Kıbrıslı gençler mikrofona çıkıp düşüncelerini söyleyince, bizler, sanki dünyayı yeniden keşfettik.. Oysa yıllardır bu böyle.. Adaya gidip, halk ve öğrencilerle konuşan hemen herkes, "Türkiye'ye duyulan hoşnutsuzluğu" hemen görüyordu.. Çünkü bu sözler yıllardır söyleniyor.. Önceleri kapalı kapılar arkasında, sonrasında açık açık ve yüksek sesle söylenmeye başladı..
Peki, işlerin bu hale gelmesinde Ankara'nın hiç mi suçu yok? Hem de çuvalla var, çuvalla..
1974 yılından bu yana Türkiye, bırakın yüzde 35'ini kontrol ettiği adanın kuzeyine ciddi yatırım yapmayı, KKTC'nin Türkiye'ye ihracatını bile engelledi..
Buradan adanın kuzeyine gönderilenler, "yanlış seçimlerdi.." Kıbrıslı Türkler, İngiliz kültür ve geleneklerinden geliyordu.. Bizim buradan gidenler ise, Anadolu kültür ve geleneklerini oraya taşıdılar.. Kültürler çatışması başladı ve hâlâ da sürüyor..
Yıllarca adanın elektrik sorununu çözemedik. Rumlar elektriği kesince, KKTC karanlıkta kalıyordu.. Ada halkı jeneratörlere hücum etti..
Su sorununu da çözemedik.. Hatırlayın daha birkaç yıl önce Demirel orada iken, balonla su gönderdik diye, neredeyse ulusal bayram ilan edilecekti..
İşsizlik sorununu ise, neredeyse herkesi emekli ederek çözdük. Dünyada eşi benzeri görülmemiş bir sersemlikti bu.. Ve bu yüzden 25 yaşında gençler bile emekli maaşı almaya başladı ve hâlâ alıyor..
Türkiye'den giden paralar iyi denetlenmedi..
Türk işadamları adaya yatırım yapmaları için cesaretlendirilmedi. Teşvik edilmedi..
Özetle adaya emekli ve memur maaşlarının ödenmesi için her yıl para gönderme dışında hiçbir şey yapmadık..
Sonra bir şey daha yaptık. KKTC'de müthiş bir rant yarattık.. Fatih Altaylı, Kıbrıs'la ilgili TV programında keşke "Adada sosyal konut yapacağız diye arazi alıp, sonra buraya lüks villlar diken ve büyük paralar vuran rantçılar kimlerdi?" diye sorsaydı..
Benim tanıdığım Serdar Denktaş buna cevap verirdi. Kıvırtmadan, etmeden..
KKTC'ye gidenler kumardan vakit bulup şöyle bir Lefkoşa, Girne ve Magosa sokaklarında dolaşsın, bakın daha ne yolsuzluklar duyacaklar..
Rüşvet diye bir kelime bilmeyen insanlara, bu kelimeyi de biz öğrettik..
KKTC'liler, Rum tarafının ekonomik olarak nasıl fırlayıp gittiğini, ama kendilerinin, üstelik sayıca daha az olmalarına rağmen, nasıl geride kaldıklarını her gün yaşıyorlar o topraklarda..
Gençlik umutsuz.. Hiçbir gelecek göremiyor kendi toprağında.. Ya kalkıp Türkiye'ye gelecek ya da İngiltere veya Avustralya yollarına düşecek..
Şimdi bütün bu acı gerçekler ortada dururken, biz geliyoruz ve KKTC'nin yerli halkının tepkilerini açıklamalarına kızıyoruz..
Ne demişler: Ne ekersen, onu biçersin..