Mankenliği bırakan Deniz Akkaya, haftalık Aktüel dergisinin bugün çıkan sayısına konuşmuş. Çok ilginç bir şey söylüyor Akkaya o röportajda: "Çok yakın bir kız arkadaşım var; ortaokuldan. Üç dostum var ama hiç arkadaşım yok!" Peki nedir bu lafların manası? Nasıl olur da bir insan hem üç dostu olduğunu söyleyip, hem de hiç arkadaşı olmadığını belirtir?
Konuya girmeden önce Akkaya'nin üçüncü cümlesine de bakalım: "Arkadaşlıklarda herkes birbirinin kuyusunu kazmak için ipucu topluyor gibi..."
İşte çağdaş dünya insanları bu hale getirdi. Dostlarımız oluyor ama arkadaşlarımız olamıyor. Ve sanırım fark şurada: Dostlarımız artık yakın çevremizden çıkmıyor. Burada, "yakın çevremiz" derken artık iş dünyasını kastediyorum.
Bir yandan dostluklar devam ederken... Yani, Akkaya örneğinde de olduğu gibi, taa ortaokul arkadaşımız ile yakın ilişkimiz devam ederken... İş dünyasından arkadaşların sayısı giderek azalıyor.
Peki niçin böyle oluyor? Bunun en önemli nedenlerinden biri sanırım rekabet ve gelip geçicilik... Rekabet nedeniyle insanlar birbirlerinden öğrendikleri küçük küçük bilgileri, meslekdaşlarını şirkette alaşağı etmek için kullanıyor... Ancak arkadaşlığa darbe vuran tek etken rekabet değil. Ayrıca sürekli iş değiştirmek ya da işten atılmak da arkadaşlıkların bozulmasına yol açıyor.
Sonuçta değil "sırlarımızı" paylaşmak... Şöyle rahatça sohbet edeceğimiz, duygularımızı ve bilgilerimizi paylaşacağımız arkadaşlarımız olamıyor.
Öte yandan, günlük konuşmada "arkadaş" dediğimiz... Ama gerçekte arkadaşımız olmayan... Benim şimdilik "tanış" kelimesiyle tanımlayacağım... Çok sayıda "tanıdığımız" oluyor. Belki yüzlerce, binlerce tanışımız var.
Güvenmediğimiz... Beş dakikadan fazla tahammül edemediğimiz... Bir daha görmesek eksikliğini hissetmeyeceğimiz... Kitap ya da CD değiş tokuşu yapmadığımız... Belki barda birlikte içki içtiğimiz ama evimizin adresini bilmeyen tanışlar!
Özetle çağdaş dünyanın dostlukları bitirdiğini söylemek yanlış olur. Çağdaş dünya arkadaşlıkları bitiriyor... Ve onların yerine yüzeysel tanışıklıklar kurduruyor bize.
Ne dersiniz bu konuda?