İzleseydiniz, sizin de düşünceleriniz farklı olmazdı. Şimdi tabir biraz ağır kaçacak ama olsun, ne yapayım? Dünkü Samsunspor böyle oynamaya devam ederse, küme düşer! Abartmıyorum. İlk defa toplanmış 'oda orkestrasından' farkları yok! Hepsi ayrı telden çalıyor.
Denizlisporlu hücumcular o kötü savunmanın arasında fiyatlarını ikiye katlayıp, göğüslerine birer de madalya takamadılarsa, sadece şanssızlıktan... Eski alışkanlıklarını sürdüren Serkan Karababa'nın çenesi gereksiz itirazlarla düşünce, gördüğü kırmızı kartla Samsun savunması tamamen dağıldı.
Denizlispor adına maçın güç geçeceği kanısındaydım. Ne de olsa 'paragöz' Mısırlılar'dan dolayı taşlar yerinden oynamış, o mevkilere 'mecburi montajlar' yapılmıştı. Bu düşüncelerimi silip süpüren Timuçin çıktı meydana... Soldan taşıdığı topu gitti kaleci Ali'nin kapattığı köşeden, iğnenin deliğinden geçirip ağlarla kucaklaştırdı.
Sahi aklıma gelmişken sorayım; her iki takım ligde ilk defa mı karşılaşıyor? Daha önceden birbirlerini hiç mi tanımazlar? Mesela ben olsam; Denizlispor'un kanatları Ali Tandoğan ile Timuçin gerçeğini, öldür Allah gözardı etmem.
Eee, futbolda 'tecrübe' işte! Yediğin kazıkların değil, yediğin gollerin toplamı... Yücel hocam, Ali Tandoğan'ını, Timuçin'ini, Coulibaly'sini, Coşkun'unu, Muzafferi'ni ve hatta Levent'ini dilerim iyi tanımıştır.
Gördün, bunların hepsi futbolda tam bir baş belası hocam!