kapat
08.12.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 RAMAZAN
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 WEEKEND
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 CANLI
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Çok "duygusal" olduk

Öyle "duygusal"olduk ki, artık avantaları canlı yayında alıyoruz, eskiden rüşvetçiliğin bir raconu vardı, bu "gururlu" mesleği de rezil ettik.

Fakat ya eskiden beri böyle gözüpektik ya da iyice gözümüz döndü.

Herifler rüşveti almaya tv stüdyosuna kadar geliyorlar, ulan bu gazeteci milleti kalleş olur, haber için anasını boyayıp babasına satarlar, bize de bir kelek atmasınlar diye, düşünmüyorlar, korkmuyorlar.

200 milyarlık "rüşvet sözleşmesi" için de 500 milyon kaporo kabul ediyorlar, oysa miktardan da belli işte bir bit yeniği var...

Bir de, işlediğimiz bunca ahlaksızlığın faturasını, rahmetli Özal'a yıkıp, "Bizi bu hale o getirdi" diye yırtmaya çalışmamızı da, alkışlanacak bir etik tavır olarak niteliyorum.

Çalacaksın, rüşvet alacaksın, yalan söyleyeceksin, kandıracaksın, sonra da, "Valla Özal yaptı" diye yırtacaksın...

Çünkü başkasının cebine giren her eli, oraya Özal sokmuştu!..

"Şeyhe gidiyorum"
Gazete haberleri muhteşem!

Bir yandan "AB'ye giriyoruz, Amerika'nın en delikanlı müttefikiyiz, dünya milletleri bize sormadan çişini yapmaya bile gidemiyor" dayılanmaları makinalı tüfek gibi yayılırken...

Öte tarafta halkımız mutad yaşantısını devam ediyor, psikopatın biri, Ramazan'da sahura davet etti diye kayınpederi ile kayınvalidesini, o arada " bu da cabası niyetine" nikahlı karısını av tüfeği ile eşek cennetine gönderiyor...

Bir başka şuursuz, bir hafta önce ölen annesini mezardan çıkartıp, giydiriyor, allıyor, pulluyor, el arabasıyla şeyhe (şehre değil) götürürken yakayı ele veriyor.

Şeyh söz vermiş, anneni diriltir 7 yıl da yaşatırım, demiş, neyi merak ettim biliyor musunuz, kaça pazarlık ettiler acaba, şeyhimiz ölüyü yaşatacağı her yıl için kaç para istedi?

CMUK çıktı çıkalı millet hepten şımardı, şeyhini müridini yatıracaksın falakaya, basacaksın sopayı, yer misin yemez misin, bak bakalım ne oluyor, bütün kaçıklar anında Einstein kesiliyor mu kesilmiyor mu?

Defacto zifaf
Aydın'ın İncirliova'sı sanki ayrı bir eyalet, medeni kanunu da ayrı, 12, 13 yaşındaki kızları üç beş gayme karşılığında şakır şukur evlendirmişler, imam marifetiyle...

Tabiat dersini henüz görmemiş çocuklar, üçe beşe "küçük damat"lara verilmiş, davul zurna eşliğinde, entel literatürde dendiği gibi "defacto" evlilikler yaratmış, defacto zifaflara gönderilmişler...

Biz de küçükkken evcilik oynardık ama bizimkisi domatesten evlilikti, mahallenin uyanık kızları yanaktan bile öptürmezlerdi...

Ahlak zabıtası
Öte tarafta, medyamızın birbirinden müstesna "beyinleri", bir atlet kızla, antrenörü arasında cereyan eden "platonik mevzuların" ahlaka mugayir olup olmadığını tartışacak oldu, Türkiye'nin ne kadar "ahlaklı olduğu" ve "olması gerektiği" hükme bağlandı.

Oysa halkımız, özellikle kırlardaki "çiftleşmelere" hayli "duygusal" yaklaşıyordu.

Önemli olan, kızların kalb” kırılganlıkları, arzuları ve duyguları değil, eli yüzü düzgün bir kız çocuğunun, "gelin borsası"nda, kaç inek fiyatına satılabildiği idi...

Sonunda devlet sinirlendi, kızlar ailelerine, yuvaya döndüler, küçük damatlar da küçük yaşta kız alıkoymaktan ve de tecavüzden mapus damını boyladılar.

Mezra diplomasisi
Yüce medyamız her ne kadar "AB'ye balıklama dalıyoruz" diye zil takmış oynamakta ise de, bendeniz biraz müdebbir davranmayı tercih ediyorum, çünkü henüz mezralarımızın politik ve diplomatik eğilimlerini öğrenebilmiş değiliz.

Bilirim, sayın köylülerimiz için AB mabe farketmez, önemli olan gelinlik kıza şöyle hem paralı, hem de arkalı bir damat (müşteri) çıkmasıdır.

Buna mukabil mezra kurmayları ve halkı diplomatik konularda ne düşünmektedir, AB mi hayırlıdır yoksa, Amerikan ittifakı mı, Kıbrıs'ta ne yapılmalıdır, henüz bilmiyoruz.

Çünkü piar şirketleri mezralara hiç önem vermediler.

Kafayı, hangi parti en çok oyu alacak, hangi yazar en çok okunuyor gibisinden dandik konulara taktılar.

İnternet üzerinden yapılan anketlerin "organize bir ideolojik çete"nin etkisinde kaldığını bilmiyorlar.

Bütün anketlerde, müstear isim Taha Kıvanç en çok okunan yazar, en büyük parti AKP çıkıyor, bir de laik kesimden Çölaşan, bugün bize nasıl küfretmiş diye baktıklarından hep birinci çıkıyor diye düşünmüyorlar...

Bana kalırsa kamouyu piarcıların mezralara gitmeyi göze alamaması yüzünden eksik kalıyor...

Bu yüzden Ankara'nın "köylü refleksleri" fena değil ama "mezra refleksleri" çok zayıf!..



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır