kapat
03.12.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 RAMAZAN
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 WEEKEND
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 CANLI
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Rakam ciddiyetsizliği!

Ülkemizde rakamlar konusunda ciddi bir yozlaşma söz konusudur... Herkes, her konuda ortaya bir takım mesnetsiz rakamsal ifadeler atmakta, diğerleri de bu ifadeleri kesin doğrular olarak kabul edip üzerine fikirler kurmakta..."

Bu görüş İzmir Milletvekili Rifat Serdaroğlu'na ait.. Serdaroğlu gönderdiği 8 sayfalık bir yazıda rakamlar konusunda inanılmaz çarpıklıkları, temelsizlikleri göz önüne seriyor...

İşte size Serdaroğlu'nun verdiği çarpıcı örneklerden biri:

"2000 yılı eylül ayından itibaren Türkiye'de yolsuzlukla mücadele kapsamında son derece enteresan kod adlı bir takım operasyonlar yürütülüyor... Bu operasyonlarda önce ihbarlar kesin doğru kabul ediliyor, ilgililer derhal tutuklanıp teşhir ediliyor.. Arkadan soruşturma başlatılıyor...

İhracatta KDV iadelerinde usulsüzlük ve yolsuzluk olduğu yolunda bir dizi operasyon yürütülmektedir... Bunlardan sadece Örümcek kod adı ile anılanın boyutları 10 milyar dolar olarak ilan edilmektedir...

Bu rakamı gerçekçi bulmadım... Maliye Bakanlığı'ndan 1993'ten bu yana ihracata ödenen KDV iadesi miktarını istedim... 6.3 milyar dolar olduğunu gördüm...

Kısacası son 9 yıldaki bütün KDV iadelerinin toplamı bile 10 milyar dolar etmediğine göre, haksız yere alınan miktar nasıl 10 milyar dolar olur?"

Serdaroğlu, incelemesinde başka çarpıçı örnekler de veriyor ve şu ilginç tespiti ileri sürüyor:

"Acaba gizli bir el, ekonomik koşullar nedeniyle ezilmiş, yıpranmış, helak olmuş halkı, bu şişirme yolsuzluk rakamları ile delirtmeye mi çalışmaktadır..."

Ölü gömücüler!
Marmara'da 8 şiddetinde yıkıcı bir deprem olacağı artık biliniyor... Fransız araştırma gemisinin Marmara Denizi'nin tabanında yaptığı fay hattı araştırması gerçeği kanıtlarıyla gözler önüne seriyor; deprem Marmara'yı vuracak...

Bilinmeyen; depremin ne zaman olacağı...

***
Bu ürkütücü gerçek karşısında acaba bugüne kadar neler yapıldı? Hangi önlemler alındı? Olası bir deprem için hangi senaryolar hazırlandı?

Hazretler dillerini yuttuğu için gelin biz yanıtlayalım...

Her bölgede hatta parsel düzeyinde zemin araştırmaları yapılmalıydı...

YAPILMADI...

Yıkılma tehlikesi gösteren binalar boşaltılmalı, buralarda oturanlar Bayındırlık Bakanlığı'nca yaptırılan sağlam konutlara taşınmalıydı... Kimse KILINI KIPIRDATMADI...

İstanbul'un 3'üncü derecede deprem kuşağında olduğu varsayılarak yıllar önce inşa edilen başta hastaneler, okullar olmak üzere tüm kamu binaları güçlendirilmeliydi... Çoğuna parasızlıktan BAŞLANMADI...

Peki neler yapıldı?

Ceset torbaları hazırlandı... Yeni mezar yerleri ayrıldı... Kısacası insanların canlarını kurtarması gerekenler, ölü gömücülüğüne soyundu...

İstanbullular'ın şikâyetleri
* Kağıthane'deki Keçideresi açıktan akıyor. Çevrenin kanalizasyonu dereye boşaldığı için pis kokular yükseliyor. Aysel Öztürk

* BahçelievlerAyazma Mevkii sakinleri olarak doğalgaz ve kablolu TV istiyoruz. Cevdet Karakaya

* Ümraniye İMES Sanayi Sitesi işçileri olarak, 320 numaralı halk otobüsünün zamanında gelmemesinden şikayetçiyiz. Canan Altınok

* Kadköy Sahrayıcedid İnönü Caddesi Çamlık girişine sinyalizasyon ışığı takılmasını istiyoruz. Uğur Altay

Halkın sütunu

Komik maaşlar!
Profesör maaşlarını gündeme taşıyorsunuz ancak üniversitelerdeki araştırma görevlilerinin hocalarından daha vahim olan durumlarını görmezden geliyorsunuz... Bugün asistanlar 280 dolar ücretle hem yaşamaya hem de akademik kariyer yapmaya çalışıyorlar... Çoğu ailesinden uzakta olduğu için kira ödüyor... Sosyal yaşantının adı bile geçmiyor... Ancak yine de büyük bir iyiniyetle bilimsel çalışmalarına devam etmek için uğraşıyorlar... Geçiçi kadroyla çalışan öğretim üyelerinin büyük çoğunluğu doktoradan sonra ne yazık ki kadro dışı kalıyor. Bu da en önemli sorunumuzu oluşturuyor. Dilek KUYUCU

Fıkra

Dert
Eczaneye giren delikanlı, eczacı hanımı görünce geri dönmeye davrandıysa da, "Ne istediniz?" sorusu üzerine durmak zorunda kaldı.

- Eczacı beyle görüşecektim.

- Eczanenin sahibi benim. İki de bayan ortağım var. Ne istediğinizi bize söyleyebilirsiniz.

Delikanlı, kızarıp, bozararak,

- Son günlerde bir şeyler oldu... Kadınlar beni çok tahrik ediyor.. 3-5 kadın bile yetmiyor... Bunun için bana acaba ne verebilirsiniz?

Eczacı hanım, "Bir dakika" dedi:

- İçerdeki arkadaşlarımla konuşayım...

Geri dönünce cevabı verdi:

- Size ayda 8 bin frank verebiliriz. Bizim evde kalırsınız, yiyip içmek de bizden...

Kırmızı kart
Üyelerine kelepçe taktıran Tantan'dan hala medet uman TÜSİAD'a

Hay ağzını öpeyim!
Kıbrıs elimizden çıktığı gün Türkiye iç denizlere mahkum olur... Bu Türkiye için felaket olur... Cemal Kutay

DOĞRU SÖZ
Olgun insan kimseyi övmez, kimseyi kötülemez, kimseden yakınmaz, kimseyi suçlamaz...



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
HAFTANIN SOYLEŞİSİ
Nuriye Akman'ın bu haftaki söyleşisi için tıklayınız

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır