* Türkiye'nin temel sorunu nedir?
- Siyasi kadrolar devletin parasını, kendi parası kadar kıymetli görmediler.
* Her yatırım memlekete hizmet adıyla yapılıyor. Devletin parasını kıymetli göreni nasıl ayıracağız?
- Şöyle düşünün; hiçbir tüccar getirisi olmayan bir projeye yatırım yapmaz. Hızlı dönüşü olmayan projeler bizi dünyaya bağımlı hale getiriyor.
* İsterseniz somutlaştıralım.
- Elbette. İddia ediyorum, Türkiye'ye üç proje batma noktasına getirmiştir. Birincisi GAP, ikincisi Afşin-Elbistan Termik Santrali üçüncüsü de Otoyollar.
* Otoyollar Türkiye'nin alt yapısı için önemli değil miydi?
- Elbette önemli. Ama erken bir yatırım. Türkiye bu proje için 25 milyar dolar harcadı. Pek çok otoyol atıl vaziyette. Getirisi sıfır. 1 kilometrelik otoyol yerine 10 kilometrelik çift yol yapılabiliyor. Birinde araçlar ortalama 130 kilometre hız yapıyor, diğerinde 115 kilometre. Avrupalı, Amerikalı şehirleri çift yolla birbirine bağlarken aptal, biz akıllıyız. Sonuç olarak, 2.5 milyar dolara bitecek işi, 25 milyar dolara yaptık.
* Sizin belediye başkanlığınız döneminde de borçlanarak yapılmış iddialı projeler vardı...
- Doğru. Hızlı tramvay yatırım yaptık. Gidip bakın, tıka basa dolu. Borçlarını kendisi geri ödüyor. Örneğin o dönem Taksim-Etiler hattını yapmadık. Çünkü geri dönüşü yoktu. Ben olsam, Gebze-Harem arasına E-5'in üzerine, yanına hızlı tramvay yapardım. Hem daha ucuz, hem de geri dönüşü hızlı olurdu. Milyonlarca gelir düzeyi düşük insanı ucuz ve hızlı şekilde taşırdınız.
* GAP projesinin de geri dönüşü yok mu?
- Bu proje için 17 milyar dolar para harcandı. Aldığımız krediyi yıllardır öde öde bitiremiyoruz. Katlanarak çoğalıyor, ana para, faizler, faizin faizi... Maliyeti 100 milyar doların çok üzerinde çıkmıştır.
* 'Bu proje yanlıştır' diyen siyaset adamı görmedim...
- 25 yıldır beynimizi yıkıyorlar. Bu proje bölge insanını bile kurtarmaz. Tarım ekonomisi istihdam yaratmaz. Kimi görmüyor, kimi siyasi manevralarında kullanmak için gerçeği anlatmıyor. Sorun şu, borç alırsınız ama geri dönüşü ile borcunuzu kapatmalısınız yoksa dışarıya bağımlı hale gelirsiniz. Afşin-Elbistan Termik Santrali içinde aynı durum söz konusu. 10 milyar dolar yatırım yapıldı, hali ortada.
* Üç proje olmasaydı Türkiye'nin iç ve dış borcu daha mı az olurdu?
- Tartışmasız 170 milyar dolar civarında borç stokunun üzerinde oturmuyor olurduk. Bunun üzerine israf ekonomisini de ekleyin. İran biberini bile bu ülkeye soktuk.
* Bunun ne zararı var. İthalatın terbiye edici tarafı bilinir. Gümrük duvarı çağın gerisinde kalmadı mı?
- 2000 yılında uygulanan politikalar, Türk pazarını dış ülkelere satmıştır. Bana göre ülkeye ihanet politikası izlenmiştir. 21 Ocak'ta çöken kur politikası yanlıştı. TL'yi aşırı değerli tutup, doları sabitleyince, ithalat patladı. İhracatçılarını ise cezalandırdın. Yani pazarını sattın.
* Türkiye'nin yapısal sorunları yok muydu? Kamu bankaları, görev zararları v.s... Özelleştirmeyi yapamamak gibi..
- Temel sorun zihniyette. Devletin bankası olmaz. Özel bankanın zararını niye Hazine üstleniyor ki. Çünkü devlet, özel sektörüne bebek muamelesi yapıyor. Bankalar bugüne kadar kendi sigorta sistemini kuramaz mıydı? Devlet sadece denetim yapmalı.
* Ama yılların birikimini birkaç günde temizlemek mümkün gözükmüyor. Örneğin yıllardır biriken borç problemi var...
- Borcun borç ile ödenerek sorunlardan kurtulan tek bir ülke kalmadı. Artık geçmişe sünger çekmek lazım. Rusya'nın yaptığını yapmamız gerekiyor. Dünyaya bu borçları zamanında ödeyemiyoruz diyerek yeni bir takvim ilan etmemiz gerekiyordu.
* İç borç daha ağırlıkta...
Eğer vatandaşına iyi anlatırsan, kurtuluşu gösterirsen, herkes bu formüle sıçak bakar.
* Kemal Derviş farklı düşünüyor...
- Kemal Bey'in kişiliğine lafım yok. Kendisini kadınlarda beğeniyormuş ama o adeta borç ödeme servisinin başı gibi davranıyor. Ayrıca ona verilen görevi de içime sindiremiyorum. Türkiye'de bu işi yapacak birinin çıkmaması Türkiye'nin özürü...
* İç borç ertelemesi fikri Türkiye'de kabus gibi görülüyor. Vatandaş nasıl ikna olsun ki...
- İkna etmenin yolları var. Devlet, Osmanlı'dan beri vatandaşın servetine göz dikmiş. Kimsenin zengin olmasına müsaade etmemiş. Kendi güvenliği için zenginliğin kalıcı olmasını istememiş. O yüzden işe güvenceyi vermekle başlamak gerekiyor.
* Nasıl yani...
- Anayasa'nın birinci maddesine bir ek yapılmalı ve denmeli ki; her Türk vatandaşı ülkesinde menkul ve gayrimenkul sahibi olma hakkına sahiptir ve servet vergisi hiçbir şekilde konamaz ve servetinden dolayı sorgulanamaz. Mahkeme kararları haricinde. Yasaları da buna uygun hale getirmek lazım.
* Bu korkuyu yaşatan bizim bilmediğimiz bir yasa mı var?
- Mali milat uygulaması yapacağız diye sermayeye ürkütmediler mi? Son günlerde yurtdışına çıkan parayı hesaba katın. Para sahibini ürkütmediler mi?