Sahiden de şöyle bir dönüp baktığımızda..
İnsanın, mahallemizin bu güzel delilerine bakıp selam çakası geliyor..
Öyle ya..
Bazen, pervasızca salladığı yumruğun yarım saat sonra hesabını veremeyip kayıtsızca konuşan politikacılar mı ararsınız(!)
Bazen, viskisiyle çiçek sulayıp, bir sütun bacak karşısında akılsız haller yaşayan vekil mi(!)
Bazen de ekranda sessiz muhataplarına saldırıp akıl karı olmayan sözleriyle "sonsöz"ü söylemeye kalkanları mı? Ve de bu sayede paralarına para katanları mı?
Peki, ellerinde mikrofon izleyenlerine küfreden, güldürdüğünü sanan şaklaban şovmenlere ne demeli(?)
Özetle dostlar, ben bu takvimi hazırlayanları müthiş zeki buluyor ve yüzlerinde binbir gülücük bize bakan takvimdeki bu 14 dev (pardon deli) adamın daha akıllı olduklarını düşünüyorum!
Neden mi..
Yemedim içmedim sizler için araştırdım! Telefon hattının diğer ucundaki Malatyalı kardeşlerimle görüştüm.. Sorikli Yaşar'ın, Faro'nun, İzzo'nun, Mercedes Kadir'in, Deli Gaffar'ın vs..
Minik öykülerini öğrendim..
Ve neler çıktı neler..
Mesela, hangimiz bu kadar kendimize güven duyabiliriz.. Her istediğimiz kıyafeti kompleksiz, fütursuz hiç kimseye aldırmadan, acep komşular ya da sosyete ne der kaygısı taşımadan üzerimize geçirebiliriz? Haceli gibi!
Sadece canımız çekti diye en yüksek tonda şarkı söyleyebilir miyiz Mısto gibi..
Selamın, sabahın büyük bir yük haline geldiği günümüzde, tanısın tanımasın her önüne gelene okkalı bir selam çakan kaç "akıllı" vardır aramızda, Deli Yusuf gibi..
Hukuktan, adaletten eşitlikten ne kadar çok sözeder olduk son yıllarda.. Her sabah, bir "hukuk katliamı"yla uyanır olduk! Gelin de Adliye Bekir' i sevmeyin..
Malatya Adliyesi'nin 18 saat "mesai" veren bu güzel delisi, bazen hukuktan şaşmayan bir yargıç, bazen şefkatli bir mübaşir, bazen de duyarlı bir savcı olunca sevmememiz mümkün mü?
Kaçımız Sorikli Yaşar gibi, içten, hesapsız ve alaysız gülebiliyoruz?
Ya da Mercedes adıyla maruf Gümüş Kadir gibi "trafik canavarları"na böylesine meydan okuyan bir "kural"cımız var mı aramızda? Araba mezarlığında bulduğu bir direksiyonla tekerleksiz bir otomobil haline gelip ana caddelerde kuralcı bir şoförün nasıl olması gerektiğini öğretmişti belki de Malatyalılara! Üç otuz paraya ehliyet alıp caddeleri kan gölüne döndürenlere büyük dersler de veriyordu Gümüş Kadir.. Kırmızı ışıkta duruyor, hız sınırını aşmıyor ve canavarlaşmıyor!
Peki Faro için ne düşünürsünüz Allah aşkına..
Elinde kavalı saatlerce çalar dururmuş.. Ağzı kuruduğunda burnuyla üflermiş.. Nota bilmeden, solfej öğrenmeden ama melodiyi hissederek kimseyi rahatsız etmeden.. Müziğe inanarak.. geçip gitmiş bu dünyadan.. Bu müzik fakiri ülkemizde Faro'yu alkışlamayacağız da "sahne müsveddeleri"ni mi alkışlayacağız?
Ve Deli Gaffar.. Cumhuriyete inanmış, İsmet Paşa'ya hayran, harama el uzatmamış bir adem oğluymuş.. Bir gece aniden delirivermiş! Malatyalılar onu hep "Giydiklerin ölü malı mı?"diye kızdırırlarmış.. O da üstündekileri parçalayıp döker atar ve çırılçıplak kalırmış.. Kim bilir, peynir ekmek gibi adam doğranan, para için cinayet işlenen ülkemizde ölüme karşı duruşunu belki de böyle göstermeye çalışırmış Deli Gaffar!
Son sözümüz İzzo'ya olsun..
Malatya'nın en temiz giyinen, en pak adamıymış İzzo Mustafa!
Acep, bedenini, ruhunu, kirden pastan ve kötülükten mi uzaklaştırmaya çalışmış yıllar yılı?