kapat
10.11.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 HYDEPARK
 ANKETLER
 SİNEMA
 SANAT
 MODA
 KİTAP
 MÜZİK
 TARİH
 GURME
 GEZİ
 OTOMOBİL
 YAT&TEKNE
 HIGH-TECH
 WEEKEND
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 CANLI
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
"Öyle biri" vardı ki...

Eski Fransız başbakanlarından Edvard Herriot, "Şark Ekspresi" ile Türkiye'ye gelir.

Kendisini Edirne'de, Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreteri Numan Menemencioğlu ile Protokol Genel Müdürü Fuat Abdüsselam karşılarlar.

İkisinin de "kulağı ağır işitmektedir."

Herriot, İstanbul'da Vali Muhittin Üstündağ ile görüşür.

Onun da "kulağı ağır işitmektedir."

Trenle, Ankara'ya geçer.

Ankara garında Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hikmet Bayur karşılar.

O da "ağır işitmektedir."

Başbakan İsmet İnönü ile görüşür.

İsmet Paşa da "ağır işitmektedir."

Edvard Herriot zanneder ki "ağır işitmek, Türkiye'de yaygın bir hastalıktır."

Çankaya'yı ziyaretinde "yüksek sesle" konuşunca...

Atatürk gülümseyerek şöyle der:

- Bağırmayabilirsiniz ekselans.

Herriot, yıllar sonra, anılarında şunları yazar:

- Çankaya'da öyle biri var ki... Çoklarının duymasına ihtiyaç bırakmıyor. (Atatürk Bugün Olsaydı-Cemal Kutay-Sayfa 447)

***
Bugün yine Fransa Başbakanı, Türkiye'ye gelse.

Ülkesine döndükten sonra anılarında acaba neler yazar?

YENİ MİLLETVEKİLLERİNE
Haklısınız, bir büyük milletin vekilisiniz,

Göğsünüz kıvanç dolu, gerildikçe gerilir.

Bilin ki Atatürk'ün kurduğu Ankara'ya,

Atatürk'ün yolundan yürünerek girilir.

Anıtkabir'e gidip de yürekten baş eğmeyen,

Günü gelir çarpılır, düşer, yere serilir.

Behçet Kemal Çağlar

Kasım 1961 Türk Dili Dergisi

Ata'ya şikâyet
İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, Çankaya'ya... Atatürk'ün huzuruna çıkar:

- Antalya'da bir köylü size hakaret etmiş. Dava açılacak... İzniniz gerekiyor.

- Bana neden hakaret etmiş?

- Köylü sigarası beş kuruş... Fakat, fabrika tütünü sigara haline getirmemişse... Tütün ve kağıt ayrı ayrı ise... Üç kuruş... Köylü, üç kuruşluk paketten almış... Ama pakette, tütünü saracağı kağıt çıkmamış.

- Sonra?

- Köylü de gazete kağıdına sarmış... Çakmağı çakınca, kağıt alev almış... Dudağı yanmış... O da sövmüş.

- Ne demişf?

- O Köşk'te hazır sigara içedursun... Ben, para verdiğim pakette kağıt bulamıyorum diye başlamış... Ve sövmüş.

- Trablusgarp harbinde ben de tütünü, gazete kağıdına sarıp içmiştim... Bıyıklarım yanmıştı... Acıdan, hiç sigara içmeyen devrin padişahı Sultan Reşat'a sövmüştüm... Bana söven köylü haklı.

- Efendim, dava açılmasın mı?

- Hayır... Onu mahkemeye vereceğinize, aldığı pakette sigara bulunmasını sağlayın.

- Başüstüne.

- Ayrıca, bir koli de tütün yollayın... Ama paketler sakın sigara kağıtsız olmasın. (Atatürk Bugün Olsaydı Ğ 1974 - Cemal Kutay - Sayfa 434)

***

Aziz Atam!
Kimi işsiz vatandaş, Başbakanlık önünde kendini yakmaya kalkıyor.

Kimi çaresiz, TBMM'nin çatısından kendini aşağı atmak istiyor. Polis bunları "derdest edip" götürüyor.

Kimi fukara köylü de, borcunu ödeyemediği için "hapsi boyluyor."

İmdat Atam!..



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
HAFTANIN SOYLEŞİSİ
Nuriye Akman'ın bu haftaki söyleşisi için tıklayınız

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır