kapat
13.12.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 RAMAZAN
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 WEEKEND
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 CANLI
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Rüşvet haber olmaktan çıktı mı?

Reha Muhtar'ın son "Ateş Hattı", rüşvetin "canlı" yayınlanabilecek kadar yaygınlaştığını gözler önüne seren ilginç bir programdı!

Ancak kamuoyu, bu vahim gerçek karşısında beklenen tepkiyi vermedi! Belli ki rüşvetin kurumsallaşması, kimsenin umurunda değildi! Hatta vatandaşlar arasında, rüşvetçileri yakalattığı için Reha'ya kızanlar bile çıktı! Medyanın bir bölümü de Reha'ya yüklenmeyi yeğledi.

Rüşvet yerine, rüşveti ekrana getiren Reha, haber oldu!

***
Peki, yasalara göre suç sayılan rüşvet, halk arasında ne zamandan beri doğal karşılanmaya başlandı? Biz bu trajikomik duruma nasıl düştük?

Sorunun yanıtını bulmak için pek gerilere gitmeye gerek yok!... Özal dönemini şöyle bir hatırlayalım yeter!..

Türkiye'ye çağ atlatmakla övünen merhum Turgut Özal, bazı bürokratik engelleri kaldırırken, rüşvetçileri de unutmamış ve onlara derin bir 'oh' çektiren tarihi bir konuşma yapmıştı:

"Benim memurum, işini bilir!"

Mesaj çok açıktı: İşi bitirin, malı götürün! Rüşvette de çağ atlayın!

Özal'ın "işini bilen memurlarından" biri de, büyük fedakarlıklarla Amerika'dan getirttiği prenslerden Engin Civan'dı!

Civan Amerika'da iken, kıt kanaat geçinen sıradan bir memurdu. Satın aldığı televizyonun aylık 50 Dolar tutan taksitlerini, kardeşine verdiği 30 Dolar borcu bile, not defterine kaydediyordu... Ama aynı Civan, Emlak Bankası'nı soymakla, pardon yönetmekle görevlendirildiği gün, bambaşka bir "memur" olup çıkıvermişti. Genel müdür koltuğuna oturur oturmaz, yaptığı ilk "iş", Özal'ın talimatını yerine getirmek oldu!.. Selim Edes'ten kendisi, Zeynep ve Efe Özal için, İsviçre'de birer banka hesabı açmasını istedi! Ardından da şahsi hesabına, milyonlarca Mark yatırmasını!..

Selim Edes de sonuçta Özal'ın "memuru" sayılırdı! Emri derhal yerine getirerek, Civan müdürü paraya boğdu.

Edes'in parası, uğurlu gelmişti. Para parayı çeker derler ya, ardından diğer ihaleler ve avantalar sökün etmişti!..

Emekli astsubay çocuğu Civan, işi bitirip malı götürdüğünde, milyonlarca doların sahibiydi...

Ama o, nereden geldiğini, göz kamaştıran servetini nasıl elde ettiğini, bir çırpıda unutabilecek nankörlerden değildi!

Bu nedenle Amerika'ya uçarken, kendisini burslu okutan, daha sonra da koskoca kamu bankasını teslim edip soyduran ülkesine vefa borcunu ödemeyi, ihmal etmedi!

"Rüşvetçinin El Kitabı'nı, yani aldığı tüm rüşvetleri kaydettiği not defterini, hiçbir telif ücreti talep etmeden burada bıraktı!

***
Civan'ın şimdi Amerika'da ithalat-ihracat ve Rusya'da finans işleri yaptığı söyleniyor.

Defterin ve hakkında açılan davaların akıbetine gelince... Birçoğundan beraat etti!.. Bazıları ise sürüyor. Bu arada defterin hesabını vermek de bize düşüyor!.. İster inanın, ister inanmayın, bu defteri bir medya ordusunun önünde İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı'na teslim ettikten tam iki yıl sonra, Engin Civan'ı yargılayan bir mahkemeden şöyle bir yazı aldım:

"Engin Civan'a ait olduğu söylenen defter, bugüne kadar mahkememize teslim edilmemiştir. Derhal teslimi... Aksi takdirde, polisle celbiniz gerektiğinden!.."

Anlaşılan "Rüşvetçinin El Kitabı"nı yargıya sunmakla başımıza iş açmıştık!

Neyse ki, Civan yerine bizi tutuklamadılar!

***
Yasalara göre rüşvet alan kadar, veren de suçludur. Ama bazen öyle durumlar yaşanır ki, alan da veren de, bunun rüşvet olduğunu düşünemez!

Hatırlayacaksınız ARENA ekibi, gümrüklerde "manifesto" denilen bir rüşvet şeklini görüntülemişti.

Gümrüğe işi düşen her vatandaş, elindeki belgeleri masa masa dolaştırarak imzalattırıyor, bunun karşılığında da imza sahiplerinin çekmecesine, para koymak zorunda kalıyordu. Sonradan öğrendik ki, bu rüşvet alışkanlığı, gümrüklerin tarihi kadar eskiymiş!

Program yayınlanınca, gümrükçüler hakkında soruşturma açıldı ve işlerine son verildi. Tesadüfen görüntü dışı kalan dürüst (!) görevliler ise kurtuldular!..

Bir süre sonra, işten atılan memurlardan biri, iki gözü iki çeşme, ofisimize geldi. Yemin billah ederek, memuriyete girdiği ilk gün, manifestoyla tanıştığını ve bunun rüşvet olduğunu bilmediğini söylüyordu! Bize göre son derece samimiydi!.. İşi gücü bırakıp, ona iş bulmaya çalıştık!

Peki manifesto tamamen kalktı mı?

Ne gezer!.. Kalkmadığı gibi, ekonomik krizin etkisiyle tarife daha da yükseldi!

Artık "rüşvet vermek" değil, "vermemek" ayıp sayılıyor!

Bu nedenle "rüşvetçiler" yerine, "rüşvetçiyi yakalatanlar" haber oluyor!



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır