Global dünyada tüm topluluklar arasında istense de istenmese de bilgi alışverişi, sosyal ve kültürel etkileşim yani bir diyalog başlamıştır. Din mensuplarının da böyle bir asırda kendilerini toplumdan, dünyadan veya gelişmelerden soyutlamaları doğru bir davranış değildir. Dinimiz de zaten insanlara diyalog içinde olmamızı istemektedir.
Diyalog iki veya daha fazla kişinin karşılıklı konuşması, değişik ırk ve kültürlerden, farklı inanç ve kanaatlerden, farklı siyasi anlayıştan insanların bir araya gelerek, medeni ölçüler içerisinde birbirleriyle konuşması yoludur. Dini alanda diyalog ise; hem birdine mensup farklı grupların, hem de farklı dinlere mensup insanların, inanç ve düşüncelerini birbirlerine zorla kabul ettirme yoluna gitmeden, birbirlerine sıcak ve hoşgörü ile bakabilmesi, ortak bir takım meseleler etrafında konuşabilmesi, tartışabilmesi, gerekirse işbirliği yapabilmesi demektir. Dinlerarası diyalog, dinleri birleştirme, gerekirse işbirliği yapabilmesi demektir. Dinlerarası diyalog, dinleri birleştirme, diğerlerini birinin potası altında eritme veya bir dinin propagandasını yapma faaliyeti kesinlikle değildir.
Kur'an kendisinden önce gönderilen dinlerin mensuplarını Ehl-i Kitap olarak isimlendirmiş ve "De ki: Ey Ehl-i Kitap bizim ve sizin aranızda ortak olan bir kelimeye gelin: Yalnız Allah'a ibadet edelim, ona hiçbir şeyi ortak koşmayalım; birimiz diğerini Allah'tan başka tanrı edinmesin." (Al-i İmran: 64) diyerek diyaloga ve tevhitte buluşmaya davet etmektedir.
Hz. Peygamberden başlayarak İslam tarihi boyunca diğer dinmensuplarıyla diyaloglar yapılmıştır. Hz. Peygamber Necrandan gelen Hıristiyan heyeti kabul etmiş, onlarla uzun müzakerelerde bulunmuş ve hatta onların Mescid-i Nebi'de kendi ayinlerini yapmalarına da müsaade etmiştir.
Yaşadığımız çağda insanlık ailesinin fertleri iktisadi, siyâsi, askeri ve daha bir çok alanda birbirlerini daha yakından tanıyor ve sıkı ilişkiler kurarak toplumun menfaatine olan çalışmalar yapıyorlar. Din de toplumları en fazla etkileyen bir kurum olarak varlığını devam ettirmektedir. Dinlerin amacı ise; mensubu olan insanların dünya ve ahiret saadetlerini temin etmektir. Eğer din adamları yapacakları diyalog ve aralarında geliştirecekleri ilişkilerle dünya barışına katkı sağlayabilir, savaşlara mani olabilir, dünya kaynaklarının eşit olarak paylaşımını temin edebilirler, ateizm, materyalizm, pozitivizm vb. akımlara karşı mücadele edebilirler veya bu yöndeki çalışmalara katkıda bulunabilirlerse dinin amacına uygun bir iş yapılmış olur.
Başbakanlık olarak bizler; müspet manada ve art niyetsiz olarak yapılacak samimi diyalog çalışmalarını gerekli görmekteyiz. Bu insani ve ahlaki bir davranıştır. Diyaloglar yoluyla en azından geçmişte yapılan yanlışlar, savaşlar, olumsuzluklar tekrar yaşanmayacaktır. Din mensuplarının diyalogunda hiçbir dinin mensubu kendi tezinden vazgeçmemektedir. Gaye de zaten başka din mensuplarını kendi temel tezlerinden vazgeçirmek değildir. Gaye; fiilen var olan farklılıklar içerisinde birlikte huzurlu ve barış içinde yaşama yollarını aramaktır. Gaye dünyanın neresinde olursa olsun; yapılan haksızlıkları önlemeye çalışmaktır. Diyalogda esas, hiçbir din mensubunun kendi dinini dayatmak veya kabul ettirmek için çalışmamasıdır. Asgar” müşterek hedefler yararına iş yapabilme düşüncesidir.
Özellikle son zamanlarda yaşanan hadiseler, dünya barışı için bu diyalogun ne denli önemli olduğunu ve Başkanlığımızın bu konudaki çalışmalarının ne kadar isabetli olduğunu net bir şekilde bir kez daha ortaya koymuştur.