kapat
13.12.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 RAMAZAN
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 WEEKEND
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 CANLI
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Ben de baharı bekliyorum

Bir süredir sabahları yola çıktığımda yönümü çevirip gaza bastığım gibi Bursa'ya gitmek istiyorum!

Yanıma Ahmet Hamdi Tanpınar'ın "Beş Şehir"ini almayı da unutmadan. Uludağ'a, servilere, Yeşil Türbe'ye, Ulu Cami'ye nakşolup kalmış "Bursa'da Zaman"ın kapısını yeniden aralamak istiyorum.

Setbaşı'nda sert esen rüzgâra karşı durup çocukluğumun anılarını çağırmayı özlüyorum.

Ama yirmi dakika içinde hevesim kaçıyor.

Son bir yıl içinde 40 sanayi kuruluşunun kapandığı, yetmiş bin insanın (dikkatle okudunuz mu? 70 bin kişi) işsiz kaldığı bir şehir olduğu aklıma geliyor Bursa'nın. Ruhum soluveriyor...

İzmir'e kaçmaya gelince... Bu zaten beni hiç bırakmayan güzel bir rüyadır. Hatta İzmir'e yerleşmek...

Dışardanım ya, İzmirliler'in yakınıp durdukları Körfez'in berbat kokusu bile bana güzel gelir.

Ama bir yıl içinde 7 bin 671 şirketin kapandığı, kırk beş bin kişinin işsiz kaldığı bir şehrin artık çok başka türlü koktuğunu biliyorum. İşsizliğin, gelecek korkusunun, umutla umutsuzluğu değiş tokuş etmenin eşiğinde durmanın kokusu körfezin kirli çamurundan beterdir!

Yani İzmir rüyam da kendi kendine soluyor bu yıl... (Alsancak'ın trafiğe kapalı sokaklarında insanlar yine sımsıcak gülen gözlerle dolaşıyorlar mı acaba?)

Konya'da sanki elle tutulur yoğunluktadır hava! Sanki yaşanmışlık duygusu Selçuklu'dan beri biriktikçe birikmiş, yoğunlaştıkça yoğunlaşmıştır. Severim... Bir yanı yeşil ovalardan geleceğe, öteki yanı sarı bozkırlardan geçmişe açılan halini severim Konya'nın.

Ama istihdamın % 48.5 azaldığı bir şehre insan nasıl güle oynaya gider? İstanbul'da bir yerde "etli ekmek" yemek özlem giderir mi?

Celal Doğan hep "gel, şehri gez!" der. Ama Anadolu aslanlarının kalelerinden Gaziantep'de son bir yıl içinde 100 fabrikanın kapandığını okuyunca "gitme zamanı bu zaman değil!" deyip vazgeçiyorum. Antep'in üzerine bir "kırgınlık", bir "düş kırıklığı" bulutunun yerleştiği imgesi geliyor gözümün önüne, nedense...

Adana'da Adana kebabı yemek bambaşkadır. Ama yüz şirketten 31'inin kapandığı; 23 bin işsizin yaşadığı bir şehirde kaç şalgam suyu o kebabın boğazımdan geçmesine yardımcı olabilir?

Şu yanı başımızdaki Kocaeli'nin önünden geçerken şehir bana kocaman bir "alın teri anıtı" gibi gözükür. Çocukluğumdan beri...

Ama insan gazeteci olunca naifliğini yitirdiği yetmiyormuş gibi, bir de rakamlarla gerçek hayat arasındaki bağlara takılıp kalıveriyor: Kocaeli'ndeki sanayi tesislerinin kapasite kullanım oranının yüzde yirmi-on beşlere çekildiğini biliyor muydunuz?

***
En iyisi baharı beklemek...

Umut ediyorum.

Bu umut hoşuma gidiyor.

Bu bahar insan mutluluğunun temel değerlerinin yeniden inşası üzerine hayaller kuruyorum, umut ediyorum. Yoksa çiçek böcek edebiyatı değil!..

Artık unutulan bir şair, asgari ölçülerde doğru bir ekonomi politik için "şükrü kurtarmak çabası" demişti. Krizle çok sarsıldık, çok yıprandık. Bu bahar hiç değilse "şükrü kurtarmalı"yız... İktidarın ve her kesimden yöneticilerin ilk görevi bu olmalı.

Benim yolculuklarım ve yolculuk heveslerim de bahara kaldı...

Ben şimdilik İstanbul'un dertleri, dertlileri ve dertlerimle idare etmeye çabalıyorum.

ALTYAZI
J. Takagi: Demek para istiyorsunuz? Hangi teröristlerdensiniz siz?

Hans Gruber: Terörist olduğumuzu kim söyledi ki!..

(1988 yapımı John McTiernan'ın ilk Die Hard'ından...)



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır