Geçen Cuma yazdığım 'Kabil'in kadınları' başlıklı yazıda Afganistan'ın başkenti Kâbil'de, Taliban'ın kaçışından sonra yaşanan özgürlük mutluluğundan söz etmiş, Afgan kadınları dinin, inancın tesettürle, burkayla ilgili olmadığını acı bir tecrübeyle öğrendiler demiştim.
Beklendiği gibi itirazlar da geldi. Örneğin; "Bu görüşünüzün doğruluğunu teyid eden bir ayet veya hadis varsa onu da yazın. Böylece eşimin tesettür merakını da gidermiş olurum" diyor bunlardan biri; Mehmet Şan isimli okurumuz.
Cevap olarak ben de ona (ve diğerlerine), siz bana Kur'an'da "tesettür"le ilgili hangi ayet var, onu gösterin diyorum.
Tesettür "zorla örtmek veya zorla örtünmeye razı olmak" anlamına geliyor. Oysa Kur'an'da "dinde zorlama" bulunmadığı açıkça ifade edilmiş. Kur'an'da örtme "vücudun mahrem bölgelerinin örtünmesi" anlamında "setr" kelimesiyle anlatılıyor. Bunu geliştirip, kendine göre yorumlayıp kadını yazın kavurucu sıcağında bile yerlere sürünen pardesülerin, suratı çevreleyen türbanların içine hapsedenler Ğtövbeler olsun- kendilerini Allah'ın yeni sözcüleri veya elçileri mi sanıyorlar acaba?
Dua ederken, dua dinlerken veya camiye girerken saygı icabı başınızı örtersiniz, bu inanan tüm kadınların içinden gelen bir duygudur zaten.. Ama yaşamın her anında, her mekanda tepeden tırnağa örtünmekle, örtünmeyeni tenkit etmekle Müslümanlığın hiçbir ilgisi yok. Nitekim Hz. Muhammed'in Allah'ın emriyle kabul ettiği "kadınların kendisine biat maddeleri" (yani neleri yapmayacakları) arasında da tesettür konusu yok.
Yerim müsait olsa, dünkü Sabah'ta çıkan 'Kâbil TV'sinin spikerleri' fotoğrafını bu köşede tekrar verirdim. Kadın spikerin üzerinde şık bir siyah elbise ve beyaz başörtüsü.. 'Sıkma baş' şeklinde bağlanmamış, uçları serbestçe omuza bırakılmış ve saçların yarısı ortada. Erkek spiker de modern, kravatlı bir elbise içinde.. Taliban döneminin yabani görüntüsünden kurtuldukları için ikisi de şimdi daha mı az Müslüman olmuş oluyorlar?
Bundan böyle TV, radyo, gazete, sanat, kitap, kısacası dünyada neler olduğunu öğrenmek ve kadının da kendini özgür bir birey gibi görmesi yasak değil Afganistan'da.
Bazılarının Türkiye'yi sürüklemek istediği çağdışı süreçleri yaşayan İran ve Afganistan halkının duyguları ve görüntüleri keşke o "bazılarını" da akıllandırsa artık.. Keşke siyasi projelerini, oyunlarını kadınlar üzerine kurmaktan vazgeçseler!
Bu "Jeeves" İstanbul'da bir "kuru temizleme" firmasının adı.. Muhtemelen diğer şehirlerde de şubeleri vardır, çünkü kendileri "uluslararası" bir zincir. Özellikleri de uluslararası olmanın ayrıcalığından yararlanarak "daha güvenilir" bir imajı sahiplenmek olduğu için fiyatları genelde diğer kuru temizleyicilerin en az iki katı.. Yani bazen bir manto temizlettiğinizde, istedikleri fiyatı görünce "Keşke yenisini alsaydım" diyorsunuz.
Şimdi, böyle bir firmanın giyeceğe zarar verdiğinde bunu tazmin etmesi de gerekir değil mi?.. Değilmiş. Öyle olduğunu bizzat yaşayarak öğrendim. Biri pardesü dört parça güderi eşyamı giyilmez hale getirdikten sonra ortadan yok oldular. Dört parça eşyanın dördünü de rengini, dokusunu bozarak (ve ayrıca temizlemeyerek) zarar verdikten ve giyilmez hale getirdikten sonra ortadan yok oldular.
Ben artık hukuki yola başvuracağım ama bu arada sizleri uyarayım dedim. Aynı olay, kısa süre önce Kanlıca şubesinde bir arkadaşımın da başına gelmiş. O da şikayetçi. Daha kimbilir ne mağdurlar vardır.
Jeeves zarar verince sorumluluğu almıyor. Demek ki onların başarı anlayışı da bu.. "Giden gitsin, kalan sağlar bizimdir." Bol parayı al, zarar verince toz ol. Aman dikkat, ismine güvenip siz de tuzağa düşmeyin!