
Özelleştirme kalmadı kamulaştırma verelim
Hükümet, aldığı tedbirlerle devleti küçültmek için uğraşıyor. Ancak bankacılık operasyonları, küçülme yerine kamulaştırma ile büyümeyi işaret ediyor
Bu sıralar en popüler konumuz "devletin küçültülmesi". Aslında son iki yıldır yaşadığımız bankacılık operasyonları bırakın küçülmeyi, kamulaştırma yoluyla büyümeyi işaret ediyor. Özelleştirme ise eski cazibesinden çok uzak. Bugüne kadar çok şey yazıldı, çok şey söylendi. Bir dönem, bütçeyi denkleştirmek için umut bağlandı. Bir dönem, devlet yatırımlarına ve faizlere ödenek yaratmak için ne var ne yok satılmak istendi. Peki 1985 yılında başlayan özelleştirme macerasının neresindeyiz?
Özelleştirme İdaresi tarafından hazırlanan ve Bakanlar Kurulu'na sunulan son brifing raporu, bilançonun ancak başabaş noktasında olduğunu gösteriyor.
16 yılda, 2000'in üstünde özelleştirme uygulaması yapıldı ve 9.5 milyar dolar kaynak elde edildi. Ancak aynı tutardaki kaynak da tüketildi. Sadece işçi ücreti, piyasa borçları ve cari giderler için özelleştirilecek kuruluşlara 4.6 milyar dolar aktarıldı.
2002 sonuna kadar ana para ve faiz olarak 866 milyon dolar ödemesi gereken Özelleştirme Yönetimi çare arayışında. Yeni bir kanun tasarısı hazırlanıyor ama bu durumun siyasi açmazları ortadan kaldırmayacağı anlaşılıyor. Nitekim, bürokratların adeta isyanını yansıtan "Türkiye'de Özelleştirme" konulu raporda, önümüzdeki günlere ışık tutacak şu eleştiri ve uyarılar dikkati çekiyor:
* Özelleştirme Yüksek Kurulu'nda, ilki 1 Mart 2001'de sunulan 18 karar onay için bekliyor.
* ÖYK kararlarının gecikmesi yatırımcının ilgisini azaltıyor.
* Belirsizlik, özelleştirilecek kuruluşlar açısından üretime ve personel verimliliğine olumsuz etki ediyor. Sonuç, artan zarar oluyor.
* ÖYK tarafından Sümer Holding Beykoz, Bakırköy, Kayseri, Merinos, Nazilli ve İzmir, Gemi Sanayii Haliç ve Camialtı, Et Balık Kurumu Adapazarı Tesisleri'nin kapatılmasına karar verildi ancak kararların uygulanması durduruldu.
* Bu durum, alınan kararların çeşitli nedenlerle her zaman değiştirilebileceği beklentisini yaratıyor.
* Yerel ve bölgesel oluşumlar Sümer Holding, SEKA, EBK gibi kuruluşların özelleştirme ihalelerini geciktiriyor, satış kararları uzun süre imzalanmıyor.
* Kamu yararı gerekçesi ile bugüne kadar 5 bin varlık bedelsiz devredildi. İstisnasi bir uygulama, kural haline geldi.
* Kamuoyu baskısı ve beklentiler sadece yüksek fiyatı öne çıkardı. Ekonomik ömrünü tamamlamış tesislerin kapatılma kararları sosyal etkenlerle uygulanamaz hale geldi.
Liste uzayıp gidiyor. İşin özeti şu:
Tıpkı BDDK gibi esnek karar alma yetkisiyle donatılmış bir kurumsal yapı gerekiyor. Yoksa Özelleştirme İdaresi, kapsamdaki kuruluşlara eski siyasileri atamaktan başka işe yaramayan bir kuruma dönüşerek kendi kendisini tasfiye ettirecek...
OYAK'TA TEMİZLİK...
Kriz ortamında göz kamaştıran kârı ile gündeme gelen Oyak, iç yapısında ciddi bir "temizlik" operasyonu başlattı. Oyak'ın 41. Genel Kurul tutanaklarını inceleyen arkadaşımız Fatih Atik, ilginç bazı verilere ulaştı.
Oyak'ın, yurtdışındaki mali iştiraklerinin yeterince denetlenmediği ve tahsil kabiliyeti riskli kredilerin arttığı anlaşıldı. Konuyu, Genel Kurul'da Maliye Albay Tuncay Şallı gündeme getirdi ve "Komutanlarımız cirosu 5 milyar lira olan kantini yılda iki kez denetlettirir ama yönetim Almanya'daki bankayı denetlememiş" dedi.
Oyak Genel Müdürü Coşkun Ulusoy göreve gelir gelmez, sorumlulara işten el çektirildiğini açıkladı.
Ardından Oyak European, Ankerbank ve Halk Leasing'deki akçalı operasyonlar için inceleme başlatıldı. Ulusoy, riskli kredileri 94.6 milyon dolar olarak açıkladı. Karşılık ayırdıklarını belirtti ve bu sıkıntıyı gidermenin zaman alacağını da sözlerine ekledi.
BUNLARI BİLİYORMUSUNUZ?
* Maliye Bakanı Sümer Oral'ın, fotojeniye çok önem verdiğini, özellikle kameremanlara, "Beni yakından ve profilden çekmeyin" uyarısında bulunduğunu,
* TOBB'un bu yıl beş yıldızlı otelde iftar vermek yerine, 352 oda ve borsa için 50'şer adet ramazan paketi hazırlatarak tüm Anadolu'ya dağıtmaya karar verdiğini,
* Gece kulübü, bar ve pavyon sahiplerinin bir sendikası bulunduğunu, eğlence sektörü patronlarının İşveren Sendikaları Konfederasyonu'na üye olmak istediklerini,biliyormusunuz?
Okan MÜDERRİSOĞLU
|