kapat
13.12.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 RAMAZAN
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 WEEKEND
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 CANLI
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 

47 yıl masalı ve Şenol Güneş!..

Türkiye 47 yıl sonra Dünya Kupasında finale kaldı. Bu üçüncü kalışımız.. Bir defa 54'de gittik.. Bir defa, Güney Amerika'daydı ve Türkiye'nin oralara takım gönderecek parası yoktu. (Bugünkü krizle mukayese edin hadi) Finale kaldık gidemedik. Şimdi, Japonya/Kore hakkını, Avrupa'nın en kolay gurubunda ancak playoffa kalarak ve playoffta en kolay rakibi çekerek elde edebildik.

Bizim tabelacı medya için, bu büyük zafer, daha doğrusu Şenol Güneş'in büyük zaferi oldu.

"Bir 47 yıl sonra.." masalları anlatılmaya başlandı.. Ama hiç kimse bu 47 yılı anlatmadı.. O zaman biz özetleyeceğiz..

***
Türkiye 1954'te fevkalade iyi bir kuşak yakalamıştı. Alt yapısı devamlı üretken olmayan ülkelerde böyle kuşakları yakalandı mı, iyi değerlendirmek gerekir.. Sandro Puppo yönetimindeki Türk takımı, bunu, o zamanki kuralların yardımı ile iyi değerlendirdi. İspanya'ya ilk maçta 4-1 yenilmemize rağmen, ikinciyi 1-0 kazanınca averajla elenmedik. O zamanlar Dünya Kupası er meydanı idi. Averaj yoktu. Üçüncü maç vardı. Onda da yenişemezsen, kura.. Üçüncü maç berabere bitince, kura çekildi. İspanya'yı eledik ve İsviçre 54'e Seri Başı olarak gittik. Talihsizlik guruba, daha sonra Dünya Şampiyonu olan Almanya'nın düşmesi idi. İki kez yenildik ve elendik.

Ondan sonra, Türkiye ayni güçte bir takımı çok bekledi.. Ama daha fazlası, inanmış bir Teknik Direktör bekledi..

1960'lardan sonrası, Türkiye "Şerefli yenilgiler, onurlu beraberlikler" diye uyutula uyutula, onlarca yıl kaybetti. Hiçbir turnuvaya kazanmak için girmiyor, kağıt üzerinde bizden kuvvetli rakipler önüne, hep 1-9-1 anti futbol savunması yaparak çıkıyor. 0-0 berabere kalır, ya da 1-0 yenilirsek bayram yapıyorduk.. İşin kötüsü, bizim spor medyası da, bu uyuşuk, bu küçük düşünceyi destekliyordu. Ne Dünya, ne Avrupa Kupası eleme turlarını final için oynamıyorduk. Bizi hiçbir yere götürmeyen ikincilikleri elde edince de kasılıyorduk.. İkincilikle, sonunculuğun hiç farkı yokken..

1982 Dünya Kupasından sonra, Türkiye'de "Hücum Futbolu" rüzgarları esmeye başladı. Bu deyimi, Türk spor literatürü içinde ilk kez kullandık ve şiddetle savunmaya başladık. Derwall/ Denizli devrimi, Hücum Futbolunu ve büyük düşünmeyi ülkeye getirdi. Zamanın milli takım teknik direktörü Mustafa Denizli, ilk defa finallere katılmak için oynayacağımızı açıkladı. "Şerefli yenilgiler"e fena halde alışmış medyanın büyük çoğunluğu, hele 8-0'lık İngiltere yenilgisi gelince Denizli ve onun gibi düşünenleri hemen "Umut Taciri" ilan etti. Ama Büyük Düşünceyi silmeyi başaramadılar. Çıta bir kez yukarıya konmuştu, korkaklar onu indiremediler. Denizli'nin Galatasaray'ı da, milli takımı da, büyük hedefler için mücadele etmeye başladı. Zamanın federasyonları Denizli'i taşıyamadılar.. Denizli'nin Galatasaray'ı Avrupa sahalarını allak bullak ederken, milli takım sıradan hocalarla, gene sıradan sonuçlara döndü. Ayağımıza kadar gelen final şansları, küçük düşünceli ve korkak hocalarla ziyan edildi. Hem de gene çok iyi bir kuşak yakalanmışken..

Türkiye'yi bu günlere getiren devrim, Şenes Erzik'in Federasyon Başkanı, Ayhan Bermek'in de futbol sorumlusu olması ile başladı. Erzik/Bermek ikilisi, Milli Takımların organizasyonunu yeniden yaptı. Teknik Direktörlüğe, Danimarka Mucizesini yaratan Sepp Piontek getirildi. Fatih Terim'e çifte görev verildi. A takımı Teknik Direktör yardımcılığı ve Ümit Milli Takımı Hocalığı.. Piontek ebediyyen Türkiye'de kalmayacaktı. Terim onun yanında pişerken, kendi yetiştirdiği Ümit Takımı ile birlikte, gelecekte, A takımı olacaktı.

Piontek, Ümit Milli Takımını hep yakından izledi, destekledi. Puana ihtiyacı olduğu maçlarda A takımı futbolcuları Arif ve Hakan'ı Ümitlere vermekte tereddüt etmedi. Terim'in tam yanında olduğunu her şekilde gösterdi. Türk A takımı, Fatih Terim'in hemen her maç sonrası bana özetlediği gibi "Kolay gol yiyip, zor gol attığı" için, başarıyı tabelaya yansıtamadı. Büyük Düşünceye artık alışmış medyada homurtular yükseldi. Piontek "Benim yerime Fatih Terim'i getirirseniz, tazminat talep etmeden, mukavelemi feshederim" dedi. Kabul edildi ve Fatih Terim, kendi çocukları ile birlikte A takımına geldi ve 1996 Avrupa Şampiyonası finallerine kalmayı başardı.

Ardından Mustafa Denizli, önce Avrupa 2000 finallerine kaldı, sonra takımı, Avrupa'nın En İyi Sekiz takımı arasına soktu..

Bunlar önemli başarılardı.. Çünkü, 1994'te, 96 kuraları çekilirken, Türkiye, bugün Azerbaycan, Moldova gibi takımların bulunduğu beşinci torbaya giriyor ve önünde ikisi mutlak kafa, dört kuvvetli takım oluyordu. Elemeyi geçmek, zor oluyordu.

Terim'in başarısı ile, 2000 kuralarına, üçüncü torbadan girdik.. Üstümüzdeki takım sayısı azaldı. Denizli, çeyrek final getirince, 2002 Dünya Kupası elemelerinde torbamız 2'nci oldu. Bir tek kafa takım vardı artık gurubumuzda, gerisi kolay.. Kafa takım da, Avrupa'nın iyilerinin en kötüsü İsveç olunca kurada, 2002 finali, daha kuraların çekildiği gün garanti oldu..

..ve işte burada işin içine, hemşerilik girdi. Karadenizli Başbakan yardımcısı Mesut Yılmaz, Karadenizli Federasyon Başkanı Haluk Ulusoy'a (ki, Ulusoy'un başkan olması ve kalmasında Mesut Yılmaz'ın kulisleri, lobileri ve baskıları da çoktu) Karadenizli Şenol Güneş'i göreve getirmesini söyledi. Oldu. Koalisyonun MHP Kanadı da işin içine girince, bir gün önce futbolu bırakan Ünal da, bir gecede Milli Takım antrenörü oluverdi. Gurup o kadar kolaydı ki, Türkiye Milli Takımının ilk defa, bu kadar acemi, bu kadar "Vizyonsuz, misyonsuz, kariyersiz" (Yaşa sen Kazım Kanat) bir ekibe teslim edilmesine fazla kimse itiraz etmedi.

Ama Güneş, bu bedava guruptan Türkiye'yi çıkaramadı. Çünkü, kendi sahasında, yani Türkiye'de, Makedonya, Slovakya ve İsveç'e tam yedi puan kaybetti. Güç bela playoffa kalabildik. Kurada mesela Almanya çıksa, gitmiştik. En kolay Avusturya çıktı, geçtik ve bizim tabelacılar, vizyonsuz, misyonsuz ve kariyersiz Şenol Güneş'i göklere çıkarıp, kahraman ilan ettiler.

Dünya Futbolundaki gerilemeyi, Türk futbolundaki ilerlemeyi dikkate alıp, 2002 Dünya Şampiyonasında Türkiye'nin belki de yüzyılda bir gelecek tarihi bir fırsat yakaladığını görenler içinde düşündüklerini açıklama cesareti gösteren bir avuç bile olmayan yazar ise (Kazım, Ali Sami, Erman ve ben) bu fırsatın en iyi şekilde değerlendirilmesi için Şenol Güneş'e teşekkür edilip, bu müthiş finali taşıyabilecek bir hoca ile gidilmesini istediler. Ama yalnız kaldılar. Bir tabelacılar ve kişiliksizler koalisyonu ve de Şenol Güneş'e her nasılsa samimiyetle inanan birkaç kişi, Şenol Güneş'in etrafında toplandı.

Konuşmaya cesaret edemeyenler, konuşanları da susturmak için ortaya atıldılar ve federasyon bu tarihi fırsatı kaçıracak kararı aldı.

Japonya/Kore'ye Şenol Güneş ile gidilecekti.

Final kuraları çekildiğinde, Türkiye'nin gene talihli olduğu ortaya çıktı. Rahat geçilecek bir gurup ve rahat geçilecek bir 1/16 final.. Yani çeyrek finale kadar yol açık.. Ama takımın başında "Güçlü" bir hoca olması şartı ile..

O zaman, kararın bir kez daha gözden geçirilmesini istedik.. Uyumlu olmak için ödün de verdik..

Şenol Güneş Teknik Direktör, Ünal Karaman, antrenör olarak kalsın. Ama Almanya'nın 1990'da yaptığı, Brezilya'nın 2002'de yapma gereği duyduğu müdahaleyi yapalım. Almanya, nasıl 1990'da Kayzer Franz'ı "Takım Şefi adı ile görevlendirdiyse, Brezilya bugün 1994'ün Şampiyon Hocası Paraeira'yı Baş Danışman olarak kulübeye oturtuyorsa, biz de Fatih Terim'i, 2002'de Takım Şefi yapalım" dedik..

Türkiye Cumhuriyetinde iki gazeteci, konuyu tartıştı. Öcal Uluç, yüzde yüz karşı çıktı. Cem Ceminay yüzde 100 destekledi. Öcal Uluç'un Şenol Güneş gibi, tüm hocalık yaşamı başarısızlıklarla dolu bir hocayı nasıl ve neden desteklediğini anlamakta güçlük çekiyorum. Bunu kendisine de söyledim. Haluk Ulusoy'a nasıl böyle sahiplendiğine de aklım yatmıyor zaten.. Ama bunca yıllık ağabeyimin böyle "Dediğim dedik"leri vardır. Biraz babamıza çekmiş. Bir laf ağzından bir çıktı mı, kafasını kessen, aksini kabul ettiremezsin. Lucescu'yu benden daha ağır eleştiren kalemin, Şenol'dan fazla Şenolcu olmasının mantığını bulamıyorum. Önemli olan yanı, bir tartışma istedik. Bu tartışmaya benim kendi gazetem gözlerini kaparken, Öcal Ağabeyim ve Cem hemen koştular.. İkisine de teşekkürler..

Amma..

Bu medyanın gözlerini yummasının benim için zerre değeri yok. Ben zaten çoğunun ruhunu ve bunu neden yaptığını biliyorum.. Önemli olan, vatandaş.. Futbolseverler ve ülke severler.. Faks ve e-mail yağdı.. Bir, tek bir tanesi "Sen haksızsın. Şenol hakketti. Gitmeli" diyordu.. Geri kalanların hepsinde ayni güç verme, teşvik vardı:

"Hıncal Ağabey, Hıncal Amca, Hıncal Bey, Sevgili Hıncal.. Üzerine ölü toprağı serpilmiş bu medyanın içinde gerçekleri gören ve korkmadan bağıran bir avuç insansınız. Ne olur susmayın, devam edin.."

Edeceğiz dostlarım..

Ben Şenol Güneş'in Türkiye'nin yakaladığı bu tarihi fırsatı taşıyabilecek çapta olmadığına inanıyorum.. Bu yanlış karardan dönülmesi, Türkiye'nin Japonya ve Kore'de fırtınalar estirerek futbol tarihine geçmesi, bu ülkeye müthiş bir moral ve 6 milyar Tv seyircisi önünde, değeri ölçülemeyecek bir tanıtım sağlanması için, Milli Takımın hareket ettiği güne kadar savaşacağım..

Bunu herkes böyle bilsin..

SPOR DUVARI
* Fener'in 18 yıllık Türkiye Kupası hasreti gelecek sezona devretti. 19 mucizesi.

* Lazetiç oyuna girdikten 50 saniye sonra kırmızı kart gördü. Anlaşılan Fenerbahçeli futbolcular bu yıl Guinness Rekorlar Kitabı'na bir şekilde girmeyi kafalarına koymuşlar.

* Denizli ile Erzurum kardeş şehir olsun.

* Fenerbahçe ilk devrenin tüm derby maçlarını kaybetti. Fener'in derdi Derby.

* Cimbom'un 7 puanlık fark planına Ankaragücü taş koydu.

"Ankara'nın taşına bak!"

* Beşiktaş Nihat'tan gelecek parayla Hakan Şükür'ü transfer etmek niyetinde. Ne gerek var?! Fenerle Cimbom böyle puan kaybetmeye devam ederlerse Beşiktaş'ı şampiyon yapacaklar zaten.

hakanutku@hotmail.com



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır