Salı günkü yazımızda yeni yılın risklerinden ilkini irdelemiş ve yabancı porföy yatırımcılarının yavaş yavaş geleceklerini, gelirken de çok seçici olacaklarını belirtmiştik. Ekonomi için bir başka gereklilik de yurtiçinde dövizden liraya dönüşün hızlanması. Dövizden çözülme büyük ölçüde enflasyonun düşüşüne bağlı. Çünkü birkaç aylığına kurlar gerilese bile, enflasyonun bu düzeylerini koruması halinde dövize spekülatif ataklar olacak ve bu dalgalı kur içinde doları kolaylıkla yükseltebilecek. Kur konusunda bu tür iniş ve çıkışlar, belirsizlikler hem yurtiçinde dövizden TL'ye geçişi hem de yurtdışından sermaye gelişini geciktirebilir.
Gelecek yıl ekonomide ortaya çıkabilecek riskler bugünden şöyle sıralanabilir:
* Uygulama riksi- Hükümetin icraatlarını içeren bu riski en başta saymak gerekir. 2000 yılındaki programı da, rehavete erken kapılma batırdı, programın ipini çekti. Şimdi de erken bir şekilde "kurtulduk" dersek hükümet reformların hızını kesebilir. Halbuki daha yapılacak çok iş var. Krizden gerçekten çıkabilmemiz için ekonominin ve devletin yapısını değiştirmek, verimliliği artırmak, harcamaları kısmak ve bunun için devleti küçültmek ve etkinleştirmek gerekiyor. Bu açıdan hükümet hemen sonuç verip vermediğine bakmadan geceli gündüzlü çalışarak ve Parlamentoyu çalıştırarak icraatlarına devam etmeli. Olumlu sonuçlar belki de önlemlerin tümü alındığında ortaya çıkabilecek.
* Enflasyon ve büyüme riski- Ekonomik canlılık için ayrıca kredi verebilir sağlam bir banka sektörü gerekiyor. Bankaların ise sermayeleri eksik. Bu sermayenin nasıl karşılanacağı henüz belirginlik kazanmadı. Yabancılar hemen gelmiyor.
Yüzde 90'lara çıkmış bir enflasyonu yüzde 30'a indirmenin yolu sıkı para politikasından geçiyor. Bu durumda faizler yüksek, tüketim az olacak, ekonomik canlılık da düşük kalacak. Yani ekonominin yüzde 4'ler düzeyinde büyümesi enflasyon hedefinden sapmaya yol açacak. İki hedeften birini ıskalama riski bir hayli yüksek.
* İç borç stoku riski- Dış kaynak ile birlikte bu risk 2002 için azaldı. Ancak yılın ilk ayları geçtikten ve bazı hedeflerin de tutmayacağı ortaya çıktıktan sonra gözler 2003 yılına çevrilecek. Bu kez daha büyük borcu çevirmek zorunda kalacağız. Yeni bir dış kredi desteği almadan veya ekonomiyi büyütmeden borçları çevirmenin zorluğu yılın ikinci yarısında yine gündemimize oturabilir. Bekleyişleri olumsuz etkileyerek risk primini artırabilir, ekonomik aktiviteleri yavaşlatabilir. İç borç stokunun büyüklüğü bizzat yabancıların gelişini frenleyebilir. Ancak enflasyonun yüksek çıkması, kurları da yukarı çekebilir. Bu durumda borçlarının yüzde 80'ine yakını dövize endeksli ve değişken faizli olan Hazine'nin faiz yükü artar. Bu da bütçe hedeflerini bozar.
* Ölçüyü kaçırma riski- Dış şok, doğal afet ve siyasi riskler ise her zaman ortaya çıkabilecek tehlikeler. Bizim kontrolümüzde değil. Ortaya çıkmaması için ancak dua edebiliriz.
Bu risklerin bulunmasına karşılık 2002 yine de 2001'den daha iyi olmaya aday. En azından daha düşük enflasyon, daha düşük faiz, daha düşük kur ve daha yüksek borsa bekleniyor. Yeterki iyimserlik ölçüsünü kaçırarak programın temelden kırılmasına yol açmayalım.
* Sonuç- "Yılan bile dağın toprağını ölçülü yer" Türk Atasözü