|
|
 |
Sertan girince
Açık olan şu; Beşiktaş kazanmayı istedi. Şükrü Saracoğlu Stadı'nı hakimiyeti altına alan soğuğa, sağnak yağmura ve şiddetli rüzgâra rağmen, şampiyonluk mücadelesini bırakmayı istemedi siyah-beyazlılar.
İlk gol F.Bahçe'den geldi ama Beşiktaş maçı kazanma arzusunu hiç kaybetmedi. İlginçtir; 35. dakikada sahadan iki futbolcu çıkarken, gerçekte eksilen F.Bahçe değil, Beşiktaş'tı. Çünkü, o ana kadar sahada doğru-dürüst top oynayan ve pozisyon yaratabilen tek futbolcu olan Tümer, hakemin kararıyla oyundan çıkmak zorunda kaldı. Daum'un gözbebeği Zübeyir Baya'nın, Tümer'in bıraktığı boşluğu doldurması ise imkansızdı. Ama Ceyhun ve Hakan'ın etkisizliği, Beşiktaş'ın ikinci yarıdaki güçlü mücadelesi, sonucu belirlemeye yetti. Bu arada Ronaldo'nun golünün ofsayt koktuğunu belirtmeliyim.
Tayfur'a bak Tayfur'a
Şimdi maçın ayrıntılarına bakalım...
İki takım da oyuna gol yememeyi hedefleyerek ve çekinerek başladılar. İkisinin de en güçlü yanı, hücum silahlarıydı. Ama ilk yarı boyunca tek forvetli oyunu tercih ettiler. Sanıyorum Daum, "Korkunun ecele faydası yok" diye düşünerek oyun planını değiştirdi ve en iyi hamleyi yaparak Sertan'ı oyuna soktu. Bu bir anlamda Beşiktaş orta sahasının da daha kendine güvenerek oynamasına yol açtı.
Benim en dikkatimi çeken şey, Tayfur'un oyunu ve hırsıydı. Tayfur, savunma yaptı, top dağıttı ve hatta gol pozisyonlarına girdi. İki gol vuruşu vardı.
Beşiktaş aslında Baya'nın çıktığı dakikaya kadar eksik oynadı. Tunuslu futbolcu yine kırılgan ve ne yapacağını bilemez haldeydi. Sarı kart görmesine yol açan pozisyonlarda Baya'nın savunma beceriksizliğinin payı var. Yalnız Baya'nın bu halinden ne Ceyhun ve Abdullah, ne de kenarda Denizli yararlanabildi!
Myhre, önündeki savunmayla haberleşme açısından olgun bir kaleci görüntüsü veriyor. İkinci yarıda Serhat'ın ters kafa vuruşunu kurtarırken çok başarılıydı. İlk 45 dakika 4 gol kurtarışı yaptı.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Nuriye Akman'ın bu haftaki söyleşisi için tıklayınız
|
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|