Hz. Ali kan dökülmesini istemiyordu. Haric”lere elçi göndererek onları inatlarından vazgeçerek kendisine katılmaya çağırdı. Fakat gelen cevap savaştan yanaydı.
Ebâ Eyyub "belki onlara söz dinletebilirim" diye düşünerek haricilerle konuşmak istedi. Hz. Ali gitmeine müsaade etti. Ebâ Eyyub onları nifâktan ve ayrılıktan nefret ettirerek, barışa ve dostluğa çağıran bir konuşma yaparak şöyle dedi:
- Ey Allah'ın kulları! Bizler ve sizler aynı haldeyiz. Aramızda ayrılık yoktur. Neden harp istiyorsunuz?
Fakat onun sözleri onları ikna etmeye yetmedi ve hakaret dolu cevaplar alarak üzgün bir şekilde geri döndü.
Harpten başka çare kalmamıştı. Hz. Ali, askerini düzene sokarak sağ tarafa Adiyyoğlu Hâcer'i, sola ise Rebioğlu Sebd'i koydu. Ebâ Kutâde piyadelerin başına geçti. Ebâ Eyyõb kuvvetli bir ata binerek "mân" bayrağını eline almıştı.
İki ordu karşılaştığnda Ebâ Eyyub emân bayrağını kaldırarak haricilere bağırdı:
- Kim bu bayrağın altına girerse emniyettedir. Kim Kõfe'ye yahut Medine'ye giderek bu topluluktan çıkarsa yine emniyettedir. Bundan sonra bizim, sizden olan kardeşlerimizi öldürmemize gerek yoktur.
Ebâ Eyyub'un bu çağrısını çokları kabul ederek başkanlarını terk edip Kõfe'ye eya başka yerlere gittiler. Ebâ Eyyub'un bu davranışı büyük bir rahmet vesilesi olarak fitneyi zayıflatmıştı.
Sonunda çok şiddetli bir savaş başladı. Hz. Ali'nin ashâbı bütün güçleri ile savaşıyor ve haric”lere aman vermiyorlardı.
Bir ara Ebâ Eyyub, haric”lerin en kuvvetli adamlarından Husayn oğlu Zeyd'i çıldırmış gibi müslümanlara kılıç sallarken gördü Hemen atını o tarafa sürerek etrafında bir iki döndü, sonra bir kılıç darbesi ile onu yere yıkarak sırtına çıktı. Kılıcını saplarken ona şöyle bağırıyordu:
Bir İslam mücahidinin hayatı: EBA EYYóB EL ENSARİ - 23