Şu bir gerçek, bir kanalda üç büyüklerden birinin maçı varsa, diğer kanalların programları pek izlenmez.
Bunun içindir ki televizyonlar, önemli maçlarda yayın akışlarını değiştirirler. Ellerindeki, bin kez izlediğimiz Kemal Sunal filmlerini ekrana dayarlar.
Salı akşamı, TRT-1, Fenerbahçe - Denizlispor maçını naklen yayınlıyordu. atv'de de bizim evin çok sevdiği "Hayat Bağları" vardı.
Ben maçı seyretmek istiyorum, ev halkı "Hayat Bağları"nı. Tabii; bir maç uğruna kalp kırmak istemedim! Fenerbahçe maçına reklam aralarında geçtim.
Ne yalan söyleyeyim, "Hayat Bağları"na fazla şans tanımıyordum. Kıran kırana geçen Fenerbahçe-Denizlispor maçının, "Hayat Bağları"nın seyircisini kıracağını sanıyordum.
Yanıldım.
"Hayat Bağları" AB grubunda günün en çok izlenen dizisi çıktı. 100 program sıralamasında, Fenerbahçe-Denizlispor maçının bir altına yerleşti, gün dördüncüsü oldu.
Büyük başarı.
"Hayat Bağları"nın Salı reytingleri gelecek için umut dolu sinyaller verdi. Maç karşısında ezilmeyen bir dizi, ekranda maç olmadığı günlerde seyircisini katlar gibime geliyor.
Gördüğüm kadarı ile, özellikle kadınlar, gençler ve çocuklar çok seviyor "Hayat Bağları"nı. Dizide kendinden birşeyler buluyor.
Dizide bu hafta en tuttuğum laf "Televole kızı" oldu. Güven Kıraç, aklı bir karış havada, eteği belinde kızına bakıp bakıp şöyle diyordu:
"Ne o Televole kızı mı olmak istiyorsun?"
İnşallah bu söz "Hayat Bağları"nı izleyen genç kızlarımızın kulağına küpe olmuştur.