Çözümün aciliyeti arttıkça Kıbrıs konusuda kamuoyunu ayıran hat belirgin hale geliyor.
Tahmin edebileceğiniz gibi, bu hattın bir tarafında "milliyetçiler" diğer tarafında "vatan hainleri" var.
Milliyetçiler Kıbrıs'ta çözüm istemiyor. Onlara göre statüko çözümün kendisidir. Vatan hainleri ise Kıbrıs sorununun çözülmesi gerektiğine inanıyorlar. Onlara göre statüko, bir dış politika hapisanesidir.
Tabii, her konuda olduğu gibi, bu konuda da milliyetçiler haklıdır. Onlar, haksız oldukları zamanlar da dahil olmak üzere, her zaman haklı olan, 'A tipi', kanlı canlı, bıyıklı 'extra strong' Türkler'dir. Haklı olmak milliyetçi olmanın verdiği birfimtiyaz,fbir tekel durumudur.
Vatan hainlerinin cephesinde nikotini, katranı alınmış 'light Türkler' bulunur. Bunların kanı incedir;fgözlük takarlar;fhafifçe kamburları çıkmıştır. Boyunlarında portatif bir tezgâhla dolaşırlar. Bu tezgâhta vatan satarlar. Rumlar, Yunanlılar, Ermeniler ve Amerikalılar için sürekli, mevsimi kapanmayan bir "ucuz satış" vardır.
Kıbrıs konusu Türkiye için bir dış politika çıkmazı değildir. Entelektüel bir çıkmazdır. Türkiye'nin bu entelektüel çıkmazında park edilmiş tek şey Kıbrıs sorunu degildir. Orada, tampon tampona, çok ama çok sorun beklemektedir, tıkır tıkır işleyen saat gittikçe artan park parasını yazarken. Şöyle:
Bir konuda kimin haklı kimin haksız olduğunu, en avantajlı çıkış yolunun ne olduğunu rasyonel bir şekilde tayin edebilmek için elimizde güvenilir bilgilerin olması gerekir.
Kıbrıs konusunda kamuoyuna açık böyle bilgi yoktur. Kıbrıs sorunu hiçbir kuruluşun araştırma sahasında değildir. Ne sivil toplum örgütlerinin, ne siyasi partilerin, ne Meclis'in, ne bakanlıkların, ne üniversitelerin, ne bağımsız araştırmacıların Kıbrıs konusunda herhangi bir araştırması, raporu veya tezi vardır.
Bir örnek:
Kıbrıs'ın, Türkiye için, stratejik değeri var mı?
Kıbrıs'ın, petrol boru hatları ile bağlamlı olarak startejik olduğunu ilk defa birkaç ay öncefBaşbakan Bülent Ecevit'in ayak üstü konuşmalarından birisinde öğrendik.f Ecevit bir gün kameraların karşısında belirdi ve "Kıbrıs stratejiktir," dedi. Kıbrıs o saate kadar stratejik değildi. O saatten sonra stratejik oldu.f
Ama bu doğru mu? Yoksa adadan çıkmamak için uydurulmuş bir mazeret mi? Çünkü dünyadaki hiçbir strateji kuruluşu Kıbrıs'ın stratejik bakımdan öyle ahım şahım bir yer olduğunu söylemiyor. Hani Milli Savunma Bakanlığı'nın bu konuda hazırladığı rapor?
Başka bir örnek:
Kuzey Kıbrıs'taki siyasi yapı neden statik, verimsiz, yarı-demokratik ve rüşvetçidir? Siyasi yapının, bencil nedenlerle (küçük olsun, benim olsun), kendini devam ettirme arzusu, çözümsüzlük davasının önemli bir unsuru olabilir mi?
KKTC Kalkınma Bankası'ndan kredi alıp geri ödemeyenlerin (ve bu kredileri onlara kanalize edenlerin) yüzde kaçı çözüm taraftarıdır?
Bu soruların cevapları milliyetçilerin ilgi sahasına girmez.fSloganların ve demagojinin dünyasında sorulara yer yoktur.