
Köylü Benim Efendim Olmasın!
Atatürk'ün neden "Köylü milletin efendisidir" dediğini Bülent Ecevit,
DSP Grubu'nda anlattı. Önce onu okuyalım:
"Atatürk, Sofya'da önemli kişilerin gittiği bir kahvede oturuyordu.
Yan masaya bir Bulgar köylüsü geldi. Köylü garsonlardan kahve istedi
ama bir türlü gelmedi. Birkaç kez istedi ama yine gelmedi. Onun
üzerine garsonu çarırarak, 'Niye benim kahvemi getirmiyorsun' diye
sordu. Bu arada kahvenin sahibi geldi ve 'Kusura bakma, buraya
gelenlerin ne kadar ekabir olduğunu görüyorsunuz. Burada size kahve
veremeyiz' dedi.
"Bunun üzerine Bulgar köylüsü dedi ki, 'Ben bu toprakları savaşta
kılıcımla, barışta sabanımla korudum. Ama siz benden bir fincan
kahveyi esirgiyorsunuz.' Bunun üzerine, çok mahçup oldu kahvenin
sahibi ve köylüye ikramda bulundu.
"Cumhuriyet olduktan sonra Atatük, Çankaya'da arkadaşlarıyla sohbeti
sırasında bu olayı anlattı. Bu olaydan çok etkilendiğini belirtti ve
dedi ki, 'Ben Türk köylüsünü milletin efendisi olarak görmek
istiyorum."
Güzel bir hikaye.
Peki ama gününüzde ne kadar geçerli?
İki örnek vereyim:
Birinci örnek:
Bu yaz Laila adlı kulüp çok tartışıldı. İşte o kulübe bir köylü
girmek isteseydi, kapıdan alınmazdı. Onun gibi birçok yere, paranız
cebinizde olsa bile giremezsiniz. Üstelik hiç de tuhaf bir durum
değildir bu. Dünyanın her yerinde insanlar kendilerine benzeyen
kişilerin devam ettiği yerlere giderler. Ayrıca her kurumun kendine
has kuralları vardır. Örneğin sakallı kişiler orduevlerine alınmaz.
İkinci örnek:
Atatürk böyle demiştir ama yine onun döneminde poturlu köylüler
Ankara'nın kalbur üstü caddelerine sokulmamıştır.
Diyorum ki:
Geçmişte üretilmiş fikir ve sloganları bugün tekrarlamak bir işe
yaramaz. Çünkü toplum değişmiştir. Köylülüğü yüceltmek 1920'li 30'lu
yıllarda anlamlıydı. Bugün ise, insanlara fazla acı vermeden,
kitleleri perişan etmeden; köylülükten nasıl kurtulacağımızı
düşünmeliyiz.
İşte bu nedenle, "Köylü benim efendim olmasın" diyorum.
|