kapat
05.11.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 HYDEPARK
 ANKETLER
 SİNEMA
 SANAT
 MODA
 KİTAP
 MÜZİK
 TARİH
 GURME
 GEZİ
 OTOMOBİL
 YAT&TEKNE
 HIGH-TECH
 WEEKEND
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 CANLI
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 

Kurtarılmış bölge Küçük Armutlu

Sokaklarında DHKP-C militanlarının taşlar ve sopalarla gece gündüz nöbet tuttuğu, barikatların hazırda beklediği bir semt
İstanbul'un göbeğinde terör eylemlerinin planlandığı ve bir kurtarılmış bölge gibi direnen Küçük Armutlu'nun öyküsü...

Yer; Taksim, Gümüşsuyu Caddesi... Tarih, 10 Eylül 2001... Saat 15.50... Polis telsizlerinden, anonslar geçti, patlama olduğuna dair. Yüzlerce insanın adımladığı bu caddede, "Canlı Bomba" Uğur Bülbül, kendisinin ve hedef aldığı Çevik Kuvvetler'in hayatını noktalamak için pimi çekmişti. Bilanço acıydı: 2 polis ve 1 turist ölü, 13 polis memuru ve 8 vatandaş yaralı...

DHPK-C adına gerçekleştirilen bu kanlı "eylem", etrafa dağılmış ceset parçalarının, panik içinde kaçışan ya da hastaneleri dolduran telaşlı ve ürkmüş insanların görüntüleriyle yansıdı gazete sayfalarına, televizyon ekranlarına. Ancak, hemen ertesi gün, yani 11 Eylül'de ABD'de yaşanan olaylar, bir anda unutturdu, yanı başımızdaki bu trajediyi.

Oysa, birbirinden kilometrelerce uzakta, peş peşe gerçekleşen saldırıların ve bağlı oldukları örgüt adına kendilerini "feda eden" gençlerin ortak noktaları çok... Terör kürsüsüne sahip 3 üniversiteden biri olan Leicester Üniversitesi'nden Dr. Andrew Silk'in de dediği gibi: "İntihar eylemcisi kararlıdır. Terör grubuna girmeden önce eylemini yapmak için ölmeye karar vermiştir. Amacı için ölmeye hazırdır. Bütün iş kendisini kabul edecek maddi olarak destekleyecek terör grubunu bulmasına kalmıştır."

F TİPİ İLE BAŞLADI
Ve ne yazık ki, Türkiye, bile bile ölüme giden insanlarla tanışalı uzun zaman oldu. Taksim Meydanı'nda, Şişli Emniyet Müdürlüğü'nde, Harbiye Orduevi'nde intihar saldırısı düzenleyip ölenler hala hafızalarda. F Tipi Cezaevi Sistemi'ni protesto etmek amacıyla yaklaşık 2 yıldır sürdürülen ölüm orucu eyleminde yaşamını yitiren 74 kişi de... Tekirdağ, Kandıra, Sincan, Edirne, Manisa, Uşak, Kütahya ve Malatya F Tipi Cezaevleri'nde ve Küçük Armutlu'da süren ölüm orucu eyleminde 273 gün geride kalırken, bu noktaya nasıl gelindiğini hatırlamak lazım... Kısaca özetlemek gerekirse; cezaevlerindeki sorunları çözmek, örgütlerin hakimiyetini kırmak ve devlet hakimiyetini sağlamak için tasarlanan F Tipi Cezaevi Sistemi'nin gündeme gelişiyle başladı herşey. Toplam 816 tutuklu ve hükümlü F Tipi Cezaevleri'ne karşı açlık grevine girdiklerini duyurdu 20 Ekim 2000'de. Bu eylem, 14 Kasım 2000'de sanatçı Bilgesu Erenus'un evinde ölüm orucuna dönüştürüldü. Takvimler 19 Kasım 2000'i gösterirken, Ümraniye Cezaevi'nde de ilk ölüm orucu süreci başladı. Türk-İş, DİSK, KESK ve Hak-İş Sendikası başkanlarının "Ölüm orucunu bırakın" çağrısı yanıt bulmayınca; Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, 9 Aralık'ta F Tipi Cezaevleri'nin açılmasının ertelendiğini açıkladı. Aynı gün aralarında Yaşar Kemal ve Zülfü Livaneli'nin de bulunduğu bir grup aydın ve sanatçı ile TBMM İnsan Hakları Komisyonu Üyesi Mehmet Bekaroğlu'ndan oluşan bir heyet, ölüm orucundaki tutukluların temsilcileri ile görüştü.

POLİS DE AYAKLANDI
Bu arada her gün İstanbul, İzmir ve Ankara'nın çeşitli semtlerinde protesto eylemleri sürüyordu. Aynı süreçte, bir Çevik Kuvvet otobüsüne saldırı düzenlendi ve iki polis şehit oldu. Başbakan Bülent Ecevit 11 Aralık'ta, "Kamuoyu ilgisi devam ederse bu eylem bitmez" şeklinde açıklama yaptı; 12 Aralık'ta ise Çevik Kuvvet polisleri birçok ilde yürüyüş düzenledi. Ancak, 14 Aralık'a gelindiğinde cezaevlerindeki 3. grup da ölüm orucuna başladı. Adalet Bakanlığı tutuklu ve hükümlülerden olumlu bir yanıt alamayınca 15-16 Aralık'ta görüşmeleri kesti, müdahale edileceği açıklaması geldi. Ölüm orucu eylemcileri ise operasyon düzenlenirse kendilerini yakacaklarını açıkladı.

F TİPİ İLE BİTMEDİ
Ve 19 Aralık... Hayata Dönüş Operasyonu gerçekleştirildi. Ümraniye, Bayrampaşa ve Bartın gibi cezaevindeki tutuklu ve hükümlüler, Ercan Kartal ve Şadi Özpolat'ın talimatları üzerine, operasyona kendini yakma eylemi ile cevap verdi. 30 hükümlü yaşamını yitirdi. Operasyonda iki asker de şehit oldu. Tutuklu ve hükümlülerin tümü F Tipi cezaevlerine gönderildiğinde, soruna "bitti" gözüyle bakılıyordu...

Boğaz'a nazır bir savaş alanı
Ölüm oruçları ve güvenlik güçlerine yönelik saldırılar bitmeyince artık, F Tipi Cezaevleri'nin hayata geçirilmesini önlemek adına, kendilerini yavaş yavaş Azrail'in kollarına bırakanların yeni bir adresi vardı... İstanbul'un ortasında, Boğaz'a nazır bir kurtarılmış bölge: Küçük Armutlu... Hiç bir tapusu bulunmayan ve tamamı hazine arazilerininin üzerine kurulu olan bu mahalle tıpkı savaş alanı gibi. Girişinde panzerler ve polis ekipleri nöbet tutuyor. Ama içeri girmiyor... Mahalleye gelenleri üst aramasından geçiriyor. Durumu şüpheli görülenler gözaltına alınıyor, diğerleri ise normal bir şekilde yoluna devam ediyor. Sıradan günlerde 50'yle sınırlanan polis sayısı, cenaze töreni olduğu günlerde 5 bine çıkıyor. Küçük Armutlu'nun sokaklarında ise barikatlar kurulu. Her birinde, sırayla DHKP-C sempatizanları nöbet tutuyor. Bu gençler bir polis otusu görünce mahalleye haber uçuruyor. Haberi alanlar "mevzilerde" konuşlanıyor. Taş ve sopalar da olası bir operasyona karşı hazır bekletiliyor. Gecekonduların duvarlarında da kırmızı boyalarla yazılmış savaş ve intikam sloganları, DHKP-C'nin amblemleri göze çarpıyor. Ancak bu mahallede sosyal yaşam olağan seyrinde devam ediyor. Kadınlar kış hazırlıkları yaparken, erkekler de sokaklarda kurulan "gözetleme ve sohbet kondularında" biraraya gelip gelişmeleri değerlendiriyor. Maçlardan, Türkiye ve dünya gündeminden bahsediyor. Öte taraftan, ölüm orucu eylemcileri hemen hemen her gün mahalleliler tarafından ziyaret ediliyor. Arka arkaya genç insanların yaşamını yitirdiği evlerde, ölüm için gözyaşı dökmek yok! Çünkü ölümler tam bir şenlik havasında karşılanıyor. Tören düzenleniyor ve ölüler marşlarla gömülüyor.

Orada bazen iyi şeyler de oluyor
Küçük Armutlu'dan arada sırada sevindirici haberler de geliyor. Mesela, The New York Times Magazine'in öyküsüne sayfalarca yer ayırdığı Fatma Şener... Erdek'ten İstanbul'a okumak için geldikten kısa bir süre sonra örgütle tanışıp, tam 250 gün ölüm orucunda kalan 22 yaşındaki bu genç kız, herkes "Ha öldü, ha ölecek" derken, ailesinin sevgisi sayesinde yaşama döndü. Şimdi baba ocağında, iyileşmeye çalışıyor. Fatma şimdi ailesinin desteği ve şefkatiyle ölümcül deneyiminin izlerini üzerinden silmek için çabalıyor. Fakat elbette Küçük Armutlu'da bölücü örgütlerin tuzağına düşen her genç Fatma kadar talihli değil...

TAYFUN HOPALI



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
PARLAMENTO
DSP   131
MHP   126
ANAP   80
DYP   82
AKP   51
SP   48
BAĞIMSIZ   23
BOŞ   9
TOPLAM   550
HAFTANIN SOYLEŞİSİ
SABAH'ın Demokrasi Kürsüsü'nde sizde sesinizi duyurun

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır