Bir yandan çanlar çalıyor
Diğer yandan da kulakları sağır edercesine bir siren sesi
Tam Lefkoşa'nın içinden geçen Yeşil Hat'tın yanındaki caddede
yürüyoruz
Yanımda Ada'nın popüler mankeni, aynı zamanda gazeteci bir hanım
arkadaşım var
Birden panikledi
Hiç alışık olmadığım bir şekilde dudaklarından şu kelimelerin
döküldüğüne şahit oldum:
"Şimdi Rumlar, Körfez Harekatı'nı fırsat bilip bize saldırmak için
fırsat kolluyorlar. Bizi kesecekler. Bizi öldürmek, yaşadığımız bu
topraklardan söküp atmak istiyorlar!"
Bu sözler üzerine ne diyeceğimi bilemedim
O ana kadar hiç Rumlar'ı ciddiye almamış, böylesi bir endişeye şahit
olmamıştım
Hatta bir ara hanım arkadaşım şaka yapıyor sandım
Çünkü, hayatımın hiçbir zaman aralığında, birkaç flu kare hariç,
böylesi bir korkuya şahit olmamıştımÉ Onun için ilk şaşkınlığımı
üzerimden attıktan sonra, onu teskin edici şimdi hatırlamadığım
birkaç söz söyledim
Ama nafile
Sonrasında
Hiç unutmadığım, zihnime kazınan şu sözleri söyledi bana:
"İyi ki Ada'da Türk askeri var. Onlar olmasa biz ne yapardık
bilmiyorum. Allah bize o günlerin acısını bir daha yaşatmasın!"
Bu sözler, o sırada sınıra doğru akın akın gelmekte olan, Rumlar'ın
yarattığı gerilim dolu saatlerin ardından söylenmişti
KARASAKAL
Bu anlamda Ada'nın kuzey kısmına dair birkaç enstantane dahaÉ
Mehmet Ali Birand'ın geçenlerde yayın yaptığı Near East
Üniversitesi'nin ilk öğrencileri arasındaydım...
Bir işhanının çatı katındaki metruk bir dershane odasından, modern
binaların inşa edildiği o kampüs alanına doğru uzanan çizgideki
gelişmelere ilk tanık olanlardanım
Onun için Birand'ın 32. Gün programından yansıyan Kıbrıslı gençlere
dair yeni olduğu iddia edilen söylemlere gelince...
O iddiaların hiçbiri yeni değildir...
Neden mi?
Anlatayım:
1974 ÇOCUKLARI
1980'li yılların sonlarıydı
Kıbrıs Adası'nın kuzey tarafında öğrenciydim
İçinde bulunduğum uçak, Lefkoşa havaalanına doğru inişe geçerken,
birçoğumuzun ortak taşıdığı duygular içindeydim
Fakat
Bu duygularım çok kısa süre sonra art arda yaşadığım kısmi şoklarla
yerini şaşkınlığa bırakacaktı
Çünkü Rauf Denktaş'ın sık sık "Yerleşik" diye bahsettiği ve halk
arasındaki aşağılayıcı tabiriyle biz Türkler için "Karasakal" deyimi
kullanılıyordu
Hoş, hiçbir Kıbrıslı dostum bana öyle seslenmemiş olsa da, bu
söyleniş şekli onurumu incitmiştiÉ Sonrasında bu tür yakıştırmaların,
genelde Türkiye'nin doğusundan gelenler için söylendiğini öğrendim
Harekat sonrasında Ada'da, 74 çocukları diye bilinen, babaları belli
olan, ama ortada olmayan bir neslin varolduğunu öğrendiğimde de bir
başka şok yaşadım
Birçok Türk genci, evlilik vaadi ile kanlarına girdiği birçok Kıbrıs
Türk genç kızını hamile bırakıp arkasına bakmadan memleketine
kaçmıştı
Onun için Kıbrıs Türk Halkı arasındaki yerel tabirle "Karasakallar"a
olan öfkenin altında bu tür duygu patlamaları da var
Evlerini, ocaklarını, kucaklarını samimice açtıkları bazı sözde
insanlar tarafından kandırılmış olmanın içe birikmiş ve kine dönüşmüş
katmerlenmiş öfke yumakları da var
Bu bakımdan
O gençlerin içine karışmış, birkaç cibiliyetsiz, ruhsuz delikanlı bir
yana, samimi olarak görüşlerini dile getirenlerin içlerinde biriken
yıllanmış öfke dalgasına da hak vermek gerekiyor