Tam da korktuğum gibi oldu.Saçmalık medyatik hale getirilince sakız gibi olur; her yana bulaşır.
Yanlışı düzelteyim derken, önce "Paşa Türk değil, Hamidiye Alayları'ndandı" tezi çıktı ortaya. Vah ki vah!
Sonra sen misin, Salkım Hanım'ın Taneleri üzerinde dikkatini odaklamak isteyen: "Hamidiye paşası nasıl tecavüz edermiş, o tarihte 90 yaşında olması gerekirmiş!"
Derken iddia sahibi tarihçinin filmi görmediği, romanı okumadığı ortaya çıktı: Meğer tecavüz 40 yıl önce geçmişmiş, olayın kahramanı bu olayı hatırlıyormuş!..
Çığa dönüşen kartopu gibi!
Artık durdur durdurabilirsen tartışmayı!
Ve hep elde var sıfır; elde var sığlık!
"Romanları rahat bırakamaz mıyız!" diye içimden söylenirken masamdaki zarfı farkettim. Açtım.
800 sayfalık bir kitap çıktı içinden: Türk Romanından Altın Sayfalar. (Doğan Kitap)
Bu çok hoş bir sürprizdi.
Selim İleri'nin hazırladığı bu kitap aldı götürdü beni.
Kimbilir kaç kez okuduğum "Eylül"e; "Üç İstanbul"a, "Sürgün"e, "Huzur"a doğru öylesine baş döndürücü bir yolculuğa çıktım ki, gün boyunca geri dönemedim.