Ayağında donu yok, fesleğen ister başına..
Dünyada hakkından gelinmeyecek terörist yoktur.. Usame bin Ladin olsan sonunda kelleyi verirsin ama bir dekoratör veya tasarımcı ile dünyanın hiçbir kolluk kuvveti başa çıkamaz.. Üstelik bunların çoğu başıboş dolaşır..
Feminizm çeşmesinden su içmiş; Duygu Asena'nın, Seda Güler'in çıkardığı aylık kadın dergilerinin gönül bahçelerinden çiçek dermiş ev kadınlarına sesleniyorum..
- "Bizi ezip bitiren bu erkek egemen toplumdan alınacak intikamım var.." diyorsanız; gayret sizden, akıl fikir benden..
- "Çocuklarınızı ya dekoratör ya da tasarımcı yapın.."
Onlar sizin adınıza intikamın en güzelini alır, erkek milletine kan kustururlar..
***
Kendi kızımdan biliyorum.. Dört yıldır "Fashion design" dedikleri tahsili yapıyor.. Bu sene kısmetse bitirip "kılık kıyafet mühendisi" olacak, bir eyyam da o milletin canını yakacak..
Benimki yandı zaten..
Ondan habersiz bir tuzluk alamıyorum.. Yaz tatilinde memlekete geliyor ilk iş olarak onun yokluğunda eve ne alıp ne almadığımı denetliyor.. Daha kapıdan içeri bir naylon aksesuar sokmayı başaramadık..
Bir plastik su bardağına, bulaşık leğenine hasret kaldık..
Geometrik tabaklar
Tasarımcı ya! Tutmuş bana mutfak düzmüş.. Aldığı tabaklarda yemek yiyebilmek için özel eğitim görmek lazım.. Mesela ana yemek için aldığı tabaklar var.. Mübalağa etmiyorum Bursa Kılıç Kalkan Ekibi'nin demirbaşları gibi..
Ana yemek tabağının kalkan büyüklüğünde olması iyi birşey de derinlik dediğin şey yok merette.. Tabanın kenarı ile en çukur yeri arasında iki milimetre yükseklik farkı var..
- "Sen de başka tabak kullan.." diyeceksiniz şimdi..
Ne işe yaradığını anlamadığım iki üç tür tabak daha almış.. Bir grubu kare şeklinde.. Onun da derinliği yok, bu yüzden sulu yemek yiyemezsin.. Ama kenarları eşit bir dörtgenin açılarını hesaplama açısından ideal olduğundan çok iyi okul malzemesi olabilir..
İlkokula gidecek çocuğun yoksa al bu tabakları banyo fayansı niyetine kullan..
Geri kalanı da dekoratif amaçlı..
***
Diye lim ki sulu yemek var evde.. Bu tabaklardan birini seçip koyuyorum, mutfaktan alıp masaya getiriyorum.. Bakıyorum ki tabakta yemeğin suyu neyim yok, sadece tanesi kalmış..
Suyunu ararsan mutfağa giden yola, döşemeye bakacaksın..
Masaldaki; tilkiye misafirliğe giden leyleğe döndük.. Leylek akşam yemeğine misafir gelmiş hani.. Bakmış ki sulu yemek var ve tepside.. Uzun gaga ile yemek yiyemediğinden aç kalmış..
Evdeki durumum da bu..
Sonunda gözümü kararttım.. "Bre nabekar! Ucunda ölüm yok rkez'in yolunu tuttum..
O tabakları buradaki mağazalardan birinden aldığını biliyorum.. O mağazaları aranacağım, evdekilere rengi uyan bir çukur tabak seçeceğim.. Satın alıp eve getireceğim..
İçine sulu yemeği dolduracağım.. Suyunu dökmeden masaya koyduktan sonra koca bir ekmek koparıp tabağa batırarak "şamandıra" yapacağım..
Seç, beğen, al..
Akmerkez'de tabak çanak alabileceğiniz üç dört şık mekan var.. Lakin iş çukur tabağa gelince değişiyor.. Bu mekanları kim hazırlamışsa "Bu ahalinin milli yemeği suşidir.. O da düz zeminde servis edilir.." düşüncesinden hareket etmiş..
O sebepten kafanıza göre çukur tabak yok.. Ama geometrik olarak kare sınıfına giren, hatta altıgen, eşkenar üçgen, yamuk şeklindeki tabaklar çok..
Bu tür mutfak malzemesi satan mağazaların asıl amacının "para kazanmak" değil, müşterinin zeka gelişimine katkıda bulunmak olduğunu keşfetmek hayli zamanımı aldı..
O yüzden de bütün geometrik şekillere uyan tabaklar tasarlayıp, vitrinlerine koymuşlar.. Mesela Prestige Corner'de gördüm.. Kalp şeklinde tabak var.. Eline çatalı bıçağı aldığında kendini ameliyatta gibi hissetmene yarıyor..
Meg'in üçgen sahanının ne işe yaradığını bulmak ise baraj sorusu oluyor..
Diğer mutfak aksesuarı da bir tuhaf..
Yemek yaparken süre tutacağın bir mutfak saati yapmışlar.. (Mudo Concept'te..) Bakarken abdest bozdurur.. Söylemesi ayıptır üzerine prezervatif geçirilmiş bir vibratör gibi dizayn edilmiş..
En tepesinde de saatin kadranı gözüküyor.. Bunun bir tasarım olduğu bilinmese, evin beyi mutfağa çiğ köfte yoğurmaya girmiş, saatini de çıkarıp meretin tepesine takıvermiş sanırlar..
***
Avuç içine sığacak kadar bir cam biberlik gördüm.. 68 milyon 500 bin lira.. Bir çay süzgeci koyacak altlık yapmışlar.. 33 milyon lira.. Karabiberlik krize meydan okuyor.. 58 milyon lira..
Kendi kendime "Buradan tabak almak istiyorsan bir bankadan teminat mektubu getirmen lazım.." diye düşündüğümden ufak ufak mekanı terketmeye hazırlanıyordum ki güleç yüzlü bir kızcağız yanıma sokuldu:
- "Yardımcı olabilir miyim?" diye sordu..
- "Olabilirsin, beni sakla.." diyemedik tabii.. Tabak çanağa da sokulacak cesaret yok.. Aklıma evdeki ekmek tahtasının çok eskidiği geldi.. Üstelik burada bulacağıma da ihtimal vermediğimden "Bir ekmek tahtası bakmıştım.." deyiverdim..
Varmış.. Önüme düşüp ekmek tahtasının başına götürdü..
Şöyle kırka altmış bir tahta.. Orta yerinde eski İstanbul evlerinin penceresi gibi duran ve ne işe yaradığını anlamadığım bir kafeslik var.. Onu ekmek tahtasının ortasından çekip aldığınızda, yerinde çukuru kalıyor..
Ekmeği kestiğinde kırıntılar burada birikiyormuş..
Tam bir tasarım şaheseri..
Kaç para, diye sordum.. Kızcağız "39 milyon lira.." dedi.. Gördüğümüz aile terbiyesi, aldığımız yüksek kurslar sayesinde "Ohaaa!" çekmedim ama sıfatım çekmiş gibi durduğundan kız açıklama yapmak zorunda kaldı:
- "Ama bilmem kimin tasarımı.."
Orada "Ben de tasarımcı sayılırım.. Bana bir mutfak bıçağı gösterir misin?" demek vardı.. Genel affı kaçırdığımızdan diyemedik..
|