kapat
03.12.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 RAMAZAN
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 GALOP
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 WEEKEND
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 CANLI
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 

Oynamadan oynayın

Hayatta hep zor olanı seçmiş bir aktör Haluk Bilginer. Katıldığı her projeye lezzet katan başarılı oyuncu "Bu yüzden Londra'da değil İstanbul'da yaşıyorum" diyor
Haluk Bilginer'le, Vizyon dergisinin yeni sayısı için bir söyleşi yapmak üzere 'Cesur Kuşku' dizisinin Beykoz'daki setinde buluştuk . 10 dakikalık çekim aralarında, röportaj, çekim, bir sonraki arada fotoğraflar, tekrar çekim gibi karmaşık bir düzen içinde geçirilen birkaç saat bizi serseme çevirmişken, 'Cesur Kuşku' setinden 'Tatlı Hayat' setine koşturmaktan günde ancak dört-beş saat uyuyabilen Bilginer'in enerjisi takdire şayandı. Tabii bir de hiç kimseyi kırmamak için gösterdiği özen... Fraklı kanallardan, dergilerden ve gazetelerden gelenlerin muhtemelen birbirine benzer sorularını, yüzünde hiçbir sıkıntı belirtisi olmaksızın cevaplıyordu. "Akıl sağlığımı korumak için tiyatro yapmak zorundayım" diyen, zorluklarla mücadele etmeyi sevdiğinden Londra yerine Türkiye'yi seçen Bilginer, doğal oyunculuğunun sırrını da verdi: "Oyuncunun amacı oynamamak olmalı." Röportajı bitirip setten ayrılırken, Bilginer enerjisinden gram kaybetmemiş halde çekim ekibini güldürüyor ve kağıt kalemlerle yanına gelen sekiz-dokuz yaşlarındaki kızlara "İsminiz neydi abla?" diyerek imza veriyordu...

* Cesur Kuşku'nun bir bölümünde futbol sahası için "dünyanın merkezi" diyorsunuz. Gerçek hayatta, dizi setleri dünyanızın merkezi olmuş durumda galiba.

Benim için dünyanın merkezi yolculuğun kendisider. Her zaman da öyle olmuştur zaten. Bu günlerde de, o setten o sete koşturarak bir yandan da bir tiyatro salonu inşa ederek, günde ortalama dört-beş saatlik uykuyla idare etmeye çalışıyoruz.

* Yorucu tarafını bir kenara bırakırsak, altın çağınızı yaşadığınızı söyleyebilir miyiz?

Hiçbir zaman altın çağımı yaşayamadan, en iyi rolümü oynamadan öleceğim bana sorarsanız.

* Nereden biliyorsunuz?

Biliyorum. En güzel şiir okunmadı daha, en güzel çocuk doğmadı, en güzel şarkı söylenmedi... Hiçbir zaman da söylenmeyecek. Hep daha iyisi var bir şeylerin. En iyisini yaptığımı düşünüp 'tamam' dersem biterim zaten. Ondan bir iyisi daha vardır, onu bilmek lazım.

* 'Cesur Kuşku' futbolla ilgili bir dizi. Sizin futbolla aranız nasıl?

Futbolla hiç bir alâkam yok. Ancak şimdi bir futbol simsarını ve teknik direktörü oynayınca ilgilenmeye zorladım kendimi. Ne yazık ki futbolu sevemedim bir türlü. Milli maçları izliyorum tabii ama bir takım tutup onun lig serüvenini izlemek gibi bir arzum olmadı.

* Tatlı Hayat'ta, Türkan Şoray'la karı-koca rolündesiniz.

Evet. Nihavend Mucize'de oynamıştık daha önce. Orada Türkan Hanım'ın oğlunu oynamıştım, şimdi kocasını oynuyorum, bir sonraki projede de babasını oynamayı düşünüyorum.

* Aranızdaki yaş farkının sorun olacağını düşündünüz mü?

Hayır. 25 yıllık evliyiz dizide. Aslına bakarsanız biz de Türkan Hanım'la 25 yıldır evli olabiliriz. Beni rahatsız eden bir şey değil. Çok keyifli bir iş sitcom. Daha önce biz Can Barslan'ın yazdığı Gülşen Abi ve Medeni Haller'i yapmıştık. Türkiye'deki ilk örneklerdendi. Fakat birdenbire Amerikan sitcomları keşfedilince, onların adaptasyonları yapılmaya başlandı.

* Televizyon dizilerine ağırlık verdiniz. Tiyatro inşaatınız ne durumda?

Devam ediyor. Oyun Atölyesi, bu yılın sonuna doğru açılacak. Bizim 10 yıllık hayalimizdi bu tiyatro salonunu yapmak. Böyle bir kriz dönemine denk geldi. İnsanlar 'Hay Allah çok kötü bir döneme denk geldi' diyor. Valla bu dönemde yapmazsak başka ne zaman yapacağız? Kriz geçsin diye bekleyemeyiz, hayat devam ediyor. Tiyatro da bir hayat olduğuna göre, tiyatroya ara veremeyiz. Ne devletten, ne özel kuruluşlardan tek kuruş yardım almadan devam ediyoruz. İyi de oluyor böylesi.

* Oynadığınız rollerin karakteriniz üzerindeki etkisi oluyor mu?

Yok hiç etkilemiyor. Perde kapandığı zaman ben Haluk olarak çıkıyorum. Zaten eğer size etkilendiğimi söylersem ya yalan söylüyorumdur ya da psikolojik tedaviye ihtiyacım vardır. Böyle bir şey etkileyemez. Çünkü sizin marifetinizdir oyunculuk. Siz o marifeti, yani perde kapandıktan sonra düğmeyi kapatmayı beceremiyorsanız sizde bir sorun var demektir.

* Bu kadar koşturmaca içinde kendinize ve eşinize nasıl vakit ayırıyorsunuz?

Ayıramıyorum ki.... En büyük lüksüm günde sekiz saat uyuyabilmek. Onu bile çok zor yapıyorum. Günde dört-beş saatle idare etmeye çalışıyorum. Kendime ve birbirimize vakit ayıramıyoruz. Kahvaltıda görüşebiliyoruz. Mesela bu sabah kahvaltıda görüştük. O gitti çekime, ben geldim çekime.

* Zor olmuyor mu?

Elbette zor; ancak çok seviyorsanız yapabilirsiniz bu işi. Eğer biz burada plastik boru üretiyor olsaydık yapamazdık bu işi. Ama siz buna bir iş olarak değil de zevk olarak baktığınız da tüm öteki şeyler önemini yitiriyor. Seve seve geliyorsunuz sete...



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
HAFTANIN SOYLEŞİSİ
Nuriye Akman'ın bu haftaki söyleşisi için tıklayınız

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır