kapat
02.12.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 RAMAZAN
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 WEEKEND
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 CANLI
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
İhanet etmeyin!

Seçimde barajın düşürülmesini isteyenlere bir önerim var; önce karar verin... Demokrasinin yücelmesini mi istiyorsunuz, yoksa partinizin sandığa gömülmesinden mi çekiniyorsunuz?

Dürüst ve samimi olun...

İsterseniz, 1950'den bu yana Türkiye'nin yakın tarihine göz atın... Ülkenin hangi tarihlerde koştuğunu, hangi şartlarda kalkınma hızında rekor kırdığını anlayın...

Göreceksiniz ki; Türkiye koalisyonların değil, tek başına iktidarların işbaşında olduğu dönemlerde kalkınmış... Gelirini artırmış, vatandaşına iş-aş bulmuş... Yani istikrarın olduğu devrelerde herkes mutlu olmuş...

Örnek mi?

1950-1960 arasındaki dönem... Demokrat Parti'nin tek başına iktidar olduğu 10 yıllık süreç... Kalkınma hızı yüzde 8'lerde... Enflasyon yüzde 5'lerde... Türkiye devletçilikten karma ekonomiye geçiyor... Özel sektörde sermaye birikimi gerçekleşiyor... Yatırımlar birbirini izliyor...

1963-1968 arası.. Adalet Partisi'nin Meclis'te çoğunlukta olduğu 5 yıllık süre... Türkiye koşuyor... Kalkınma hızı yüzde 7'lerde... Yatırımlar, temel atmalar birbirini izliyor...

1983'ten 1989'a... ANAP iktidarı işbaşında... Türkiye çağ atlıyor... İnanılmaz işler başarılıyor...

***
Ya koalisyonların işbaşında olduğu dönemler?

1980 öncesi MC dönemlerini hatırlayın... Yokluğun hüküm sürdüğü, bir paket margarin için sıraya girildiği, terörün kol gezdiği, gençlerin öldürüldüğü günleri...

1990'lı yılları gözünüzün önüne getirin... Koalisyonların getirdiği istikrarsızlığın ülkeyi hangi noktalara taşıdığını düşünün...

Ve onun için kendinize gelin; partinizin, kendinizin siyasi geleceği için barajın indirilmesini isteyip beşli, altılı koalisyonlarla bu ülkeyi uçuruma itmeyin...

Faiz kazığı
Eğer insafsız oranda faiz ödemek istemiyorsanız ne yapıp edin, telefon, elektrik-su, doğalgaz faturaları ile kredi kartı, SSK, vergi borçlarını zamanında ödeyin... Bakın 100 milyon liralık bir borç, 3 ay sonra uygulanan faiz nedeniyle kaç liraya ulaşıyor:

Kredi kartında190 milyon
Cep tel.140 milyon
Elektrik136 milyon
SSK primi130 milyon
Vergi taksidi130 milyon
Doğalgaz127 milyon
Sabit telefon126 milyon
Su faturası118 milyon

Telefeci faizinden beter değil mi?
Bir tanıdığım 3 milyar liralık kredi kartı borcu bankanın uyguladığı insafsız faiz nedeniyle 10 milyara çıktığı için çaresizlikten emekliliğini isteyip, tazminatı ile bu borcu ödedi... Böyle onbinlerce örnek var.

Makyaj aktı!
Belediycilikte bir söz vardır; "Başkanın akıllısı parayı yerin altına değil, üstüne yatırır!"

Yani yerin altına pis su boruları, yağmur kanalları yerine, kaldırımlara kırmızı tuğlalar döşer... Parklara güller diker... Kilometrelerce uzunluktaki kordon boylarını çimler...

Kısacası göz boyamak için makyaj yapar... Sonra yağmurda o makyaj akar ve bütün çirkinlik, çarpıklık, vurdumduymazlık ortaya çıkar...

Tıpkı yağmurun teslim aldığı İzmir'de olduğu gibi...

Amacım İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Piriştina'yı eleştirmek değil... Çünkü İzmir bu çarpıklığın, bu aymazlığın faturasını yalnız bugün değil, Osman Kibar'dan bu yana ödüyor... Belediyeciliği asfalt dökmeye endeksleyenlerin ceremesini en az 30 yıldır çekiyor...

Dilerim; Başkan Piriştina zaten güzel olan İzmir'in daha fazla makyaja ihtiyacı olmadığını anlar ve en kısa zamanda eline bistrüyi alıp ameliyata başlar...

Emekliyi güldürün!
Çağrımın adresi Ankara... Amacım; beyzadelere, kriz altında ezip sefil ettikleri emeklileri ve yaklaşan bayramı hatırlatmak...

Milyonlarca SSK emeklisinin bayramı parasız, boynu bükük geçirmesini istemiyorsanız; bu aya mahsus olmak üzere emekli aylıklarını bir hafta önce ödeyin... Gelin hiç değilse bu insanları bir kez olsun mutlu edin...

Fıkra

Muayene
Adam karısı ile birlikte doktora muayeneye gider... Muayene biter ve doktor odasından çıkarak kadının yanına gelir, "Kocanızın ölmemesini istiyorsanız bu kağıda yazdıklarımı uygulayacaksınız" der ve kağıda yazdıklarını sıralar;

"Sabahları güler yüzle güzel bir kahvaltı hazırlayın ve işe mutlu gitmesini sağlayın...

Öğlenleri eve geldiğinde güler yüzle karşılayın ve güzel bir öğle yemeği ile takdir edildiğini hissettirin... Böylece günün geri kalan kısmını da iyi geçirmesine yardım edin...

Akşamları eve geldiğinde yemek özellikle güzel olmalı... Gelir gelmez eline bir kadeh içki verin ve dinlenmesini sağlayın...

Haftada en az üç kere birlikte olun, eğer isterse daha fazla birlikte olun ve tamamiyle tatmin olduğundan emin olun..."

Eve geldiklerinde adam karısına sorar:

- Ne dedi doktor sana?

- Ölecekmişsin...

Kırnızı kart
Halk krizden inim inim inlerken, milyonlarca kişi işsiz, aşsız ne yapacağını bilemezken "İyi gidiyorsunuz" diyen IMF'ye

Hay ağzını öpeyim!
TÜSİAD önce Kıbrıs'a yatırım yapsın, sonra konuşsun...

(Başbakan Ecevit)

DOĞRU SÖZ
Bırakalım Salkım Hanım'ın tanelerini, bugün yediğimiz nanelere bakalım..

Türkiye'nin yüzde 50'si gizli eşcinsel, kadın erkek farketmez..

(Lezbiyen yazar Stella Acıman)



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
HAFTANIN SOYLEŞİSİ
Nuriye Akman'ın bu haftaki söyleşisi için tıklayınız

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır