Çeşitli şekillerde karşımıza çıkan terör eylemleri, insanlığın karşı karşıya kaldığı en ciddi problemlerden birisidir. Her devirde mevcut olan ve hür dünya için bir tehdit oluşturan teknoloji, teröre başvuran kişi veya gruplara, daha sofistike eylemler gerçekleştirme imkanlarını sunmaktadır. 11 Eylül'de Dünya Ticaret Merkezi ile Pentagon'a düzenlenen uçak saldırıları, terörün ileri teknolojinin sağladığı destekle neleri yapabileceğini en çarpıcı bir şekilde gözlerimiz önüne sermiştir.
Terörün çok vahim bir insanlık suçu olduğu ve yol açtığı tahribattan insanların etkilenmesi söz konusu olduğuna göre, insanlık ailesinin bütün fertleri terörle olan mücadeleye, imkan ve kabiliyetleri doğrultusunda istek ve kararlıkla iştirak etmeleri gerekir. Aksi takdirde toplumsal kıyametimizi kendi kendimize hazırlamış oluruz. Kur'an-ı Kerim'de "Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle yaptıklarınız yüzündendir. Allah işlenen günahların bir çoğunu bağışlıyor." (Şura, 30) denilmektedir.
Bu ayette insan olarak neden olduğumuz sorunlara çözümler üretemediğimiz takdirde, bir çok problemle karşı karşıya kalacağımıza işaret edilmektedir. Hayranlık ve aşağılık duygusuna kapılarak her kim tarafından yapılırsa yapılsın, adaletsizlikler ve insan hakları ihlalleri de hoş görülmemeli ve desteklenmemelidir. İslamiyet adına bile bile yanlışı desteklemeye bizi mecbur kılan dini bir öğreti yoktur. Dinimizin bu çerçevede koyduğu ölçü açıktır: "Ey inananlar! Allah için adaleti ayakta tutup gözeten şahitler olun. Bir topluluğa olan öfkeniz sizi adaletsizliğe sürüklemesin. Adil olun. Bu Allah'a karşı sorumluluk bilincine sahip olma keyfiyetine daha yakındır" (Maide, 8).
İslam'ın temel kaynağı Kur'an-ı Kerim'de müslümanların hangi hallerde savaş yapabilecekleri de belirtilmiş ve insan tabiatının reddedeceği eylemlere sınırlamalar getirilmiştir. İslam'da sadece; müslümanlara veya müslüman ülkelere saldırılar, (Bakara, 190), zayıf durumdaki Müslüman azınlığın, onlara zulmeden ve haklarını çiğneyen gayr-ı müslimlere karşı İslam ülkelerinden yardım istemesi (Enfal, 72) ve daha yapılan sulhun düşman tarafından bozulması (Tevbe, 12) gibi nedenler savaş sebebi görülmüştür. "Fitneye kanmayıp, yalnız Allah'ın dini ortada kalıncaya kadar onlarla savaşın" (Bakara, 193) ayeti, müslümanlara, yaşayan herkes müslüman oluncaya kadar savaşmayı değil, terör ve anarşiye (fitne) karşı mücadele etme sorumluluğunu yüklemektedir. Müslümanlara emredilen hikmet ve güzel öğütle İslam'ın evrensel ilkelerini insanlara anlatmaktır. Hidayeti bahşedecek olan Yüce Allah'tır.