|
|
 |
|
Türkiye en sadık elçisini kaybetti
Nevin Menemencioğlu Türkiye'nin küçük neferi, en sadık elçisiydi.
Ona reva görülen ufacık maaş karşısında, verdiği büyük hizmetin kıymeti, yokluğunda anlaşılacak. Fransızların tabiriyle muhteşem bir koketti. Evde dahi asla makyajsız dolaşmaz, şık giyinmekten vazgeçmez, yaşının sorulmasından ise hiç haz etmezdi
Nevin Menemencioğlu'nun ölümünü bildiren haberlerde onun, emekliliğinden sonra Paris Büyükelçiliği'nde kültür işlerinden sorumlu danışman sıfatıyla, sözleşmeli personel olarak çalıştığı yazıldı. Sorbonne Üniversitesi'nde Sosyal Bilimler ve Gazetecilik Yüksekokulunu bitirdikten sonra 1958 yılına kadar Londra, Paris ve Brüksel'de Cumhuriyet ve Akşam gazeteleri için çalıştığı, Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü'ndeki üst düzey yöneticiliğinin başarısı anlatıldı.
Nevin Menemencioğlu'nu 50 yıl önce Büyük Ada'da tanıdım. Kısacık boyu, yemyeşil gözleri, cin gibi bakışları, bazen sivri, bazen tatlı diliyle çevresindekileri kendisine, daha çok sevgiyle bağlayan ilginç bir insandı. Paris'te en uzun süre büyükelçilik yapan dayısı Numan Menemencioğlu'nun manevi kızı olarak büyüyen Nevin Hanım, Paris'in en güzel ve ünlü sefaretlerinden biri olan Prenses Lamballe şatosunda genç kızlığını geçirdi. Ama o, elçilerimizin hâlâ protokol listesinde başköşeye kurulan asilzadeler yerine hep entelektüeller ve basın camiasından dostlarıyla arkadaşlığı tercih etti. Ortak yakın dostumuz Kenize Murad'ın yazdığı gibi Türkiye'nin Fransa'daki en sadık elçisi, küçük bir neferiydi. Nevin Hanım Paris'ten geçen bütün dostlarını ufacık maaşına ve tüm itirazlara rağmen kendisi ağırlamazsa çok kırılırdı. Hükümetimizin ona reva gördüğü inanılmaz düşük maaşı karşısında verdiği büyük hizmetlerin değeri ancak yokluğunda anlaşılacak.
Bir gözünü kaybettiği, bir bacağını düştükten sonra çok zor kullanabildiği halde ,Fransızların tabiriyle muhteşem bir koketti. Evinde dahi makyajsız asla dolaşmaz, şık giyinmekten vazgeçmezdi.
MEMLEKET NAMINA...
Paris'e her gidişimde ilk uğrağım turizm bürosundaki, Nevin Hanım'ın masası olurdu. Oraya çok sevdiği The Marmara'nın çikolatalı lokum kutusunu bırakırken kulağına "Lütfen eve götürün, diğer arkadaşlara da getirdim" diye fısıldardım. Ama o hemen kutusunu açar, odaları dolaşır, lokumlarını bitirirdi. Haberleri, özellikle Türkiye ile ilgili olanları heyecandan titreyen bir sesle paylaşmayı bilen Nevin Hanım yıllarca önce telefon edip: "Müthiş bir genç karı koca Paris'in en önemli müzelerinden birine bir Türk evi armağan ediyor. Onları hemen tanı; memleket namına teşekkür et" demişti. Tabii emrini hemen yerine getirmiştim.
Bazen gece yarısı telefonda sinirli ve heyecanlı bir sesle "Yine Fransız basını bizi yerden yere vuruyor. Sana yarın yazıları fakslıyorum; gereğini yap" derdi. Sonra ertesi gün arar: "Yollamıyorum o yazıları; seni de boşuna üzmeyim" derken sesindeki kırgınlığı saklayamazdı.
YAŞLANMAKTAN KORKARDI
Nevin Hanım'ın en kızdığı şey, yaş konusunun açılması ve 40 yaşından sonra çekilmiş fotoğraflarının basılmasıydı. Onunla ilgili bir yazımı T.H.Y'nın "Skylife" dergisinde fotoğrafıyla yayınlayınca beni tatlı tatlı azarlamış "Söz ver; benim son yıllarda çekilmiş hiçbir fotoğrafımı yayınlamayacağına..." demişti.
Onun bu konudaki titizliğini bilen 93 yaşındaki yakın bir arkadaşı, sevgiyle şu sırrını açıklıyordu: "Nevin yaşlanmaktan o kadar korkardı ki, iki kere yaşını küçülttü." Oysa Nevin Hanım kalbi durmasaydı 100 yaşında bile ne koketliğinden, ne de inanılmaz enerji ve çalışkanlığından vazgeçebilirdi.
Sözümde durdum; daha birkaç ay önce Paris'te dostlarımızla birlikte onun en sevdiği lokantalardan biri olan "Bar de Theatre" da yemek yerken çektiğim fotoğrafın yerine, dün kızı Ayşegül'den aldığım gençlik resimlerinden birini yayınlıyoruz.
BİR DOSTUN ARDINDAN....
Nevİn Hanım'ı son yolculuğuna uğurlayanlar onu yakından tanıyan, seven, sayan insanlardı. İçlerinden biri, en yakın arkadaşı Nüzhet Gökart'tı. Cenazeden sonra bir lokantada Nevin Hanım'ı uzun uzun andık. 93 yıllık ömrünün önemli bir kısmını sefirelik yaparak geçiren , bikinisi ile denize girerken torunu Lâle Apa'nın üniversiteli çocuklarıyla arkadaşlık eden Nüzhet Hanımefendi: "Bakın", dedi, "günlerden beri yağmurlu, soğuk hava bugün nasıl Nevin için açtı. Bizleri düşünerek güneşi bile çıkarmayı başardı." Gerçekten o tek güneşli günün ertesi sabahı yağmur başladı ve hemen dineceğe de benzemiyor.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
SABAH'ın Demokrasi Kürsüsü'nde sizde sesinizi duyurun
|
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|