
IMF sınavından manzaralar
Herkes kamuda reformun gerekliliğini savunuyor. Ama iş uygulamaya gelince, "Benim yetki alanım dışındakilerin reforma ihtiyacı var" deniliyor
IMF Avrupa İcra Direktörü Will Kiekens ve IMF Türkiye Masası Şefi Juha Kahkönen'in 10'uncu gözden geçirme sınavı nedeniyle Türkiye'de bulunduğu süre içinde bakanlarla oldukça ilginç diyaloglara sahne oldu. Herkese, İyi bayramlar" dileyerek, IMF Sınavı'ndan kalanlara, geleceğe ışık tutacak konuşmalara bir gözatalım...
İlk mesaj, IMF Avrupa İcra Direktörü Willy Kiekens'tan. Kiekens, liderlerle yaptığı görüşmelerde adeta, "Güven ortamını sağlamak artık rutin işiniz oldu" demeye getirdi ve şöyle devam etti:
"Bundan sonra, kamunun idari ve mali yönden yeniden yapılanması en önemli konu. Kalıcı istikrar için bu yönde adımlar atılması gerekiyor ancak fazla zamanınız yok."
IMF Türkiye Masası Şefi Juha Kahkönen'le bakanlar arasındaki diyaloglar daha çarpıcı idi.
Kahkönen, "Ekonomik programın Washington'da övgüye değer bulunan güçlü maliye politikaları tarafı, yeni programın da temelini oluşturacak" dedi. Bunun üzerine Maliye Bakanı Sümer Oral, "Bu sonuçları almak kolay olmuyor. Milletvekilleri, bana gelip, 'Madem bütçe uygulamaları başarılı, o zaman neden bu haldeyiz?' diye soruyor. Ben de 'Maliye politikaları başarılı olmasaydı, sıkıntı çok daha ağır olurdu' cevabını veriyorum" diye yakındı.
Derken Kahkönen, Ulaştırma Bakanı Oktay Vural'ı ziyaret etti. Soruları birbiri ardına sıraladı ve bir ara, "Sayın Bakan kusura bakmayın çok ve yoğun soru soruyorum. Ama buna mecburum. Çünkü IMF olarak biz, borç veriyoruz ve bazı somut şeyler görmek istiyoruz" açıklamasını yaptı.
Vural ise "Türk insanı, borçlu yaşamama ilkesine sahip. Borçlarımızı ödeyebilmek ve ekonomiyi sağlıklı hale getirmek için programı tavizsiz uygulamaya çabalıyoruz" yanıtı verdi.
Tüm bu görüşmelerin özünde üç kritik nokta vardı:
Birincisi, krizin kaynağı olarak gösterilen kamu bankaları, krizden neredeyse avantajlı çıktı ama özel bankalar öz kaynaklarını yitirdi. Bu alan hâlâ müdahaleye hatta desteğe muhtaç.
İkincisi gerek Borç İdaresi Kurulu gerekse Gelirler Müsteşarlığı önerilerine karşı hissedilen bürokratik ve siyasi dirençler. Bir başka ifadeyle "Herkes, benim dışındaki alanlarda reforma ihtiyaç var" iddiasında ama kendi yetki alanını savunma peşinde.
Ve nihayet ekonomi yönetiminde Hazine'nin, fonksiyonel koordinasyonuna rağmen ortada, iletişimli ve dayanışmalı bir koordinasyon olmaması.
SEÇİME MODEL ARAYIŞI
Ekonomide işler yeniden rayına otururken, siyasi altyapıyı kurgulama çalışmaları da sessiz ve derinden devam ediyor.
Nitekim, "Süper Patronlar Kulübü" geçenlerde Seçim Yasası Modeli'ni tartıştı. "Üzerinde biraz daha çalışılması" istenen pakette şu öneriler dikkati çekti:
1- Milletvekili sayısı 550 olarak korunuyor. 300 milletvekili yürürlükteki sistemdeki gibi nisbi temsil esası ile seçiliyor. 250 milletvekili ise dar bölge esasına göre belirleniyor.
2- Dar bölgede seçimi kazanabilmek için ilk turda oyların en az yarısını almak gerekiyor. Birinci turda, yüzde 50 oyu tek başına bir adayın alamaması durumunda ikinci tura en çok oyu alan iki aday katılıyor.
3- Seçmene, milletvekili aday listesi içinde tercih hakkı veriliyor.
4- Partilerin ittifak yapabilmelerine imkân tanınıyor.
5- Ülke genelindeki yüzde 10'luk seçim barajı korunuyor.
BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?
* Tüpraş'ın; Boston, Newyork ve Londra'da nabız yokladığını, yabancı yatırımcıların yeniden Türkiye ile ilgilendikleri sinyali verdiklerini,
* Milli Piyango İdaresi'nin yılbaşı için bastırdığı 23.4 milyon biletten, 20.4 milyonunu 5 gün içinde sattığını,
* Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan'ın torunu Emir'in 1 yaşına bastığını, ancak Özkan'ın yoğun işleri nedeniyle doğum gününe gelemediğini,
* Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Aydın Esen'in bayram ve yılbaşı kartlarını, başarılı bir ressam olan eşi Nur Hanım'ın tablolarının süslediğini, biliyormusunuz
Okan MÜDERRİSOĞLU
|