kapat
13.12.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 RAMAZAN
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 WEEKEND
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 CANLI
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Kara kalabalıklar

Geçenlerde, karlı bir Stockholm akşamında, İsveç'in önemli yöneticilerinden biriyle sohbet ediyorduk. Konu kaçınılmaz olarak dönüp dolaşıp Türkiye'ye ve onun sorunlarına geldi.

Dedim ki: "İsveç Türkiye'nin üçte ikisi büyüklüğünde bir ülke. Ve bu büyük ülkede sadece sekiz milyon insan yaşıyor. Ormanlar ve maden bakımından çok zenginsiniz. Volvo, Saab, Asea, Elektrolux gibi uluslararası firmalarınız var. 300 yıla yaklaşan bir süredir savaş yüzü görmemişsiniz. Yine de 8 milyon insanın mesken, sağlık, emeklilik gibi sorunları devam diyor. Bir de bizi düşünün. Cumhuriyet döneminde nüfusumuz 6 -7 kat arttı. Kentlere göç ile İstanbul 1 milyondan 12 milyon çıktı. Buna ne altyapı yeter, ne elektrik, ne su, ne eğitim, ne hastane. Siz, İsveç'in 50 milyon, Stockholm'un ise 10 milyon olduğunu düşünebiliyor musunuz?"

***
Söyledim ama, inanın ben de korktum. Bu kadar nüfus artışı ve göç ile, Türkiye yine de işlerin altından iyi kalkıyor doğrusu. İsveç'te bir çalışanın aldığı emekli maaşı, onun ölümüyle biter. Bizde eşine, çocuklarına ödenmeye devam ediliyor.

Halkın yüzde 80'i ilacını devletten alıyor. Eğitim parasız. Bu korkunç nüfus artışıyla nasıl oluyor da trenler, otobüsler işliyor; yollar yapılıyor, hizmet çarkları iyi kötü dönüyor bilinmez.

Eminim ki İsveç 50 milyon olsaydı, bu sorunlarla baş edemezdi.

Aynı şey Yunanistan için de geçerli. Fert başına düşen milli gelir, yıllardır 10 milyonluk nüfusunu koruyan Yunanistan'da yüksek olmasın da nerede olsun!

***
Türkiye'nin neresine giderseniz gidin karşınıza kurt sürüleri gibi bir arada dolaşan, öfkeli delikanlı grupları çıkıyor. Kızlar daha çok evlere kapatıldığı için sokaklar erkek egemenliğine terkedilmiş. Bu gençlerin hayatta referans noktaları yok. Değer ölçülerine sahip değiller. Bildikleri tek şey futbol takımlarına fanatik biçimde sahip çıkmak, şiddete dönük yaşamak ve bir gün "yırtmayı" hayal ederek beklemek.

Cinsellikten başlayıp, ekonomik suçlara kadar uzanan şiddet eğilimi giderek artıyor.

Deyim yerindeyse "kara kalabalık" bunlar.

Arabesk şarkıcıların çıplak ayaklarına dokunabilmek için birbirini tepeleyen, göğsünü jiletlemeyi kahramanlık zanneden lumpen-arabesk milyonlar.

Türkiye bu milyonlarca genci Avrupa Birliği'ne taşıyamaz.

Kimse izin vermez buna.



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır