kapat
03.12.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 RAMAZAN
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 GALOP
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 WEEKEND
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 CANLI
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 

Nişantaşı bir gecede nasıl el değiştirdi

Mal varlığını ispatlayan tapular kumar masalarında açık artırmayla yüksek verene satılıyordu. Çünkü vergisi tespit edilenler 15 gün içinde parayı Maliye'ye yatırması gerekiyordu...
Milli kuruluşun başında olan Rabbani Bey, kumarhanelerde 100 bina satın aldı... Zaman içinde değeri yükselen bu binalar bugün bile Milli Reasürans'ın önemli öz varlıkları...

9 Kasım 1942. Ankara. Sabahın alacakaranlığı... Türkiye'nin dört bir yanından gelen devletin etkili ve yetkili adamlarının katılımıyla Başbakanlık binasında Türkiye Cumhuriyeti'nin gelecek yıllarına damgasını vuran, tarihinin en tartışmalı kararının açıklandığı toplantı başlar.

Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ve Başbakan Şükrü Saracoğlu, vali, kamu banka genel müdürlerinin de hazır bulunduğu toplantıda, bir defaya mahsus, başta gayrimüslim ticaret burjuvazisi olmak üzere çiftçi, esnaf ve ücretlilerden vergi tarh edileceğini açıklar.

Buna göre, Türkiye'nin her ilinde keyfi yetkilerle donatılmış yerel mülki amirler ve maliyecilerden oluşan takdir komisyonları, savaş sırasında edinilmiş tüm gelir ve servetlerden vergi alacaktır.

Vergi miktarı belirlenen kişi ve kurumlar, vergilerini en geç 15 gün içinde ödeyecektir. Ödemeyenler ise cezalandırılacaktır. İşte bu tarihi karar, toplantıda alkışlarla karşılanır.

RABBANİ BEY KARŞI ÇIKTI
Milli Reasürans Şirketi'nin 3 yıldır Umum Müdürlüğü'nü yapan Mehmet Rabbani Tunaman, Varlık Vergisi'ne karşı çıkan konuşma yapar. Ama karar çoktan alınmıştır ve dönüş yoktur. Tunaman, sözleri sonrasında kendine yönelik homurdanmaların da etkisiyle "Bana müsaade" der. "Nereye Mehmet Bey?" sorusuna ise verdiği yanıt kısa olur: "Gidip şirketlerimi kurtarayım."

İstanbul'a dönüş yolculuğuna başlamadan önce üç önemli telefon konuşması yapar. İlki eşinedir:

- Memduha Hanım. Smokinlerimi hazırla. Gelir gelmez çıkacağım.

- Hayrola Rabbani Bey?

- Kumarhaneleri dolaşacağım.

İkinci telefon notere, üçüncüsü ise tapu müdürünedir. Hazır olmalarını söyler. Gece yarısı İstanbul'a varan Rabbani Bey, yanına korumaları, noter ve tapu müdürünü alarak, İstanbul'un kumarhanelerini dolaşmaya başlar.

11 Kasım'da Varlık Vergisi resmen açıklanacaktır. Ama kokusu çok önceden duyulmuş İstanbul'un ticaret hayatını kontrol eden gayrimüslim Türk vatandaşları arasında panik yaşanmaya başlamıştı. Adı üstündeydi, Varlık Vergisi... Varlık üzerinden vergi alınacaktı. Vergi uygulaması, yasa metninde öngörülmemesine karşın özellikle azınlıklar aleyhine işletildi. Maliye farklı vergi yükümlüsü belirlemişti. Müslümanlar belirlenen matrahın yüzde 25'ini, gayrimüslimler yüzde 50'ini ödeyecekti. Uygulama başladıktan sonra vergisini ödemeyenlerin mal varlığına el konacak, açık artırma yoluyla satılacaktı.

Servetin hızla el değiştirildiği bir dönem başlıyordu. Rabbani Bey'in kumarhaneleri gezme isteğinin ardında, Milli Reasürans'ın elinde bulunan nakit imkanları değerlendirmek yatıyordu.

EN İNSAFLI ALICI
Malın mülkün varlığını ispatlayan tapu kayıtları kumar masalarına konuyor, küçük bir açık artırma ile en yüksek verene satılıyordu. Çünkü vergisi tespit edilen kişinin 15 gün içinde parayı Maliye'ye yatırması gerekiyordu. Rabbani Bey o ve onu izleyen gecelerde hep İstanbul'un gece hayatının içindeydi.

Rabbani Bey'e o dönem kızanlar, daha sonra onu acımasız kuralların işlediği haraç-mezat piyasasının en insaflı alıcısı olarak anacaktı. Nitekim Salkım Hanımın Taneleri kitabında Rabbani Bey, Gümüşsuyu'nda apartman ve 7 parça gayrimenkul için 150 bin liraya pazarlık yaptığı Halit Bey'e şöyle seslenir:

- İyi bir iş yapıyoruz Halit Bey, Maliye sattırırsa bunun yarısına bile alırım bunları. Müzadeye girmek istemiyorum. Ne de olsa milli kuruluşun başındayım.

Ankara'dan döndüğü gece, son binayı sabaha karşı İstiklal Caddesi'nin karanlık sokağındaki kumarhaneden almıştı. Eve döndüğünde eşine, çantasını işaret eder:

- Hanım, dün 10 bina satın aldım. Hepsinin tapusu o çantanın içinde.

Rabbani Bey, o dönem kendisine ait tek bir çöp bile almaz. Rabbani Bey, o gece ve takip eden ay içinde 100'ü aşkın bina satın alır. Binalar zaman içinde paha biçilmez değerlere yükselir.

Şişli, Taksim ve civarındaki hanlar, bugün bile Milli Reasürans Şirketi'nin en önemli öz varlıklarıdır... Şişli'de Tunaman adlı iş merkezi de şirkete aittir ve Rabbani Bey'in adını yaşatır.

Hâlâ en gözde semt
Milli Reasürans Şirketi'nin Umum Müdürü Mehmet Rabbani Tunaman, acımasız kuralların işlediği haraç-mezat piyasasının en insaflı alıcısı olarak tarihe geçti... Bu binalar zamanla çok değer kazandı. Milli Reasürans'ın bulunduğu Nişantaşı şimdi sekiz bin işyeri ve dükkanı, yedi yüzü aşkın lokanta ve kafesiyle hâlâ en gözde semt unvanını taşıyor...

Yıllar sonra gelen konuk
Mehmet Rabbani Tunaman 1959 yılında kaza sonucu yaşamını yitirir. Rabbani Bey'in oğlu Ğki şu anda Reklamverenler Derneği Başkanı- Caner Tunaman, 1985'te 800 milyon dolarlık uluslararası bir yap-işlet-devret projesi için dönemin başbakanı Özal'dan söz alır. Projenin ortağı yurtdışı firması 600 milyon dolarlık finansmanı bulur ve "Gerisini halledin" der. Caner Bey ve arkadaşları uluslararası tefeciler de dahil dünyanın dört bir yanına projenin finansmanı için kredi bulmaya çıkar. Sonunda Kanada'dan bir haber gelir. Özel uçağı için izin aldıkları bir işadamı, Caner Tunaman'ı ziyaret edecektir. Gerisini Caner Bey şöyle anlatıyor...

"Adam beni havaalanına istemedi. Şoför yolladık. Büroya geldi ve benimle yalnız kalmak istediğini söyledi. Çok güzel Osmanlı diliyle konuşmaya başladı.

- Siz Rabbani Bey'in oğlu musunuz?

- Evet.

- 1942 yılıydı. Varımızı yoğumuzu birleştirerek Varlık Vergisi'ni ödemiştik. Evde çorba içecek para kalmamıştı. Ben ve ağabeyim okuyorduk. Bir gün duyduk ki, oturduğumuz 5 katlı binayı Rabbani Bey adında biri satın almış. Kiralar artacak diye çok korkuyorduk. İki ay sonra bir haber geldi: 'Rabbani Bey size ziyarete gelecek.'

'Tamam' dedik. Annem kurabiye yaptı. Rabbani Bey geldi. Hoş sohbet devam ediyorduk. Babama döndü ve, 'Siz neden nefes nefese konuşuyorsunuz' dedi. Babam, 'Birkaç aydır böyleyim' deyince Rabbani Bey, 'Bu kurabiyeleri yememeniz lazım. Tereyağı var. Kalbinize zarar verebilir. Ayrıca sana bir adres vereceğim. Benim yakın bir arkadaşım olur. Ona git benim ismimi ver ve muayene ol' uyarısını yapıp müsaade isteyip gitti...

Şaşırmıştık. İki ay sonra 3 tane genç 'Biz reasüranstan geliyoruz' dedi.

Kira mı filan diyecek olduk, 'Hayır hayır. Rabbani Bey buraya asansör yapılmasını istedi. İşte biz o binada büyüdük, okula oradan gittik. Baban iyi bir insandı' dediler...

Sürpriz konuk, Tunaman'a gereken krediyi çok düşük faizle verir. (Proje daha sonra başka nedenlerle yatar ve kredi kullanılmaz...)

Aynı gün sürpriz konuk Caner Tunaman'a, 'Sen gelme, bana bir şoför ver. Beni İstanbul sokaklarında gezdirsin, bir de Mısır Çarşısı'nda Pandalli'ye götürsün. Orada yemeğimi yer havaalanına geçerim' der... Sonra gider...

Yavuz SEMERCİ



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
HAFTANIN SOYLEŞİSİ
Nuriye Akman'ın bu haftaki söyleşisi için tıklayınız

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır