiler. Yola koyulduk. Kýsa bir süre sonra motosiklet Dýþiþleri Bakanlýðý'nýn önünde durdu. Ýçimden, "Dýþiþleri Bakaný'ný kýzdýrdým. Baþbakan'a þikayet ettim, adam beni tevkif ettirecek herhalde" dedim.

BÝTAR'IN DEMECÝNÝ YAZDIM
Bakan'ýn odasýna girdim. Salâh Bitar ayakta, uzun fesi, elinde bastonuyla duruyordu. Bana doðru yürüdü. El sýkýþtýk. Sonra, aramýzda þöyle bir konuþma geçti:

-"Senden bir ricam var."

-"Buyurunuz efendim."

-"Sen, Suriye Dýþiþleri Bakaný olsaydým, bir Türk gazetecisine nasýl beyanat verirdin? Onu yaz, ben de imza edeyim."

-"Derhal efendim."

On dakika içinde onun aðzýndan bir beyanat yazdým. Türkiye ile Suriye arasýnda halledilmesi mümkün olmayan bir mesele bulunmadýðýný, Türkiye ile Suriye'nin iki kardeþ ülke olduðunu ifade eden, samimi, ciddi bir sayfa hazýrladým ve hemen Arapça'ya tercüme ettim. Dýþiþleri Bakaný Salâl Bitar, beyanatý çok beðendi. "Sabahki beyanatý iptal et, bunu gazetene bildir" dedi.

Türkiye darbe mi yapacaktý?
Ziyaret sýrasý, Suriye Cumhurbaþkaný Þükrü El Kuvvetli'ye gelmiþti. Cumhurbaþkaný, iri cüssesiyle beni ayakta karþýladý. Elini sýktým, salonun bir köþesindeki yüksek koltuklu bölüme doðru ilerledik. Aramýzda büyükçe bir sehpa vardý. Karþýlýklý oturduk.

El Kuvvetli, 2 ülke halkýnýn kardeþ olduðunu söyledi. "Ancak, devletler arasýnda yüksek menfaatler var" diyerek, sözlerini þöyle sürdürdü:

"II. Dünya Savaþý'nda ben, Kudüs Müftüsü Hacý Emin El Hüseyni, Ekrem Ziter, Riyad El Sulh, yani, Suriye'nin, Lübnan'ýn ve Irak'ýn tanýnmýþ siyasi kadrosu, Fransýz ve Ýngilizler'den kaçarak Ýstanbul'a gittik. Ýsmet Paþa, Tevfik Rüþtü Aras, Þükrü Saraçoðlu bize çok yakýnlýk gösterdi. Bu misafirperverliði asla unutmayýz. Þimdi soruyorum size; Adnan Bey ne yapmak istiyor sizce? Yeniden Osmanlý Ýmparatorluðu'nu mu yaþatmak istiyor Ortadoðu'da? Menderes inanýyor mu ki; Amerika, Ýngiltere, Fransa ve Rusya, onun bölgede önemli bir rol oynamasýna müsaade edeceklerdir? Hayýr aslâ!"

ADNAN BEY BÝLSÝN!
Kuvvetli, "Adnan Bey, bizi zorla Nâsýr'ýn ve Rusya'nýn kucaðýna atýyor" dedikten sonra ayaða kalktý, yanýma yaklaþtý, kulaðýma fýsýldar gibi;

-"Biz, birbirimizi sevmeye, birbirimizle iyi geçinmeye mecburuz. Türkiye'nin, Amerika ile bir olup, Lazkiye'de bir hükümet darbesi içinde bulunmasý hiç de hoþ deðildir. Bunu ortaya çýkardýk. Saklý gizli bir tarafý kalmadý. Amerika, Suriye'de uydu bir hükümet kurmak istiyor, ama buna müsaade etmeyeceðiz. Söylediðim gibi, Mýsýr'la birleþmek mecburiyetinde kalacaðýz. Bu çalýþmalar bir hayli ilerledi. Biz, eþit haklara sahip, demokratik bir sistem içinde birleþmeye artýk kararlýyýz. Bunu Adnan Bey bilsin."

Kuvvetli'nin söylediði birleþme, 1 Þubat 1958'de gerçekleþti. Ancak, 28 Eylül 1961'de Suriye tekrar Mýsýr'dan ayrýldý. Bu tarihler arasýnda

KEMALÝSTLER GRUBU
Nâsýr, Suriye'ye hükmetti. Mýsýr'dan ayrýlýnca Türkiye, Suriye'yi tanýyan ilk devlet oldu.

Hatay meselesine gelince; Bu sorun da, I. Dünya Savaþýndan sonra gündeme geldi. 21 Ekim 1921' de Fransýzlar'la yapýlan Ankara Anlaþmasý ile Arap Yarýmadasý tamamen elimizden gitti. Ama Hatay ile Kerkük ve Musul meselesi hep gündemdeki yerini muhafaza etti.

Mustafa Kemal Paþa, 1920 yýlýnda Suriye topraklarýndan ayrýlýrken, Halep'te "Kemalistler Grubu" adý altýnda bir direniþ örgütü kuruldu. Grubun baþkanlýðýný Ýbrahim Helenov yapýyordu. Mustafa Kemal Paþa, Hatay'ýn, anavatana ilhakýna kadar bu örgüte yardýmda bulundu. Örgüt, özellikle Fransýzlar'a karþý müthiþ bir direniþ gösterdi. Bilindiði gibi Hatay, Atatürk'ün vefatýndan bir yýl sonra, yani 1939'da anavatan Türkiye'ye kavuþtu.

Ýhtilaller ülkesi Suriye ve El Kuvvetli
Þükrü El Kuvvetli, genç yaþýndan beri Suriye'de, Fransýzlar'a karþý mücadele eden aydýn milliyetçilerdendi. 1949'larda cumhurbaþkaný seçilmiþti. Ancak, 5 Haziran 1949'da General Hüsnü El Zaim tarafýndan iktidardan düþürüldü. Çok geçmeden General El Zaim'i de General Sami El Hannavi devirmiþti.

Asker” ihtilâllere sahne olmaya baþlayan Suriye'de generaller, 19 Aðustos 1949'da General Hüsnü Zaim'le birlikte Baþbakan Muhsin El Barazi'yi kurþuna dizdiler. Ama çok geçmeden Zaim'i öldüren El Hannavi'yi, bu defa Edip Çiçekli 19 Aralýk 1949 tarihinde iktidardan düþürmüþ ve kendisini Cumhurbaþkaný ilan etmiþti.

Bütün bu ihtilâllere tanýk olan Þükrü El Kuvvetli, seçimle, halkýn iradesiyle tekrar Baþkan seçildi. Suriye'nin, Baðdat Paktý'na girmesi için sürekli ýsrar eden Türkiye ve Irak'ýn baskýsýndan kurtulmak için Mýsýr'la birleþmeye ve Nâsýr'ýn himayesine sýðýnmaya mecbur kalmýþtý.

Suriye'nin, 1 Þubat 1958'de Nâsýr'ýn baþkanlýðýnda kurulan Birleþik Arap Cumhuriyeti'nden ayrýlarak, yeniden baðýmsýz bir devlet durumuna gelmesini saðlayan 28 Eylül 1961'deki asker” ayaklanmayla Cumhurbaþkanlýðý'na Nâzým El Kudsi getirildi. Daha sonra çeþitli hükümet darbelerine sahne olan Suriye'de, 13 Kasým 1970 darbesiyle 30 yýl sürecek General Hâfýz Esad dönemi baþladý. Türkiye, Hâfýz'ýn iþbaþýna getirilmesinde perde arkasýndan etkin rol oynamýþtý. Hâfýz Esad'ýn 2000 yýlýnda ölümünden sonra, yerine oðlu Beþar Hâfýz seçildi.

YARIN
* Nâsýr, bas bas baðýrýyordu: "Nuri Said Paþa ve Menderes asýlacak!"

* Müstakbel Sovyet Baþbakaný, TASS Ajansý'nda muhabirlik yapýyordu.



<< Geri dön Yazýcýya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGÝ BASIM YAYINCILIK SANAYÝ VE TÝCARET A.Þ. - Tüm haklarý saklýdýr