Yeni Şafak'ta, Taha Kıvanç imzasıyla rivayet ve senaryolar kaleme alan Fehmi Koru, danışıklı dövüş internet anketlerinde "kimlerin niçin en çok okunan yazar çıktığını biliyoruz" dedim diye, kızmış, hem "göz atmadığım bir sütun" diye bendenizi küçümsüyor, hem de "o anketlerde herkes tek bir oy kullanıyor" diye savunma yapıyor.
Beni okumadığına "kırılmadım" desem yalan olur.
O entel görünüşe yakışıyor mu hiç?..
Ben okuyorum
Bense zat-ı alilerini devamlı okuyorum.
Okuyorum çünkü, değişik lobilerin, iklimlerin ve çevrelerin havasını öyle alıyoruz.
Hem benim işim daha zor.
Fehmi Koru'yu okuyorum, yetmezmiş gibi üstüne bir de Taha Kıvanç'ı okuyorum. Kolay mı?
Biz, "11 Eylül saldırısını bizzat Amerika tezgahlamış olabilir" senaryosunu ispata çalışıp, Usame'yi "aklamak" için günlerce nasıl yırtındığını izleyerek, beyinsel işkenceye maruz kalıyoruz da, şikayet ediyor muyuz?
Neyse, maksadım durup dururken hır çıkarmak değil, çünkü ortada ciddi bir konu yok, mesele internet anketleriydi.
Bence, internet anketleri sağlıksız!
Organize oylar
Bir ankette, bir kişi birden fazla oy kullanamasa bile, değişik çevreler birbirlerini harekete geçirip organize bir biçimde ankete etkili olabilirler.
Kaldı ki internette blok oy kulanmak bile mümkündür.
Hem, siyasal islamcıların, kendi halindeki insanlardan daha organize oldukları bir gerçek değil mi?..
Bir örnekle anlatayım:
İnternette, en çok hangi yazarların okunduğu yolunda sık sık anketler yapılır.
Bizim Sabah'ın bazı yazarları da bu anketlerde daima ilk sıraları paylaşırlar, eskisi, yenisi ile...
Al gülüm ver gülüm
Nedeni basittir.
Bizim özgürlük yanlısı yazarlarımızın bazıları her vesile ile dinci çevrelerin gönlünü hoş etmeyi vazife bildiler, bu sayede de o cenahtan "ödünç" bir sempati topladılar.
Eh!..
Türbana özgürlüğün, Yeni Şafak'ta veya Vakit'te savunulması mı daha mühimdir, SABAH'ta savunulması mı?.. Cevap açık...
O halde, böyle bir ankette, sempatik yazarların siyasal islamcılar tarafından ödüllendirilmesine niye şaşırıyoruz?
Al gülüm ver gülüm!
Lobiler tarikatlar
Türkiye'de zaten herkesin bir kulübü, bir tarikatı var...
Siyasal İslamcılar kendi mahfellerinde, liberaller kendi kulüplerinde, enteller kendi alemlerinde yaşıyor.
Envai çeşit solcu da öyle, binbir türden sağcı da öyle...
Ayakta böyle duruyorlar, birbirlerini ağırlıyorlar, lanse ediyorlar, forse ediyorlar...
Türkiye'de bu "tarikat"lara üye olmaksızın, "birey" olarak varlığını sürdürmek giderek zorlaşıyor.
Ülkenin asıl sorunu işte budur.
Yoksa, en çok okunan yazar kimmiş, o muymuş, bu muymuş değil...
Benim ölçülerim
Ben, Gazi Mustafa Kemal'in Türkiye'yi aydınlık bir yaşantıya taşımak için çırpındığına ve yaptığı devrimlere inanıyorum.
Daha demokratik bir cumhuriyette yaşamak istiyorum.
Sisteme dünya kadar eleştirim var! Zaten işim de bu!..
Ama "züppe aydın" olmayı da, "mürteci" yazar olmayı da, "devletin sesi" olmayı da reddediyorum.
Benim bakışımda ve düşüncelerimde ve tabii ki yazılarımda, ne entelektüel bir fiyaka, ne kolejlilik takıntısı, ne Fransız demokratlığı, ne solcu despotizmi, ne de nazizmi bulabilirsiniz.
Hiç bir tarikata yazılmadan yaşamayı ve çalışmayı deniyorum.
Ülkemin "normal" insanlarının, normal gazeteler ve "normal" yazarlara ihtiyacı olduğu görüşündeyim.
"Fikir hastası" veya "ruh hastası" olmayanlara...