kapat
29.11.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 RAMAZAN
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 WEEKEND
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 CANLI
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Zekat kavramı üzerinde yeniden düşünmek

Yüce dinimiz İslam, cemiyet hayatının barışçıl bir şekilde devamını sağlamak için, toplum bireyleri arasında gerilim ve çatışmalara neden olabilecek sebeplerin ortadan kaldırılmasını ve zengin ve fakir arasındaki ekonomik dengesizliğin uçuruma dönüşmesini önlemeyi hedeflemiştir. İslam sadece kötülüğe karşı çıkmakla iktifa etmez, aynı zamanda kötülüğe götüren sebeplerle de mücadeleyi toplumu ıslah projesinin vazgeçilmez bir parçası olarak görür. Bu çerçevede toplumsal bir ibadet olan zekat, toplumsal yapıyı dengeli bir şekilde korumak amacıyla İslam'da farz kılınmıştır.

İslam anlayış çizgisinde ibadetlerin en önemlileri arasında yer alan zekat, zenginler için bir borç, fakirler için ise bir haktan ibarettir. Zariyat Suresi'nin 19'uncu Ayet-i Kerimesi'nde müslümanlar kasdedilerek "....onların mallarında muhtaç ve mahrumların hakkı vardır" denilmesi, bu gerçeğe işaret etmektedir. Buna göre zengin zekatını verirken ibadet yapıyormuşçasına ihlaslı ve samimi davranacak, gönülsüz hareket etmeyecek, verdiğini kesinlikle başa kakmayacak, fakir de zekatı alırken bunun altında ezilmeyecek, mahcubiyet duymayacaktır. "Onların mallarından kendilerini temizleyip arındıracak zekatı al" (Tevbe, 103) ayet-i kerimesi, zekatın bu fonksiyonuna dikkatlerimizi çekmektedir.

Zekatın pratiğe nasıl dönüştürüleceği, başka bir ifade ile, Kur'an'da teferruatıyla yer almayan bu önemli ibadetin nasıl uygulanacağı hususu, Hz. Peygamber (S.A.V.) tarafından muayyen bir model halinde ortaya konmuştur. Bu model içinde, zekat vermek için asgari düzeyde sahip olunması gerekli olan zenginlik düzeyi (nisap) ile, zekata tabi mallar, zekatın oranları, zekat gelirinin nasıl toplanacağı gibi hususlar detaylı bir şekilde yer almıştır. Bu belirlemeler yapılırken, altın, gümüş, hayvanlar, madenler gibi Hz. Peygamberin yaşadığı dönemde yaygın olarak bilinen ve tanınan servet ve zenginlik maddeleri kıstas alınmıştır.

Burada zihnimizi kurcalayan soru şudur: Bu anlayış acaba Kur'an'ın ve Hz. Peygamberin zekat ile ilgili uygulamasındaki içeriği ve anlamı bütün devirlerde olması gerektiği biçimde ortaya çıkarmış mıdır? Tarihi süreç içinde zekat emrinin pratiğe dökülmesi ile ilgili bu şekli uygulamanın, Hz. Peygamber'in dönemindeki anlam ve amacı gerçekleştirip gerçekleştirmediğini etüt eden bir araştırmaya şahsen rastlamış değilim. Her ne kadar günümüzde zekatın zihinlerdeki önem ve anlamı canlılığını ve diriliğini koruduğu bir gerçek ise de, günümüz uygulamasının da, toplumda sosyal dayanışma ve bütünleşmeyi etkin bir şekilde sağladığını söyleyemeyiz.

Zenginliğin ölçüsü
Şu halde ne yapmalıyız? Kanaatimiz odur ki, zenginliğin ölçüsü (nisap), zekata konu olan mallar, zekatın ödenme nispetleri gibi konularda yeni bir yaklaşıma ihtiyaç duyulmaktadır. Hz. Peygamberin önerdiği ve dönemin ekonomik koşullarıyla çok sıkı bir şekilde bağlantılı olduğu gözüken uygulamanın şeklinde ısrar edip, amaç ve işlevlerinden uzaklaşmak, bize isabetli bir tercih gibi gözükmemektedir. Dini hükümlerin gerçekleştirmek istedikleri amaçlar (mekasidu's-Şeriat) korunmak şartıyla zaman ve zemine, toplumsal, ekonomik yapı ve ilişkilerin değişmesine paralel olarak değişebileceği İslam fıkıh geleneği içinde bilinen bir husustur. Hz. Peygamberin uygulamalarının, altında yatan amaç, gaye, ilke veya prensiplere bakmadan değerlendirmek sağlıklı bir yaklaşım değildir. Günümüz İslam bilginlerinin bu alanda yapması gereken en acil şey, peygamberimiz uygulamalarındaki ölçülerin o dönemdeki ekonomik anlamını tespit ederek, bunu günümüz iktisat kuram ve pratiğindeki karşılığını göstermektir. İslam ülkelerinde istatistik kurumlarından yararlanılarak bir ailenin yıllık asgari geçim e hayat standardının tespit edilmesi, enflasyonun yaşandığı ülkelerde bu çalışmanın her yıl tekrar edilmesi, böylelikle zenginliğin sınırlarını tayin etmede işlerliği bulunan pratik bir yol geliştirmesinin gerekliliğine inanıyorum. Bu yaklaşım, çağımızda çok önemli işlevleri olan zekat müessesine, Hz. Peygamber dönemindeki boyutuyla yaşamsal işlerlik kazandıracaktır. Bu konu işaret Başkanlığımızın gündeminde yer almaktadır. Bu çalışmalar somut sonuçlar ortaya koyuncaya kadar müslümanlar, elbette İslam toplumlarına asırlardır uygulana gelen klasik ölçülere göre zekatlarını vermeye devam edeceklerdir.



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
Superbahis
HAFTANIN SOYLEŞİSİ
Nuriye Akman'ın bu haftaki söyleşisi için tıklayınız

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır