|
|
 |
İsraf haramdır
Yüce dinimiz İslam'ın gayesi, fert ve toplum hayatında yararlı olan şeyleri gerçekleştirmek, zararlı olanları gidermek, sevgi, kardeşlik, barış ve güvenin egemen olduğu huzurlu ve mutluluk dolu bir yaşantı sağlamak, kısaca insanlara dünya ve ahiret saadetini kazandırmaktır. Dinimiz işte bu gayeye ulaşabilmek için bir takım emirler ve yasaklar koymuştur.
Dinimizin, pek çok zararları nedeniyle yasakladığı kötü huylardan birisi de israftır. İsrafın sözlük anlamı, haddi aşmak, aşırı gitmek, fazla fazla harcamaktır. Terim olarak ise, sahip olunan maddi ve manevi varlıkların, ihtiyacın dışında, lüzumsuz yerlere ve ölçüsüz olarak sarf edilmesidir. Faydasız, zararlı ve meşru olmayan yönlere yapılan harcamalar da israftır.
Saçıp savurmayın...
Kur'an-ı Kerim'de israfla ilgili olarak şöyle buyrulmuştur:
"... Yiyin, için, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez" (A'raf, 31). "... Gereksiz yere de saçıp savurma. Zira böylesine saçıp savuranlar şeytanların dostlarıdırlar. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür" (İsra, 26-27).
Bu ayetler Yüce Allah'ın, israfı haram kıldığını ve israf edenleri sevmediğini ortaya koymaktadır. Diğer yandan Rabbimizin israfçıları, şeytanın dostları, nankörler olarak nitelendirmesi israfın ne kadar kötü ve zararlı bir davranış olduğunu göstermektedir.
İsrafın pek çok çeşidi vardır. Başta ekmek olmak üzere temel gıda maddeleri, giyim eşyaları, ilaç, elektrik, su, akaryakıt gibi maddelerin tüketiminde, mal ve servetin harcanmasında yapılan israfı "maddi israf"; zaman, ömür ve sağlık gibi nimetlerde yapılan israfı da "manevi israf" olarak adlandırmak mümkündür. Bu israf çeşitlerinden bazılarına değinmemiz yerinde olacaktır.
Ekmek çöpe atılır mı?
Asıl olan, Cenab-ı Hakk'ın istifademize sunduğu çeşitli mübah yiyecek ve içeceklerden ihtiyacımız kadar tüketmek, bu hususta ölçüyü aşmamak, asla lüks ve israfa kaçmamaktır. Ancak üzüntüyle belirtelim ki, bunun tam tersine, günümüzde özellikle büyük şehirlerde yüz binlerce ton ekmek ve yemek çeşitli bahanelerle çöpe atılmaktadır. Korkunç boyutlara ulaşan bu israf son derece düşündürücü ve üzücü olduğu gibi inancımıza ve ecdadımızdan devraldığımız ekmeğe hürmet ilkesine de aykırıdır. Yere düşen bir parça ekmeği Bismillah diyerek yerden alıp, öperek alnına koyan bir ecdadın torunlarına, bayatladı, arttı diyerek ekmeği ve yemeği çöpe atmak yakışır mı?
Düğünlerde ve eğlence yerlerinde ölçüyü kaçırarak yapılan savurganlıklar ile paranın faydasız, zararlı ve gayri meşru yönlerde sarf edilmesi de israfın bir başka boyutudur.
Bir de zaman meselesi var
Diğer yandan Yüce Allah'ın bizlere lütfettiği en büyük nimetlerden biri olan zaman çok iyi değerlendirilmelidir. Boş zamanımızı, okumak, öğrenmek, çalışmak, ibadet etmek gibi hayırlı ve faydalı işler yaparak geçirmeliyiz. Boş zamanın kahve köşelerinde, tembel tembel oturarak, faydasız şeyler yaparak geçirilmesi ise büyük bir nimetin pervasızca israfından başka bir şey değildir. Hem de öyle bir israf ki, geri dönüşü ve telafisi de mümkün değildir.
Kısaca ifade etmek gerekirse israf, fertleri ve toplumu yoksulluk ve sefalete sürükleyen, milletlerin kalkınmasını engelleyen, ekonomiyi ve dengeleri altüst eden, alın terinin, servetin, kaynakların ve imkanların boş yere heder olmasına yol açan sosyal bir hastalık, korkunç bir afettir.
Öyleyse israf illetinin tuzağına düşmemek için azami gayret göstermeli, fert ve toplum olarak mutlu ve huzur dolu geleceğimiz için çok çalışmalı ve harcama hususunda Yüce Allah'ın koyduğu şu prensipten asla ayrılmamalıyız.
"(O kullar) harcadıklarında ne israf eder ne cimrilik ederler; ikisi arasında orta bir yol tutarlar" (Furkan, 67).
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Nuriye Akman'ın bu haftaki söyleşisi için tıklayınız
|
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|