kapat
05.11.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 HYDEPARK
 ANKETLER
 SİNEMA
 SANAT
 MODA
 KİTAP
 MÜZİK
 TARİH
 GURME
 GEZİ
 OTOMOBİL
 YAT&TEKNE
 HIGH-TECH
 WEEKEND
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 CANLI
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Yine Kıbrıs

Bir ülkenin dış politika yanlışlarına en güzel örneklerden birini, Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in, Kıbrıs'ı AB üyeliğine bağlayarak yaptığı "Son derece talihsiz" açıklama ile gördük..

Bize göre çok hatalı olan bu açıklama, Uluslararası İlişkiler öğrencilerine üniversitelerde ders olarak verilmeli.. Peki neden "Büyük bir hatadır" bu açıklama?

Öncelikle, Cem'in sözlerinden yola çıkarsak, Türkiye'nin ödeyeceği bedel belli.. "AB adaylığının sona ermesidir" bu bedel..

Ama sadece bu mudur? Ekonomisinin temel ekseni olan AB ile kavga etmenin, örneğin ihracatımıza da bir sınırlama getirmesi durumunda, bunun Türkiye'ye maliyeti ne olacaktır?

Halimiz, mahkemede şikayetçi olan kişinin, duruşmada şikayet ettiği kişinin kendisini tanımaması üzerine "Ben de seni tanımıyorum" demesine benziyor.. Ya adamlar da bize "Biz de seni tanımıyoruz" derse ne yapacağız?

Oysa Ankara çoktan, uyguladığı A'dan Z'ye yanlış olan Kıbrıs politikasını değiştirip, bu işi çoktan barış masasında bitirebilirdi.. Ama yapmadı.. Yapamadı..

Peki o zaman bu konuyu AB ile bağdaştırmak akıl işi mi? Bunca yıl üyesi olmak için uğraştığımız AB ile ilişkilerle, Kıbrıs'ın ne alakası var?

Adamlar Ankara'ya yıllardır, "Kıbrıs'ı halledin" diyorlar.. Üstelik, "KKTC'nin lehine ve Rumları delirten kararlar alarak" bunu söylüyorlardı.. Ama Ankara anlamıyordu..

Kıbrıs'ın tam üyeliğinin yolu açıldığı zaman, "Bunu önlememiz zor. Gelin KKTC'yi de bu müzakelere katalım.. Kıbrıs'ı AB'ye sadece Rumlar olarak sokmayalım. KKTC Türkleri de o masada olsun.. Bunu da, ada Türklerini Rumların hegemonyası altına sokmadan yapmak mümkün.. Korkmayın.. Biraz cesaret yeter" dedik.. Anlatamadık.. Olmayacak duaya amin diye diye bugünlere geldik..

Ama şimdi yapılan vahim hata, yani işin AB ile ilişkilerimizi olumsuz etkileyeceğini söyleyerek iki konuyu birbirine bağlamak, her şeyin üstüne tuz biber ekti..

Oysa Cem, AB'ye şu mesajı verebilirdi; "Kıbrıs'ı, sorun çözülmeden tam üyeliğe almanız, sizin bileceğiniz iş.. Ama bize göre çok büyük yanlış yaparsınız.." Bu diplomatik dilde, çok kuvvetli bir mesajdır. Böyle bir açıklama ve ABD'nin desteği, bu kuvvetli mesajı birilerinin kulaklarına mutlaka ulaştıracaktı.. Tehdit, dış politikada her zaman geçerli olmuyor ne yazık ki..

Dışişleri Bakanı Cem, Türkiye'ye tam üyelik yolunu açan "Helsinki kararlarının" kabul edilmesine de karşıydı.. Ecevit'e "Hayır" diyordu.. Helsinki'deki Türk gazeteciler nefeslerini tutmuşlardı o gün.. Neyse ki, özellikle Mehmet Ali İrtemçelik'in gayretleri ile Ecevit ikna oldu ve Türkiye, AB treninin son vagonuna atlayabildi..

60 milyonun üzerindeki Türk insanının geleceğini, yani çocuklarımızın ve torunlarımızın geleceğini tamamen karartabilecek bu açıklamanın bir başka önemli sakıncası daha var.. O da, AB'den tamamen kopmuş Türkiye'nin "Zorunlu olarak ABD'nin tam etkisi altına girmesi" tehlikesidir..

Ankara hâlâ, dünyada tek başımıza yaşadığımızı sanıyor.. Ülke ekonomisini 20 milyon liralık banknot bastıracak duruma düşürenler, şimdi ekonominin geleceğini de ipotek altına sokma çabasındalar.. TÜSİAD, TOBB, İTO, ATO yöneticileri, AB'ye bedeli Türkiye'nin ödeyeceğini görmüyor musunuz? Durdu duracak denen ekonominin başına neler geleceğini hesap edemiyor musunuz?



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
HAFTANIN SOYLEŞİSİ
SABAH'ın Demokrasi Kürsüsü'nde sizde sesinizi duyurun

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır