kapat
05.11.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 HYDEPARK
 ANKETLER
 SİNEMA
 SANAT
 MODA
 KİTAP
 MÜZİK
 TARİH
 GURME
 GEZİ
 OTOMOBİL
 YAT&TEKNE
 HIGH-TECH
 WEEKEND
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 CANLI
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Radyo televizyon kıyımı

Şu anda Türkiye çapında bir radyo ve televizyon kıyımı yaşanıyor. Geçen hafta sonuna kadar 187 radyo ve 38 yerel televizyon kanalı, RTÜK'e (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) ödemeleri gereken harçları ödeyemedikleri için kapatıldılar.

Yanlış, anlamsız bir mantığın bütün çarpıklığı böylece ekonomik krizle birlikte ortaya çıkmış oldu. Televizyon ve radyolar bugünkü RTÜK yasasının birçok çarpıklığını başından beri dile getiriyorlar, ama sonuç alınamadı.

Harç mı, 'haraç' mı?
RTÜK kanunuda şöyle bir "harç" ya da "haraç" maddesi bulunuyor: Radyo ve televizyonlar, brüt reklam gelirlerinin yüzde 10,5'ini RTÜK'e vermek zorunda. Tekrar edelim, bu harç brüt gelir üzerindendir. O geliri sağlamak için yapılan hiçbir harcamanın düşülmesi de sözkonusu değildir.

Bu harcın yüzde 5'i RTÜK'e aittir. RTÜK bunun içinden kendi masraflarını aldıktan sonra kalanını Maliye Bakanlığı'na devreder. Ayrıca RTÜK, "eğitime katkı payı" olarak da yüzde 5 almakta, o parayı da Milli Eğitim Bakanlığı'na devretmektedir. Bunun yanı sıra yüzde 0,5'lik bir vergi ve "deprem vergisi" de kesilmektedir.

Radyo ve televizyonların reklam alacaklarını alıp alamadıkları, bunu uzun vadeli çekler ve senetlerle tahsil ediyor olmaları da RTÜK'ü ilgilendirmemektedir. Gerçekleşen yayına bakılarak bu para tahsil edilir.

RTÜK'ün ödemeyi erteleme yetkisi bir aydır. Bir ay sonunda ödeme yapılmamışsa valiliğe yazı yazılmakta ve şalter indirilmektedir.

Bu hızla yarısı kapanacak
Türkiye'de son kriz öncesinde 1.200 radyo, 244 yerel ve bölgesel televizyon kanalı ve 16 ulusal televizyon kanalı vardı. Bugünkü "kapatılma" hızıyla, yıl sonuna kadar radyo ve yerel televizyon sayısı, yarısına inecektir.

Büyük ulusal kanallar bütün sıkıntılarına rağmen harçlarını ödemeye devam etmektedirler. Sadece 2001 yılında RTÜK kendi bütçesini aldıktan sonra, ilk on ay içinde Milli Eğitim'e 20 trilyon, Maliye Bakanlığı'na da 20 trilyon aktarmıştır.

Bu, şu demektir: Türkiye'de televizyon ve radyoların büyük ortağı devlettir. Basında da, televizyon yayıncılığında da büyük kârlar sözkonusu değildir. Yılda yüzde 4'lük kâr oranıyla çalışan bir televizyon kanalı, "iyi durumda" sayılmaktadır. Televizyon ve radyoların tek gelir kaynağı ise reklamdır. Mali durumu çok iyi olsa bile o kanaldan sağlanabilecek en yüksek kârın 2,5 - 3 katı devlet tarafından alınmaktadır.

2 bin 500 kişi işsiz kaldı
Batı'da reklam gelirleri üzerinden devletin ya da o ülkenin "RTÜK"ünün herhangi bir pay alması sözkonusu değildir. Radyo ve TV kanalları, yayın yapılarına ve alanlarına göre belirlenmiş "lisans ücretleri" ödemekte, o ülkenin RTÜK'ünün bütçesi de bu ödemelerden sağlanmaktadır. Her ülkenin kendi yayın düzeni ve ilkelerine göre belirlenmiş olan para cezaları da devlet geliri olarak kaydedilmektedir.

Şunu da belirtelim, Türkiye'de yayın yapan radyo ve televizyonlar, eğer bütün bu ödemeleri yaptıktan sonra yine kâr sağlamışlarsa da, bunun vergisini diğer bütün şirketler gibi ödemektedir.

Devletin brüt gelirden; kârdan değil brüt gelirden yüzde 10,5 aldığı tek ülke Türkiye'dir. Bu anlamsız sistem, krizle birlikte tam anlamıyla tıkanmıştır. Şu ana kadar kapanmış olan radyo ve televizyonlarda çalışan yaklaşık 2.500 kişi işsiz kalmıştır ve önümüzdeki günlerde bu sayı katlanarak artacaktır.



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
HAFTANIN SOYLEŞİSİ
SABAH'ın Demokrasi Kürsüsü'nde sizde sesinizi duyurun

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır