kapat
13.12.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 RAMAZAN
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 WEEKEND
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 CANLI
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
"Boşluk" sorunu

Çarşamba, saat 14.20... Meclis'te "bütçe üzerinde son görüşmeler" yapılıyordu... Kürsüde AK Parti'den Bülent Arınç (Manisa) konuşuyordu:

* 27 Milyon insan yoksulluk içinde.

* 12 milyon insan aç.

* Fabrikalar kapandı, bir milyon insan işsiz.

* Sosyal patlama... Fuhuş patlaması... Boşanma patlaması... Alkol, uyuşturucu patlaması.

* Ekonomi bıçak sırtındaydı... Şimdi bıçağın altına kaydı.

Bülent Arınç'ı dinlerken...

"Hükümet sıralarına" baktık.

"Sadece iki kişi" vardı:

Hüsamettin Özkan ile Sümer Oral.

Sonra "iktidar sıralarına" baktık.

"Sadece 40 kişi" oturuyordu.

Onların da bir kısmı, kürsüdeki Bülent Arınç'a "laf atmakla" meşguldü.

Bir ara Arınç dayanamadı:

- Laf atarak... Ya da topu taca atarak sorunların çözüleceğini mi sanıyorsunuz?

***
Türkiye'de bugün "dinamik bir başbakanın" lokomotif görevini yaptığı "güçlü bir hükümet" olsaydı... "İktidar kanadı" bütçeyi "kırk kişiyle mi izlerdi?"

Ve Bülent Arınç'ın "düzgün söylemi" laf atmalarla mı kesilirdi?

Türkiye'nin en önemli sorunu, ekonomik krizin de ötesinde, "demokratik otorite sorunu."

***
Bir ara ANAP'lı Prof. Dr. Ekrem Pakdemirli (Manisa) ile konuştuk.

"Önümü göremiyorum" diye söze başladı:

- Siyaset, insanların mutluluğu, refahı, yaşam düzeyinin iyileşmesi için yapılır... Bazı şahısların daha iyi makamlara gelmesi için değil.

Sonra söz "Cumhurbaşkanı ile Hükümet ilişkilerinden... Ahmet Necdet Sezer'in, Hükümet'i eleştirmesinden" açıldı.

Pakdemirli:

- Olmaması lazım... İyi değil... Türkiye'nin imajını bozuyor.

***
Demokratik otorite "bu kadar zaaf içinde olmasaydı..."

Cumhurbaşkanı, "günlük politikaya bu kadar girebilir miydi?

***
Prof. Dr. Orhan Aldıkaçtı, 1982 Anayasası'nı yapan "Danışma Meclisi"nin üyesiydi.

"Anayasa Komisyonu" başkanıydı.

İki gün önce, evinin önünde, ayağı kaydı düştü. Şimdi "yatıyor."

Dün hem "geçmiş olsun" dedik.

Hem de "Çankaya-Hükümet ilişkilerini... Gerginliğini" sorduk.

Prof. Aldıkaçtı:

- Sayın Sezer'in çıkışları katiyen uygun değil... İç politikaya, hükümetin icraatına müdahale etmemesi lazım... Sisteme aykırı... Ayrıca... Tarafsızlığına zarar veriyor... Onun ana görevi, devlet organları arasında uyum sağlamak... Kendisinin de bir devlet organı olduğunu unutuyor mu?

***
Orhan Aldıkaçtı "birşey daha" söyledi:

- Hükümeti savunduğum falan sanılmasın... Bu hükümetin savunanı yok... Savunulacak yanı da yok.

- Hocam... Bu saatten sonra öneriniz?

- Bir cumhurbaşkanı, kamuoyu önünde hükümeti eleştirmez... Söyleyeceğini, ikili görüşmede, başbakana doğrudan söyler... Tabii bu tek taraflı değildir.

- Diğer tarafı nedir?

- Bir başbakan da, cumhurbaşkanına çıkar... Görüşür... Cumhurbaşkanının imzasını gerektiren işlerde onu önceden hazırlar.

***
Siyasi iktidar -Allah uzun ömür versin, Sayın Başbakan'dan kaynaklanan nedenlerle- boşluk veriyor. Ve boşluğu da "birileri" dolduruyor.

Bazen TÜSİAD. Bazen sendikalar.

Bazen de Cumhurbaşkanı.

Tabii bu arada olan da...

Türkiye'ye oluyor.

***
Prof. Dr. Münci Kapani "Politika Bilimine Giriş" adlı kitabında (Bilgi Yayınevi) iktidarı şöyle tarif eder:

"Kuvvet artı rıza." (Sayfa 50)

Bugün iktidar var ama...

"Kuvveti" yok.

Halkın "rızası" ise çok zayıf.

Öyle olmasaydı...

Cumhurbaşkanı, "hükümeti yerden yere vurabilir miydi?"

***
Sayın Ecevit'in "El ele Büyüttük Sevgiyi" adlı kitabında (1994), "Bir Ozan Bir Devlet Adamını Sorguluyor" adlı bir şiiri (Sayfa 9) var.

Sayın Başbakanımız...

"Bu şiirin gereğini yapmanız" çok mu zor?



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır