kapat
26.11.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 RAMAZAN
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 HYDEPARK
 ANKETLER
 SİNEMA
 SANAT
 KİTAP
 MÜZİK
 TARİH
 GURME
 GEZİ
 OTOMOBİL
 YAT&TEKNE
 HIGH-TECH
 WEEKEND
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 CANLI
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Eski program ve ahlâk riski

Finans kesiminde hızlı bir rehabilitasyon gerçekleşiyor. Ancak kurların önceden ilan edilmesiyle, finans oyuncuları sistemde daha fazla risk almak zorunda kalıyor!..

Bugünlerde yaygınlaşan bir görüş var: "Biz bize benzeriz, bizi IMF anlamaz, zaten krize onların hatalı programı neden oldu, Ankara işi bilmiyor, Düyunu Umumiye günleri geri geldi, vs." Bu görüş, Türkiye ekonomisinin IMF tarafından adeta bir "kobay" gibi kullanıldığı, dizayn edilen programlar göçtükçe uygulanan program üzerine gözlemlerin derlenmesinden sonra yeni bir "deneme" yapılarak ülke ekonomisinin daha da batağa saplandığı iddiasında. Yani biz zavallı, gariban, dil bilmez, dert anlatamaz hasta; IMF de deney yapan kötü doktor! Anlaşılan, 1970'li yılların "emperyalistler bizi ham edecekler" hastalığı tekrar yaygınlaşmaya başladı.

KRİZDEN ÇIKACAK DERSLER
IMF veya Dünya Bankası'nın değişik ülkelerdeki başarılı ve başarısız istikrar programlarından ders çıkardığı ve elde edilen bulguları derli toplu bir şekilde yayımladığı doğru bir gözlem. Nitekim, Dünya Bankası'nın "Global Development Finance 2002" yayınına temel teşkil edecek çalışmalardan biri de Türkiye ve Arjantin'deki krizlerden çıkarılabilecek dersler olup olmadığını sorguluyor. University of California, Berkeley, İktisat Bölümü'nden Profesör Barry Eichengreen tarafından yapılan çalışma, iki ülke arasındaki benzerlik ve farklılıklara dikkat çekerek krizlerden çıkarılacak dersleri sekiz başlık altında toplamış.

Eichengreen, esas olarak yeni veya bilinmeyen bir şey söylemiyor ama söyledikleri buralarda pek dile getirilmediği için alıntılamakta fayda var. Çalışmaya göre, Türkiye'deki programın başarısız olmasının arkasındaki en önemli etkenlerden birisi bankacılık kesimindeki kırılganlık. Programın başladığı noktada bankacılık kesiminin "hedge" edilmemiş yüklü miktarda açık pozisyon taşıması, kurların dalgalanmaya bırakılması durumunda ciddi finansal problemler doğma tehlikesini artırıyor. Programın dalgalı kura 18 aylık bir geçiş dönemi belirlemesi, bankacılık kesiminin kendisine çeki-düzen vererek dalgalı kur rejimine hazırlanmasına olanak sağlamak için alınmış bir önlem. Bir yandan enflasyon kademeli olarak düşürülürken, diğer yandan finans kesiminde hızlı bir rehabilitasyon gerçekleştirilmeye çalışılıyor. Eğer rehabilitasyon gerçekleşmezse normal koşullarda bankaların ayakta durma şansları sıfır.

RİSKLİ POZİSYON SIKINTISI
Ama uygulanan programın bir yan etkisi var: Finans kesiminde "Ahlâk Riski (moral hazard)" doğuruyor. Kurları önceden ilan edilmesiyle finans kesimindeki oyuncular, başlarına birşey gelirse hükümetin kendilerini kurtarmak zorunda kalacağını, kurlara dokunamayacağını düşünerek daha da riskli pozisyonlar almaya başlıyor. Sistemde aklınıza gelebilecek bütün riskler hızla artmaya başlıyor. En önemlisi, daha da artan açık pozisyonlar nedeniyle kur riskindeki artışlar ve vade yapısındaki bozulmalar nedeniyle faiz riskindeki artışlar.

Bankacılık kesimindeki kırılganlık arttıkça da yetkililerin rehabilitasyon gayretleri "aman bir şey olur" korkusuyla azalıyor. Bu "bir şey olur" korkusu, yöneticilerin gecelik faizler rekor kırsa da kurlarda bir düzeltmeye şiddetle karşı çıkmalarına da yol açıyor. Yani tam bir fasit daire.

Yapısal reformları hızlandırmayan politikacılar sık sık krizin sorumlusu olarak öne sürülür. Peki, bu krizlerde, uygulanan politikalar sonucunda ortaya çıkan "ahlak riskini" en alt düzeye indirecek önlemleri almayan, tam aksine, bu riskin daha da artmasına yol açan denetleme, düzenleme yetkililerinin sorumluluğu nerede?

Finans kesiminde rehabilitasyona yönelik alınacak önlemleri her fırsatta erteletmeye çalışan ve varlık nedeni "dokunmayın bankalara" çığırtkanlığı yapmak olanların sorumluluğu ne olacak?



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
HAFTANIN SOYLEŞİSİ
Nuriye Akman'ın bu haftaki söyleşisi için tıklayınız

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır