ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell'ın Ankara'da yapacağı temasların yüklü bir gündemi var. Irak, Kıbrıs sorunu, Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası ve ekonomik ilişkiler bu gündemin en ön sıralarında yer alıyor. Ancak, ABD açısından görüşmelerin ağırlık merkezini Irak'a yapılması muhtemel askeri operasyon oluşturacak.
Türkiye, böyle bir operasyona karşı... Ancak, Ankara, yukarıda belirttiğimiz diğer üç konuda ABD'nin desteğini sağlamaya önem verdiğinden, ABD'nin duyarlı olduğu Irak konusunda Washington'la tam bir çatışma rotasında olduğu izlenimini yaratmak istemiyor. Bu nedenle, bu konudaki söylemine hafif bir yumuşama getirmiş görünüyor.
Afganistan'da Taliban'ın tahmin edilenden daha kısa bir süre içinde bozguna uğratılması, Saddam'ı devirmek isteyen Bush yönetimindeki şahin grubun elini kuvvetlendirdi. Ne var ki, ABD, Irak'a karşı bir operasyon konusunda son derece yalnız. İngiltere Başbakanı Blair dahi böyle bir tasavvura karşı çıkıyor. Çünkü, 11 Eylül saldırısında Irak'ın El Kaide ile işbirliği yaptığını gösteren somut kanıt yok.
Bu nedenle NATO'yu harekete geçiremeyen ABD, Irak'a karşı tasarladığı operasyonu, Bağdat'ın, BMGK kararlarını ihlal ederek silah denetim müfettişlerini sınırdışı etmesine ve Kitle İmha Silahları (KİS) üretmesine dayandırmak istiyor.
Nitekim, Başkan Bush geçen hafta, "Müfettişler Irak'a geri dönmeli, eğer Bağdat, buna engel olursa tutumunun sonuçlarına katlanır" diyerek Saddam'a ültimatom verdi. Tehditlere boyun eğmeyeceğini açıklayan Saddam, bu kararında israr ederse askeri operasyona davetiye çıkartmış olacak.
Ancak, bugünün koşullarında, ABD'nin, Türkiye'nin desteği olmadan Saddam rejimini yok etmek amacıyla Irak'a karşı bir askeri harekâta başvurması zor görünüyor. Bu operasyonun başarısı, Ankara'nın İncirlik ve diğer üslerinden ABD'nin yararlanmasını sağlamaktan da öteye, Türkiye'nin harekâta fiilen katılmasını zorunlu kılıyor.
Nitekim, ABD basınında ünlü imzalarla yayımlanan yazılarda yer alan, "Saddam rejimini çökertme karşılığınnda Türkiye'ye Kuzey Irak'ın ödül olarak verilmesini" öngören senaryolar, Türkiye'yi bir ABD operasyonunun içine çekmek amacını güdüyor.
Bu durumda, Türk Dışişleri ile Genelkurmayı'na çok önemli bir görev düşüyor. Bu da, ABD Dışişleri Bakanı'na şu hususları izah etmek:
* Saddam rejimini hava bombardımanı ile çökertmek mümkün değil. Uzun süreli bombardıman büyük sivil zaiyata yol açar ve dünya kamuoyunda tepkiler yaratır.
* Yoğun bir hava bombardımanı askeri tesislerle enfrastrüktürü imha etse dahi, geniş zırhlı birliklere sahip olan "Cumhuriyet Muhafızları"nın güçsüz kalmaları ve Taliban kuvvetleri gibi bozguna uğramaları beklenemez.
* Irak muhalefeti, Afganistan'daki Kuzey İttifakı gibi silahlı ve savaşa hazır değil. Bu gruba Barzani ve Talabani kuvvetleri katılsa bile, yine de Saddam'ın ordusuyla başetmeleri mümkün değil. Güneydeki Şii muhalefeti temsil eden "İslam Devleti Yüksek Konseyi" İran'a bağlıdır ve lideri olan Bakr al-Hakim Tahran'da yaşıyor. İyi örgütlü ve güçlü olan bu grup ABD ile işbirliğine karşı.
* Bu durumda, harekâtın başarılı olması için ABD'nin büyük kara birlikleri kullanması gerekecektir. Bu savaş Kuveyt'deki gibi olmayacak, Irak topraklarında sokak muharebelerini gerektirecektir. ABD'nin ciddi zaiyatı göze alması zorunludur.
* Harekâtın, güneyde bir bağımsız Şii İslam devleti ilan edilmesine veya güneyin İran'la birleşme kararı almasına yol açması kuvvetle muhtemeldir. Bu gelişmeler, tüm Körfez bölgesinde ve Arap Yarımadası'nda sonu gelmeyen istikrarsızlık ve jeopolitik depremler yaratacak niteliktedir.
* Operasyon, Kuzey Irak'ta bir Kürt devletinin kurulmasına yol açar. Kürt vatandaşları da olan dört bölge devleti tarafından çevrili ve denize çıkışı bulunmayan bu yeni oluşumun, Orta Doğu'da istikrarsızlık kaynağı olması kaçınılmazdır.
ABD'nin eski Genelkurmay Başkanı olarak Colin Powell'ın bu stratejik analizi çok iyi değerlendireceği ve Washington'daki şahinlere tasarladıkları harekâtın tehlikeli bir kumar olacağını etkili biçimde izah edeceği kanısındayız.
Ancak, bilinmesi gereken çok önemli bir husus da, tüm bu ikazlar yararlı olmaz ve ABD operasyona girişirse, o zaman Türkiye'nin de güvenlik çıkarlarını savunmak ve Kuzey Irak'taki Türkmen kardeşlerinin hayatlarını ve haklarını korumak için gerekeni yapmaktan kaçınmayacağıdır.