Garibancılığı bir yana bırakırsak, temel mesele ağır bürokrasi, eskimiş mevzuat, kapitalizm düşmanlığı olarak tezahür eden kasabalı vizyonu ve tükenmiş devletçiliktir...
Türkiye'nin önünü tıkayan tek şey, sakat, yanlış ve geri zihniyetler!..
"Devlet küçültülmelidir" diyoruz, bakan balıklama atlıyor konuya, "Türk devleti asla küçülmez, daima büyür" diyor.
"Devlet"in ne olduğunu bilmiyor! "Eflatun"u sadece bir renk olarak duymuş besbelli...
Ama bu sorunlarını bizim gibi seyretmeyip çözenler de var.
İşte İrlanda'yı kurtaran adamı dinleyin:
İrlanda Kalkınma Ajansı Başkanı David O'Donovan anlatıyor.
"Biz İrlanda da, neredeyse gebermiş durumda iken, bir siyasetçi çıktı, cesaretle ülkenin dibe vurduğunu açıkladı. Sonra yabancı sermayeyi ülkeye çekebilmek için milli konsensus oluşturuldu. Hiç bir hükümetin üzerinde oynayamayacağı stratejik hedefler belirledik. Eğitime yatırımı hiç aksatmadık. Tüm ücretler 3 yıllığına ayarlanıyordu. Yüzde 50 olan kurumlar vergisini bir gecede yüzde 10'a indirdik. 20 yıl da artmayacağını garanti ettik. Siyasetçileri devreden çıkardık. Hatta yabancı ülkelerdeki ilişkilerimizde büyükelçileri bile solladık. Kalkınma Ajansı olarak, dünyanın en başarılı şirketleri ile birebir görüşmeler yaptık, onlara garantiler verdik. İrlanda, 30 yılda müthiş bir kalkınma gerçekleştirdi. Yatırımlar arttı, üretim patlama yaptı, ihracat arttı, vergiler ve kazançlar arttı. Kişi başına gelirde artık zengin ülke olduk."
Duydunuz mu elin oğlu, nasıl kalkınmış?..
Yabancı sermayeyi çağırmış ve güvence vermiş!..
"Yoksa ben vatanhaini miyim" diye kendinden uyuz değil!.. Cesur ve gerçekten ülkesini seviyor!..
Seviyor çünkü 30 yılda almış kalkındırmış ülkesini!..
Bizimki gibi ülkeyi yerin dibine sokup da mı sevmeli, yükseltip, yücelterek mi sevmeli?.. Hangisi doğru?
Peki yabancı sermaye bu süre zarfında İrlanda'nın, birkaç dağını, ovasını ve nehrini alıp götürmüş mü acaba? Hayır bütün nehirler ve ovalar yerinde duruyor.
Peki bizim gerzekler ne diyor:
"Ama yabancı sermaye kâr etmeyecekse niye gelsin?"
Edecek kardeşim, elbet o da kâr edecek, hukuki ve sosyal kurallara riayet ederek, zaten dünyada kar etmenin ayıp olduğu tek ülke kaldı, o da Türkiye!..
Dünyanın son sosyalist kalesi!..
O kadar da enteresan bir kombinezon oldu ki, ne kadar şoven, faşist ve sahte sosyalist varsa kucak kucağa Türkiye'nin altını oyuyorlar farkında olmadan...
Bu memlekete, sermaye davet etmek için büyükelçiliği devre dışı bırakalım, demeye kalksanız, o saniye ipinizi çekerler, "seni vatanhaini seni, kaç para aldın" diye...
Çünkü herifin aklına "satılmaktan" başka bir şey gelmiyor!..
Bakın ne diyor Ahmet Çakar!..
Salkım Hanım filmi, TRT'de oynadı diye, kitabın yazarı devlet bakanı Karakoyunlu vatanhaini oluyor, TRT'de oynatan genel müdür de işbirlikçisi, filmde oynayanların cem-i cümlesi de yedek vatanhaini...
"Ahmet Çakar" kafasıyla, daha sittin sene sürünmeye devam edeceksiniz, bana göre hava hoş, ben hiç olmazsa niçin ve neden süründüğümü bilmenin zevki ile avunuyor, bilmeden sürünenlere acıyarak...
Hepinize hayırlı uğurlu nice vatanperver Ahmet Çakarlar temenni ederim. Çakar çakmaz çakan vatanperver! Avuç içi kadar İrlanda, koca Türkiye'yi solladıktan sonra...
Bunların "vatanperverliği" beynimi ağrıtıyor, artık!