kapat
13.12.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 RAMAZAN
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 WEEKEND
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 CANLI
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Bu ne şiddet Dobrovski?

Türkiye'de çok kötü bir çığır açıldı... Hatta moda başladı: Yasaları çiğnedin ve yakalandın mı, hortumculardan söz edeceksin... Polise, belediye zabıtasına, "Benim suçum ne, milletin parasını mı hortumladım?" diye direneceksin... Hatta daha da ileri gidip, "Gücün bana yetiyor değil mi? Gidip hortumcuları yakalasana" diye dikleneceksin...

Dikkat edin; benim gibi sizler de her gün onlarca örnek göreceksiniz... Esnafın önünde tezgah açan işportacı malına el koyan belediye memuruna böyle yakınıyor... Dozerlerin önüne geçen konducular, yıkım ekibine aynı cümleleri kullanıyor... Hatta kapkaççılar bile suçüstü polise yakalanınca "hortumcuları görün" mazeretinin arkasına saklanıyor...

*
Bu mazereti kendine zırh yapanlara en son Mehmet Ali Erbil katıldı... Feshane'deki Ramazan Şenlikleri için çıktığı sahnede "Demokrasiyi savundun mu tependedir bu devlet... Öbür tarafta hırsız, hortumcu olursan baş tacı yapılırsın" diye yakındı...

Peki bu sözler neden?

Milyonlarca dolar kazanan, kazandığını kumara yatıran ve sonra da babasının adını vereceği okulu yarım bırakan Mehmet Ali neden bu sözleri sarfetti?

Erbil'in, programına katılmayı reddeden Tarkan'ı yerin dibine batırmaya kalkması, Çarkıfelek programında şaklabanlık yapıp ona buna takılması, kaynanasının 9 milyarlık manto giymesine kafayı takması, casino'lara borçlanması başka, böyle ciddi iddiaları ortaya atması başka!

Ne dersiniz; Mehmet Ali sonunda kendi deyişi ile "Dobrovski" mi oldu?

DOĞRU SÖZ
Belediye otobüsü uykuya benzer... Ne zaman geleceği, ne zaman kaçacağı belli olmaz...

Fıkra
Sorun ikincide

Yetmişlik karı koca, sağlık kontrolünden geçmek için doktora gitmişler. Doktor, önce adamı muayene edip sormuş:

- Seks hayatınız nasıl gidiyor?

Yetmişlik ihtiyar hafifçe içini çekmiş:

- Birinci sefer gayet normal oluyor da doktor bey, ikinci seferde çok terliyorum...

Doktor, şaka mı yapıyor diye adamın suratına bakmış. Adam ciddi... Daha sonra karısını almış muayeneye... O da turp gibi... Aynı merakla ona da sormuş:

- Eşiniz, birinci seferin normal olduğunu, ancak ikinci seferde çok terlediğini söyledi, gerçekten böyle mi oluyor?

- Evet aynen öyle oluyor. Ama ben bunda bir anormallik görmüyorum...

- Neden?

- Canım yılda zaten iki defa oluyor. Birincisi Ocak'ta, ikincisi Temmuz'da. Temmuz'da da haliyle terliyor insan...

Bugün Ege Bölgesi'nde ve özellikle sahilde yaşayanlar arasında kendini Müslüman olarak tanımlayanların oranı Yüzde 80'e gerilemiş durumda. İslamın ve imanın şartlarını sorduğunuzda bu rakam yüzde 51'lere doğru geriliyor...

(Abdurrahman Dilipak)

Bu cezalarla trafik kazası önlenir mi?
Trafik cezaları zamlandı ya; gazeteler de bunu duyurmak için "proteinden yoksun" başlıklar attı:

"Sollarken iyi düşün!"

Niye?

Çünkü yılbaşından itibaren hatalı sollama yapmanın cezası 26 milyon 600 bin liradan 40 milyon 700 bin liraya çıkacakmış... Hatalı şerit değiştirenler yakalandıklarında 13 milyon 200 bin lira değil, 20 milyon 200 bin lira ödeyeceklermiş... Alkollü araç kullananlar ise 83 milyon lira vereceklermiş... Kısacası, bu astronomik(!) cezalar sayesinde trafik canavarları dizginlenecekmiş...

Öyle mi?

Yani konvoydan çıkıp, karşıdan gelen bir araca çarparak 5 kişinin canını almaya hazırlanan bir manyağın sollamasını 40 milyon liralık ceza ile önleyeceğinizi mi zannediyorsunuz?

300 promil alkollü olarak direksiyona geçen canavarları 83 milyon liralık ceza ile taksiye bindireceğinizi mi tahmin ediyorsunuz?

Güldürmeyin adamı beyler!

Bu cezalar en az 10'a, 20'ye katlanmalı... Hatta hatalı sollayanların ehliyetlerine el konulmalı...

Düşünün; bir yanda 5 can, diğer yanda 40 milyon 700 bin lira...

Vicdanınıza sığıyor mu?

Hay ağzını öpeyim!
Üniversitemize 1998 Ekimi'nden beri siyasal İslamın simgesi giysilerle girilmiyor.. Bundan sonra da böyle olacak... Tavrımız değişmeyecek... Ben varken türban giremez... (İ.Ü. Rektörü Kemal Alemdaroğlu)

SSK yolsuzluk kaynıyor!
Salya sümük ağlamayın, iş yapın" diye eleştirdiğimiz Bakanlardan Yaşar Okuyan dün telefon edip sitemde bulundu...

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı koltuğuna oturduğu günden bu yana geçen 30 aylık süre içinde başta SSK'da uygulanan "telefonlu randevu" olmak üzere birçok ilke imza attığını belirten Okuyan, yolsuzluklarla ilgili de çarpıcı açıklamalarda bulundu:

"2 bin 875 soruşturma açtırdım.. Bunların 900 tanesi Disiplin Kurulları'na, 792 tanesi de Cumhuriyet Savcılıkları ile DGM'ye intikal ettirildi...

30 ayda bakanlığım ile bağlı kuruluşlarında 27.8 milyar dolarlık bir bütçe döndü.. Sadece SSK'da 1.6 milyar dolarlık ihale açıldı... SSK'da ve Bağkur'da bir yılda dönen reçete ve fatura sayısı toplam 75 milyon... Bunları denetlemek için otomasyon sistemine geçiyoruz..."

Okuyan'la sözleştik; önümüzdeki günlerde yaptıklarını o anlatacak ve sizlere ileteceğim...

Serbest kürsü
Tefeciden daha beter
Kredi kartları hepimizi sefalete sürüklüyor. Yıllık faiz oranları yüzde 300'leri aştığı için kazandığımız parayla bırakın ana parayı, faizleri bile ödeyemiyoruz. Tefecilerden daha beter hale gelen bankaların, faiz oranlarını makul bir düzeye düşürmelerini istiyoruz. Ayşen Uludağ

Kırmızı kart
Fenerbahçe erirken, gidip gelenden tokat yerken Mustafa Denizli ile devamda ısrar eden takım yönetimine...



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır