|
|
 |

47 yıl önce ne olmuştu, hatırlama zamanı..
Bu ülkede kaç kişi farkında.. Kaç kişi gerçekten inanıyor bilmem.. Ama bu sayının çok az olduğuna inanıyorum..
Türkiye, 2002 yılında, Almanya'nın 48 yıl önce, 1954'te yarattığı mucizeyi tekrarlayabilir..
1954 Dünya Kupası İsviçre'de başlarken, Almanya'yı takım yerine koyan pek yoktu dünyada.. Ne favoriler arasında adı geçiyordu, ne müşterek bahislerde..
Organizasyonu yapan FİFA için de sıradan bir takımdı Almanya..
O zamanki sisteme göre, takımlar dörderli guruplara ayrılırdı. Her gurupta iki seri başı, iki de normal takım olurdu. Seri başı takımlar gurupta elenip de Kupanın cazibesini azaltmasınlar diye de önlemler alınmıştı..
Seribaşı takımlar birbirleri ile oynamazlardı. Normal takımlar da birbirleri ile.. Yani seri başları birbirlerini yemezler, normal takımlar da birbirlerinden kolay puan alıp, cetvelde yükselemezlerdi.
Almanya'nın gurubunda seri başları, turnuvanın 1 numaralı favorisi, o yılların efsane takımı Macaristan ile, İspanya gibi zamanın en büyük devlerinden birini devirmiş Türkiye idiler. Son takım da Güney Kore idi.. Türkiye ve Macaristan, Almanya ve Kore ile birer maç yapacaklar ve gurup maçları bitecekti.
Macaristan iki maçını da kazandı. Türkiye Kore'yi 7-0 yendi, Almanya'ya 4-1 yenildi. Macaristan 4 puanla birinci oldu. Almanya ve Türkiye 2'şer puanla ikinci oldular. Kore de sıfır puanla sonuncu.. Sistem seribaşına bir sigorta daha getiriyordu. Puan puana durumda, ikisi arasında oynanan maça bakılmadan, bir play-off maçı daha oynanıyordu. Almanya Türkiye'yi bu maçta da 7-2 yendi ve seribaşı olmadan guruptan çıkmayı başararak ilk sürprizi yaptı.. Ardından sıra ile önüne geleni devirdi.. Finalde de, gurupta yenildiği Macaristan'ı yenerek, dünyayı yerinden oynattı..
Almanya'nın o takımında, adları bugüne dek gelecek efsane oyuncu sayısı fazla değildi.. Bir Fritz Walter, bir de Rahn.. Ötekiler, iyi oyunculardı, sadece.. Bir de Fritz'in kardeşi olma dışında özelliği olmayan Otmar Walter gibi kazmalar..
Peki, nasıl kazandı Almanya?..
O turnuva dünyaya bir efsane bıraktı.. Bir unutulmaz isim, bir deha.. Futbol denince, taktik denince tarihte ilk akla gelen isimlerden biri.. Sepp Herberger.. Bugün hala dimdik ayakta duran Alman futbolunu yaratan adam.. Helmuth Schon, Jupp Derwall gibi gençleri yetiştiren ve takımı onlara emanet eden büyük usta..
Bütün dünya, şampiyon olanın, Almanya'dan da fazla Herberger olduğunu gördü, kabul etti.. Hala da öyle..
***
Türkiye ile Almanya arasındaki ilk maçı radyodan dinlemiştim, heyecanla.. Sonra sinemada özetini gördüm. Santrayı biz yapmıştık.. Sağiç Suat, santrforumuzun önüne yuvarladığı topu kapmış, önüne geleni çalımlayarak rakip 18'e kadar sürmüş, sonra da muhteşem bir şutla golü atmıştı. Maça adeta 1-0 önde başlamıştık. Almanya tüm çırpınmaları ile devreyi ancak 1-1 berabere bitirebilmişti.. İkinci yarıda çözüldük.. Araba ile gol yiyecekken, 4'le kurtulduk. Ama arabayla golü ikinci maçta yedik.. Tam yedi tane..
Yıllar sonra, gazeteci olduğumda, o takımın en as oyuncularından, sağhaf Beton Mustafa'ya "İlk yarı öyle bittikten sonra, ikincide niye çözüldük, kondüsyonumuz mu yetmedi" demiştim.. Anlatmıştı..
"Devre arasında soyunma odalarına giderken, Ordu takımından tanıdığım bir Alman futbolcu vardı.. Ona tabelayı gösterdim, gülerek.. O da bana eliyle, en arkadan ağır ağır gelen Herberger'i gösterip, eliyle beş işareti yaptı.. Hocalarının ikinci yarıda bizi çözeceğine inanıyorlardı.. Çözdü de.. Bizim solbek Basri'de muhteşem bir sol ayak vardır.. Onu solundan geçmek mümkün değildir. Ama sağ ayağı tahtaydı.. O ayağı da biraz olsaydı, o yeteneği, o oyun zekası ile dünyanın gelmiş geçmiş en iyi beş beki arasına adını yazardı zaten.. Daha sonra turnuvanın en büyük yıldızı olacak Rahn, ilk yarı boyunca Basri önünde adım atamamıştı.. O zaman oyuncu değiştirme yok. Biri sakatlanırsa, sol açığa geçer, seke seke durur, duramazsa, takım 10 kişi oynar.. Yani bir Teknik Direktör, bugünkü kadar silaha sahip değil, kenarda.. İkinci yarı bir baktık, Rahn'ı solaçığa almış Herberger.. Solaçıklarını da sağa.. Basri'nin üzerine..
Rahn'ın soldan geçemediği Basri'yi, solaçıkları, içerden, sağ tarafından geçmeye başladı.. Basri'nin sol ayağından kurtulan Rahn da, sol açıkta meydanı boş bulunca, Fritz Walter'in kanatlara attığı toplarla Almanlar vızır vızır gelmeye başladılar ve çözüldük.. İkinci maçta hiç mücadele edemedik. O zaman televizyon yok. Video yok. Herberger, bizim takımı ilk defa izliyor o yıl.. Bu yüzden 45 dakika baktı ve 45 dakika yetti, çözmeye.. Sonra gidip şampiyon olunca adamlar, bizim üzüntümüz de hafifledi.."
Sadece Türkiye'yi değil, Bozsik gibi bir beynin yönettiği, o, o zamana kadarki futbol tarihinin en büyük forveti, Sandor, Kocsis, Hidekuti, Puskas, Czibor'dan kurulu o muhteşem beşliyi de, gurup maçında çözüp, finalde düğümledi ve şampiyon oldu, Herberger ve Almanyası..
***
Bugün Türkiye, Almanya'nın 1954'teki mucizesini gerçekleştirecek koşullara sahip.. Çok iyi bir kuşak yakaladık.. Dünya futbolu, akıl almaz bir gerileme içinde.. Hollanda, Yugoslavya gibi devler gelemediler bile.. Rusya gibi bir başka dev yok artık.. Almanya, Brezilya gibi kafa isimler, ancak son maçlarında, güç bela finale kalabildiler.. Avrupa'dan da, Güney Amerika'dan da peşin favori denecek takım yok..
Biz tarihin en iyisi iken, rakiplerin büyük çoğunluğu, tarihin en kötüsü.. Bu fırsat, böyle bir fırsat Türkiye'nin eline kaç defa geçer sanırsınız..
Onun için çırpınıyoruz işte, bir avuç kalem, bu fırsatı iyi değerlendirelim, son pişmanlık fayda etmez, diye..
Şimdi bir kez daha soruyorum..
Türkiye'nin 2002'de mucizeler yaratacak bir şansa, fırsata sahip olduğuna inanıyor musunuz?.. Finale kadar gideceğini, kupayı kaldıracağını düşünebiliyor, görebiliyor musunuz?.
Ve gene soruyorum..
Şenol Güneş böylesine bir şansı, böylesine yüz yılda bir elimize geçecek talihi bize kullandıracak en mükemmel hoca mı?..
Şenol Güneş, Sepp Herberger mi?..
***
2002 gerçeğini anlattım size.. Haftaya 47 yıl masalını yazacağım..
Lucescu ve Kutsal İttifak!..
Geçen yıl Galatasaray'ın yolunu kesmek için Kutsal İttifak kuranlar, bu yıl Lucescu'yu yere göğe koyamıyorlar, dikkat ediyor musunuz?..
Galatasaray camiasından çıkan birkaç itiraz sesini susturmak, bastırmak için Fenerbahçe medyasının Allahın günü neler yazdığını, ne sayfalar hazırladığını okuyor, görüyor musunuz?..
TSYD Kupası, Cumhurbaşkanlığı Kupası, Türkiye Kupası, Türkiye Ligi, UEFA Kupası ve nihayet Süper Kupayı (Evet Süper Kupayı da.. Lucescu herhalde "Benim" diyemez) kazanan, yani o sezonun tüm kupalarını toplayan takımdan, geçen yılın hiç kupasız Galatasaray'ını çıkaran Hocayı Kutsal İttifak baş tacı etmeyecek de, beni mi edecek sanırsınız..
İşte bu yıl, döküntü erken başladı. Türkiye Kupasında, bir ikinci lig takımı önünde veda edildi. Kutsal İttifak onca gazete, televizyon ve radyo ile yapamadığını tek başına başaran Lucescu görevde kaldığı sürece, kendisine fazla iş düşmeyeceğini biliyor..
Beşiktaş maçında beşten dönüldü.. Kaza.. Bursa'dan beş yendi.. Kaza.. En kolay guruptan, Fransa sonuncusun ardından ancak ikinci olunup, ikinci turda üçüncü torbaya girildi.. Kaza.. Roma maçında 2 altın puan pisi pisine kaybedildi.. Kaza.. Bu ülkenin en zengin kadrosuna sahip Galatasaray, ikinci ligin 12'ncisine elendi.. Kaza..
Geçen yıl da, Ali Sami Yen'de Fener'e yenilmek, şampiyonluk son anda avucuna konmuşken, gene Ali Sami Yen'de Ankaragücü'ne kaybetmek, Türkiye Kupasında, hem de hakkında kondüsyonsuz diye kıyametler koparılan Fenerbahçe'ye, hem de uzatmada, hem de uzatmada Fener bir de penaltı kaçırıp yıkılmışken elenmek, hep "Kaza" idi..
Sevgili Fatih Altaylı kardeşim.. Bu kadar kazanın artık "Kaza" olamayacağını öğrendiğimiz zaman mı adam oluruz, sence?..
Fener'in Lisanslı Dergisi...
Kuşe kağıda basmakla, kaliteli olunsaydı keşke..
Fenerbahçe'nin Lisanslı dergisiymiş. Öyle yazıyor.. Yani kulübün resmi sözcüsü..
Benden "Biri" diye bahsederek aşağıladığını sanan Kerim Evren diye biri "Kendi nefretlerinde boğulsunlar" diye bir yazı yazmış, en başta beni ele alarak.. "Fener camiasında Mustafa Denizli'den nefret edenler var" dedim ya.. Teşekkür edeceğine lanetliyor, iki sezondur Denizli nefretlerini hergün kusan Fenerlilere karşı, kendi hocalarını savunan Galatasaraylı yazarı..
Fener'in lisanslı dergisi olmasa ciddiye almazdım.. Bir daha da almam ya..
Ama bu Kerim Evren adlı birine, bir tavsiyem var.. Kendisinden iki sayfa sonra Bedri Baykam'ın yazısını dikkatle okusun..
"Sorumsuzca ağızdan akan salyalarla, hışımla, kin damlatarak, futbolculara stadyumda sövmek, Denizli'nin ipini çekmek için komplolar kurmak.." diye başlayıp, neler diyor neler, Fener'deki Denizli'den nefret edenler için.. "Onlar maça kafa koparmak için geliyorlar" diyor, numaralı tribünün önemli bir bölümüne.. "Bozuk psikolojilerine Fenerbahçe'yi alet etmesinler" diyor..
"Gelelim Denizli'nin performasına.. Ömrümde bu kadar nankör seyirci görmedim" diyor.
"Bu kesimler rezil baskılarını takımın üstünden çeksinler" diyor.. "Rezil" diyor.. "Rezil!."
Sen ne diyorsun peki, Kerim diye biri..
150 bin dolar!..
Türkİiye Spor Yazarları Derneği'nden açıklama geldi..
Derneğimiz Futbol Federasyonu'ndan 150 bin dolar almış.. Hem de federasyona kendisi yazarak, 150 bin dolar istemiş.. Federasyon da vermiş..
Gerekçe..
Özellikle İstanbul'da TSYD Kupası yapılamaz olunca, TSYD eğitim başta, zorunlu görevlerini yerine getirmekte sıkıntıya düşmüş ve federasyona başvurmuş.. Federasyon da kabul etmiş.. Para bu..
Fazla yorum yapmak istemiyorum.. Ama gene de bana, Futbol Federasyonu'ndan, hele bu Haluk Ulusoy Federasyonundan para istemenin dışında yöntemler bulunabilirdi, gibi geliyor..
Dilerim, bu ülkenin spor yazarları ve derneği olarak Ömer Seyfettin'in "Diyet" öyküsünü bir kere daha okumak durumunda kalmayız..
SPOR DUVARI
* Galatasaray'ın başı soğukla dertte. Geçen hafta Roma Dondurması, bu hafta Erzurum'da kayak..
* Yaşar Nuri Hoca'ya dün Erzurum'dan telefonla ayni soru yağdı; "Hocam Aslan yemek oruç bozar mı?"
* Pendik, Erzurum'u kardeş şehir ilan etsin.
t Dadaşların altın golü Eyüp'ten. Nedir bu Fener'le Cimbom'un İstanbul'un semtlerinden çektiği?! Fener'in Pendik kabusuna Cimbom'un Eyüp kabusu eklendi.
* Fener Türkiye Kupası'nı 18 senedir kazanamıyor. Bu yıl da kazanamazlarsa Guinness Rekorlar Kitabı'na Fenerbahçe özel eki konacak.
* Daum'un şimdi de cam kırıkları üzerinde yürüyebildiği ortaya çıktı. Bu adamın hayatını kim dizi yaparsa reyting rekorları kırar.
* Hagi Romanya Milli Takımı'ndan istifa etmiş. Anlaşılan Fatih Hoca'nın Hagi üzerindeki etkisi sürüyor.
hakanutku@hotmail.com
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Nuriye Akman'ın bu haftaki söyleşisi için tıklayınız
|
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|