
Özilhan: Kriz, devletin şişkin kadrosunu gözümüze soktu
TÜSİAD Başkanı, bugün krizle mücadelenin başladığı tarihe göre çok daha zor koşullar altında olduklarını söyledi ve ekledi: Krizin avantajı devletin yapısal bozukluğunu gözler önüne sermesi
Türkiye Sanayici ve İşadamları Dernekleri (SİAD) Başkanlar Zirvesi'nde konuşan TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan, bugün Türkiye'nin krizle mücadelenin başladığı tarihe göre çok daha zor koşullar altında olduğunu söyledi. Dış dünyanın Türkiye'yi olumsuz etkileme potansiyelinin 11 Eylül'den sonra arttığını belirten Özilhan "Dünyada artan hammadde fiyatları, yavaşlayan global ekonomi ve uluslararası belirsizlikten sadece biri ile karşılaşmamız bile mevcut programı ciddi etkileyecek" dedi.
"Yaşanan ekonomik krizin en büyük faydası bir türlü görmemekte ısrar ettiğimiz yapısal sorunları gözümüze sokmuş olmasıdır" diyen Özilhan, şöyle devam etti:
"Türkiye'nin en büyük yapısal sorunu devlettir. Hantal bürokrasisi, şişkin kadroları, verimsiz iktisadi faaliyeti, etkinlikten uzak, israfa yatkın, hizmet üretmeyen, örgütlenme ve yönetim biçimiyle devlettir. Ekonomik krizin arkasındaki en büyük yapısal neden, hantal, verimsiz, kamu yönetimi düzenini ayakta tutma, büyütme çabalarıdır. Çözdüğümüz sorunlarla karşılaşmak istemiyorsak, köklü bir değişim şart."
'GÜVEN ORTAMI YOK'
Hükümetin Türkiye tarihinde en fazla reform yapan hükümet olmasına karşılık, piyasalarda bir türlü güven uyandıramadığını kaydeden Özilhan, bunun sebebinin de atılan her adım öncesinde gösterilen açık isteksizlik ve direniş olduğunu vurguladı. Güven etkisi yaratmadan krizden çıkılamayacağına işaret eden Özilhan, şöyle konuştu:
"Siyasal reformlardan söz ettiğimizde hükümet hep aynı cevabı veriyor: 'Bunların krizle bir ilgisi yok' diyor. Bu doğru değil. Atılan adımlarda popülizmin öne çıktığı bir görüntü sergileniyor."
Böyle adalete halk nasıl inansın?
Türkİye'nİn yargıda reform yapması gerektiğini belirten TÜSİAD Başkanı Özilhan, şöyle konuştu:
"Vatandaşın adalete olan inancı hergün biraz daha azalıyor. Halkın değil, güçlünün kazandığı inancını, yargının bazılarına hiç erişemediğinin bir ön kabul haline gelmesine seyirci kaldık. Cezasız yolsuzlukları, alacakların çek-senet mafyasına devredilişini, Susurluk Skandalı'nı, yargı kararlarının uygulanmasının kaba kuvvetle engellenmesini, siyasilerin milletvekili dokunulmazlığının arkasına sığınmayı tercih etmesini hep birlikte yaşadık. Bu manzara karşısında bir toplumda adalet duygusunun erozyona uğramasını nasıl engellersiniz?"
Leyla ŞEN
|