kapat
29.11.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 RAMAZAN
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 WEEKEND
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 CANLI
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Tavşan kanı çay!

550 milletvekiline 130 çaycı hizmet ediyor... Eminim ki bir o kadar garson, kavas, şoför de vardır... Anlayacağınız, milletin Meclis'i Osmanlı Sarayı'na dönmüş. Tek eksiği cariyeleri, haremi!

Sefahatı gördünüz mü?

Ya sefaleti?

Ekmek kuyruklarında bekleyenlerden, bir torba erzak için ezilenlerden değil, anlı-şanlı profesörlerden söz ediyorum... Ayda 500 dolar ücret verdiğimiz, yarı aç-yarı tok gezdirdiğimiz, çaresizlik içinde yurtdışına yerleştiklerinde "Vatan haini ilan ettiğimiz" beyinlerimizden... Endonezya'dan az maaş verdiğimiz öğretmenlerimizden... Doktorumuzdan, mühendisimizden...

Ankara'da 130 çaycının hizmet ettiği hazretleri, kırmızı plakalı Mercedesler'le gezenleri dinlerseniz mazeret hazır:

"Fakir devletiz!"

Yalan!

*
Sedat Sertoğlu bir-iki yıl önce Amerika'da Dışişleri Bakanlığı'nı ziyarete gidiyor... Üst düzey bir bürokratla randevusu var... Amerikalı diplomat Sedat'ı kapıda karşılıyor ve "Gel önce kahvelerimizi alıp ofise çıkalım" diyor... Beraber kahve makinesine yöneliyorlar, plastik bardak içindeki kahvelerini alıp ofise geçiyorlar...

Dikkat edin; olayın geçtiği yer dünyanın en zengin ülkesi Amerika.. Amerikalı diplomat bırakın kendi içeceğini, misafirine ikram edeceği kahveyi bile kendisi alıyor...

Sonuç mu?

Amerika'da devlet, halkının verdiği vergileri çarçur etmiyor... Çaycıya kahveciye değil, hakkı olana, hak edene veriyor... Bizim yılda 5 bin doları layık gördüğümüz profesörlere orada en az 200 bin dolar ödeniyor...

Ama bir farkla;

Bizde vekillerimiz ince belli bardaklardan tavşan kanı çay içiyor, Amerikalılar ise makine kahvesi ile idare ediyor...

Başka işiniz yok mu?
AYLARDIR siftahsız kepenk indiren mağazalar, indirim kampanyaları ile bu krizi aşmaya çalışıyor.. Bu durumdan hem stoktaki malını nakde çevirip çekini, senedini ödeyebilen mağaza sahipleri, hem de ihtiyacını ucuza alabilen halk memnun...

Tamam da; burası Türkiye! Burada öyle herkesin mutlu olmaya hakkı yok! Milletin anası ağlamalı... Mağazalar kapanmalı, insanlar aç açık kalmalı...

İşte; Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın hazırladığı yasa teklifi tam bu amaca hizmet ediyor...

Neden mi?

Çünkü tasarı, krizde piyasaya soluk aldıran indirimli kampanyaları düzenlemek isteyenlerin bakanlıktan izin almasını, almayanlara 50 milyar lira ceza verilmesini öngörüyor...

Yani mağaza sahibi işi-gücü bırakacak bakanlıkta ve bakanlığın il müdürlüğünde kapı kapı dolaşacak? İzin alırken müşterilere kaç taksit yapacağını, ne kadar peşin alacağını da yazıp imzalayacak...

Gidin işinize beyler!

Sizin yaptığınıza pişmiş aşa su katmak denir!

Kemal Derviş'in bileti mi kesildi?
HER bakan kendisine bağlı kurumları çiftliği gibi kullanır... Hiçbir şey yapmazsa hısım akrabasını işe aldırır... Ama son günlerde birileri medyaya Hazine'den Sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş'le ilgili bilgiler ve belgeler pompalıyor... Yoksa kamuoyu oluşturup Bakan Derviş'in bileti mi kesilmek isteniyor?

Karartma geceleri!
BİZ, neden kentlerimizin geceleri görünmez hale geldiğini, güneşin batışı ile üzerlerine sanki siyah tül indiğini eleştirip, "Işıl ışıl İstanbul, Ankara, İzmir istiyoruz" dedik ya; meğerse günde 3 saat kesintinin, hatta hepten zifiri karanlığın eşiğindeymişiz...

"Beni niye almıyorsun" diye Avrupa Birliği'ne kızan Türkiye enerji kısıntısına gidiyor...

Sebep?

Barajlarda su kalmamış!
Peki adama sormazlar mı; sen son 10 yılda hangi enerji yatırımına başladın? Kaç tane barajın, hidroelektrik santralin temelini attın? Enerjiye yatırım için bütçenden kaç milyar dolar ayırdın?

Şimdi barajlar dolsun diye yağmur duasına mı çıkacağız? Yoksa yine Bulgaristan'a el mi açacağız?

Kimleri zengin ediyorsun?
BU sorum; İstanbul Belediyesi Çevre Koruma Daire Başkanı Mustafa Öztürk'e. İş verdiğin müteahhitin 5 kez kazıp, çiçek ektiği Altunizade-Boğaz Köprüsü arasındaki yol kenarlarını yine yabani otlar bürüdü. Bunun gibi yüzlerce örnek var. Dikkat et Öztürk! Kulağıma geldiğine göre İGDAŞ'tan sonra sıra Çevre Koruma Dairesi'ne geliyormuş...

Hay ağzını ÖPEYİM!
Benim bu yaştan sonra yeni bir parti kuruluşunda görev almam doğru değil... (Erdal İnönü)

FIKRA

Serbest Seçim
KARADENİZ kıyısındaki otele tam pansiyon kalmaya gelen İstanbullu, iki gün sonra kıyameti koparmış:

- Seyahat acentesi bizi buraya yollarken "Yemekte Serbest Seçim" diye yolladı. Oysa biz iki gündür hamsiden başka bir şey yemiyoruz. Serbest seçim bunun neresinde söyler misiniz?...

Garson Temel açıklamış:

- İster ye ister yeme... İşte sağa serbest seçim...



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
Superbahis
HAFTANIN SOYLEŞİSİ
Nuriye Akman'ın bu haftaki söyleşisi için tıklayınız

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır