kapat
03.12.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 RAMAZAN
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 WEEKEND
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 CANLI
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Benim romanlarım!

Tam da korktuğum gibi oldu.Saçmalık medyatik hale getirilince sakız gibi olur; her yana bulaşır.

Yanlışı düzelteyim derken, önce "Paşa Türk değil, Hamidiye Alayları'ndandı" tezi çıktı ortaya. Vah ki vah!

Sonra sen misin, Salkım Hanım'ın Taneleri üzerinde dikkatini odaklamak isteyen: "Hamidiye paşası nasıl tecavüz edermiş, o tarihte 90 yaşında olması gerekirmiş!"

Derken iddia sahibi tarihçinin filmi görmediği, romanı okumadığı ortaya çıktı: Meğer tecavüz 40 yıl önce geçmişmiş, olayın kahramanı bu olayı hatırlıyormuş!..

Çığa dönüşen kartopu gibi!

Artık durdur durdurabilirsen tartışmayı!

Ve hep elde var sıfır; elde var sığlık!

"Romanları rahat bırakamaz mıyız!" diye içimden söylenirken masamdaki zarfı farkettim. Açtım.

800 sayfalık bir kitap çıktı içinden: Türk Romanından Altın Sayfalar. (Doğan Kitap)

Bu çok hoş bir sürprizdi.

Selim İleri'nin hazırladığı bu kitap aldı götürdü beni.

Kimbilir kaç kez okuduğum "Eylül"e; "Üç İstanbul"a, "Sürgün"e, "Huzur"a doğru öylesine baş döndürücü bir yolculuğa çıktım ki, gün boyunca geri dönemedim.

***
Selim İleri, elbette kendisi için "altın" değerinde olan örnekleri bir araya getirmiş.

Artık aramızda yaşamayan romancıları bir kez daha anma ve yeniden tanışma imkânı veren Türk Romanından Altın Sayfalar'ın bir başka hoş yanı da, insanı kendi listesini yapmaya kışkırtması...

Tabii hemen Refik Halid Karay bölümüne baktım, ilk iş olarak.

"Nilgün" yoktu... İlk baskısı 1950-52 yıllarında üç cilt olarak yapılmış bu romanla rastlantı sonucu tanışmıştım. Ve yıllar boyunca, herhangi bir sayfasını açıp oradan okumaya başlayıp, her seferinde elimden bırakamadığım bir roman olmuştu Nilgün...

Roman fazlasıyla egzotikti (Bir bakıyordunuz kahramanlarımız Kızıldeniz'de fırtınaya tutuluyor; derken başka bir sayfada Brunei Sultanı'nın sarayında kayboluyorlardı!) Hafifti... Ancak "dalgalı kadın ruh"u ancak bu kadar entrikacı bir sarhoşlukla okura aktarılabilirdi...

Selim İleri'nin Karay'dan tanıtmak için seçtiği romanlardan biri "Sürgün"dü. O da ne insani derinlikler taşıyan bir romandır! Amin Maalouf'un "Doğunun Limanları"nı seven modern okurun bu kitaptan habersiz olmasına hep üzülmüşümdür...

***
Türk Romanından Altın Sayfalar'ın "İçindekiler" listesine bakmak bile heyecan verici. İşte Mehmed Rauf'un "Eylül"ü orada! (Anlattığı aşk öyküsü çok mu demode acaba! Ben böyle düşünen, sonra da hayat tarafından böyle düşündüğüne pişman ettirilen ne dostlar gördüm...)

İşte "Üç İstanbul!"

Benim "Savaş ve Barış"ım Tolstoy'unki değildir; Mithat Cemal Kuntay'ın "Üç İstanbul"udur!..

Ve ötekiler: Nahid Sırrı Örik'in "Kıskanmak"ı; Esendal'ın "Ayaşlı ve Kiracıları." Derken, Tanpınar'ın "Mahur Beste", "Huzur" ve "Saatleri Ayarlama Enstitüsü"ndeki huzursuz kahramanlarının peşinde huzur arayışı...

(Nasıl olur da edebiyat dünyası Reşat Enis'i unutur? İleri çok iyi yapıyor ve "Yolgeçen Hanı" adlı romanını tanıtıyor Enis'in.)

Ahmet Midhad Efendi'yle başlayıp Orhan Kemal'le biten bu "dev kadro"nun kelimeleri ve cümlelerinden uzun süre ne gözümü ne de zihnimi alabildim.

Edebiyat güzel şey! Çok güzel!

ALTYAZI
Joe Black: Seni gerçekten sevdiğini nereden anlıyorsun?

Quince : Çünkü benimle ilgili en kötü şeyleri bile biliyor ve sevmeye devam ediyor.

(Martin Brest'in "Meet Joe Black"inden bir diyalog daha. Gönderen Heja Bozyel'e teşekkürler)



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
HAFTANIN SOYLEŞİSİ
Nuriye Akman'ın bu haftaki söyleşisi için tıklayınız

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır