Bazı kişiler, Resul veya Mehd” olduklarını iddia ediyorlar. Bu tür görüşlere itibar edilmeli midir?
* Hz. Peygamber son Peygamber, Kur'an-ı Kerim de son ilahi kitaptır. Hz. Peygamber'in vefatıyla birlikte vahiy kesildiğinden kim olursa olsun kendisine vahiy geldiğini iddia eden kimselerin bu doğrultudaki iddialarının hiç kıymeti yoktur. Cenab-ı Hakk'ın rızasını elde edebilmek için Müslümanın, Kur'an ve Sahih Sünnet'in dışında, herhangi bir aracıya ihtiyacı da yoktur. Her müslüman; her türlü saygısını, niyazını, duasını ve ibadetini doğrudan doğruya Cenab-ı Hakk'a yapmakla mükelleftir. Zaman zaman Resul ve Mehd” olduğunu iddia ederek ortaya çıkan, kendilerine tabi olunmasını isteyen ve kurtuluşa erebilmek için mutlaka kendilerine bağlanmak gerektiğini söyleyen kimselere vatandaşlarımız itibar etmemelidir. Dinimizi doğru olarak öğrenmek için, Kur'an ve Sahih Sünnet'e, ilim adamlarına ve muteber eserlere başvurmak yeterlidir.
'Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır' sözü doğru mudur?
* Bu söz, insanların tarikata girmeye zorlanmak için, uydurulmuş, dini-itikadi dayanağı olmayan bir sözdür. Allah ile kulları arasında ilahi emir ve yasakları insanlara ulaştıran peygamberler dışında bir vasıta yoktur. Bilginler ve nasihatçılar da birer eğitimci ve öğütçüdür. Vesile ile vasıtayı birbirine karıştırmamak gerekir.
Kabir ziyaretinde nelere dikkat etmek gereklidir?
* Kabir, ahiret yolculuğunun ilk durağıdır. Ölen insanı bir kabristana defnetmek, hem dini, hem de insani bir görevdir. Ancak kabristan, görkem ve gösteriş mekânı değildir. Orası kişinin sadece ameliyle başbaşa kaldığı bir yerdir. Binaenaleyh gösterişli ve oldukça masraflı mezarlar yerine, daha sade bir mezar yaptırmak işin doğrusudur.
Ölen kişi bu durağında, rahatlık veya sıkıntı içinde olacaktır. Zira Allah Resulü (s.a.s.): "Kabir âhiret duraklarının ilkidir. Kişi burada rahat ise, gerisi daha kolaydır. Eğer burada sıkıntı varsa, sonrası daha da sıkıntılıdır." (İbn-i Mace, 2/1426) buyurmuşlardır. Ölümü hatırlamak, âhiret hayatını düşünmek gibi güzel duygularla kabir ziyaretlerinde bulunarak, geçmişlerine ve orada bulunan din kardeşlerinin ruhuna fatiha okumanın hem ziyaretçiye hem de ölene faydası olması beklenir. Nitekim Allah Rasulü (s.a.s.): de; "Kabirleri ziyaret ediniz. Çünkü size âhireti hatırlatır." (İbn-i Mâce, H.No: 569) buyurmuşlardır. Ancak mezar veya türbelerden medet ummak, onlardan bir takım şeyler talep etmek, İslâm'ın ruhuna aykırıdır.
Bu yanlış uygulamalar, İslâm dışı bâtıl inançlardan ve câhil âdetlerden kaynaklanmaktadır. Din” bilgilerden yoksun kişilerce sergilenen bu tür kabir ziyaretlerinin dinde yeri yoktur. Kaldı ki, ibadetin özüdür. O da sadece Allah'a yapılır. Dünya ve ahiretle ilgili dilekler de sadece Allah'ın sonsuz hazinesinden talep edilir.
* Aşırıya gitmemek şartıyla cenazeye şefkaten veya insanın kendi haline ağlamasında sakınca yoktur. İsyana varan söz sarf edilmesi, saçların, elbiselerin yolunması şeklinde cenazeye ağlamak ise caiz değildir.
Evlat edinmek caiz midir? Hangi durumlarda yapılabilir?
* Başkasının çocuğunu evlat edinmek dinimizce yasaklanmıştır. Ancak, kimsesiz, öksüz ve yetim çocukları alıp yetiştirmek son derece sevaptır. Resullullah S.A. efendimiz, iki mübarek parmağı ile işaret ederek; 'Ben ve yetime bakan kimse, cennette beraberiz' buyurmuştur.