Bürokratsanız yeşil bir pasaportunuz oluyor, vizesiz Avrupa ülkelerine gidiyorsunuz. Sanki Avrupa vatandaşı gibi!
Desek ki...
Sadece sizler değil, bütün Türkler Avrupa'da serbest dolaşsın!
Herhalde bir itirazları olmaz.
Ama denilse ki...
Sizlerin yeşil pasaportlarınıza da normal Türk vatandaşlarına uygulanan vizeler uygulanacak!
Herhalde memnun olmazlar!
Heyhat! "Tüm dünyanın bürokratları birleşin" ilkesi gereğince olsa gerek, ayrıcalık var.
Yeşil pasaport, mavilinin halinden anlamıyor.
İş bu kadar basit mi?
Valla bu kadar basit de olabilir...
Bu basitlikte düşününce çok büyük sorunlar da yaşanabilir...
Mesela -bir korkulu rüya- Kıbrıs'taki Yeşil Hattın aynen Berlin Duvarı gibi aşılması...
Bunu yapanlara "Siz ne yapıyorsunuz"dan başlayan "Vatanı satıyorsunuz"a kadar giden yakıştırmalarda bulunulabilir...
Onlar da aslında "iltica ettikleri" Avrupa'ya çok mantıklı gelen cevaplar verebilirler.
Derler ki:
Bir gün Türkiye de Avrupa Birliği üyesi olacak, hepimiz nasılsa o çatı altında buluşacağız. Biz sizin gibi gecikmek istemedik.
Vatan hainliği yakıştırması karşısında da derler ki:
Avrupa Birliği zaten eski düşmanlar dost olsun diye doğdu. Temel fikri bu. Fransızlar kendilerini Almanlar'dan kurtaran Amerikalılar'a medyunu şükran ama sonuçta Avrupa Topluluğu Alman Fransız yakınlaşmasıyla başladı. Esas hepimiz Avrupa Birliği içinde yer alırsak kalıcı barışı sağlarız.
En son tahlilde de derler ki...
Hür irademle böyle karar aldım!..
Türkiye veya Kuzey Kıbrıs Yeşil Hattın öte tarafında "tatlı hayatı" (zaten çalışmaya oraya giden çok, bizim tarafta kişi başına gelir 2 bin dolarken öte yanda 20 bin dolar) seçecek olanları zor kullanarak durduramayacağına göre...
Ne yapacağız?
Böyle gerçek bir soru işareti var.
Gerçi Ankara'daki esas soru işareti...
Bugün Kıbrıs, yarın Ermeniler, öbür gün Ege Kıta Sahanlığı diye gidiyor...
Avrupa için nereye kadar taviz vereceğiz, nelerden vazgeçeğiz?
Ankara tamamen haksız değil aslında, ancak dünya kamuoyuna kendi mantığını anlatamaz...
Açıkçası, Yunanlılar oyunu bizden daha iyi oynadılar...
İş Yunanlılıktan çıktı, Avrupalı olma imkânını yaratmayı becerdiler ve korkarım bu işten puan alarak, uzlaşmayan bir Türkiye imajını pekiştirerek çıkacaklar.
Öte yandan işin aslı, Kıbrıs'ı çok aşar boyutta...
Bu bir Türk-Yunan bilek güreşi aslında...
Ve Yunanlı dersini iyi çalışmış, Avrupa'yı hatta Amerika'yı arkasına almış dayatıyor.
Biz sürekli savunmadayız...
Sürekli savunma hamlesi yaparak satrançta kazanıldığı görülmemiştir.
Türkiye bütün dünyaya, "Hadi şu Yunanistan'la bütün meselelerimizi kökten bitirelim" diye bir çıkış yapsa ve inisiatifi ele alsa...
Hele şu konjonktürde...
Belki de şaşıran çok olur ve bu bizim için avantaj olur!