
Baba Garih, Şeyh'in dişini kerpetenle çekti
Gazeteci-Yazar Abdullah Muradoğlu, işadamı Üzeyir Garih'in hayatını ve sırlarla dolu cinayetini kitapta topladı
Eyüp Mezarlığı'nda er Yener Yermez tarafından hunharca öldürülen işadamı Üzeyir Garih'in cinayeti komuoyunda günlerce tartışıldı, kafalarda da onlarca soru bıraktı. Tartışmalardan yola çıkan Gazeteci-Yazar Abdullah Muradoğlu, Garih'in hayatını ve sırlarla dolu cinayetini, 'Öldüren Sır' üst başlığıyla 'Garih: Sıradışı Bir Musevi'nin Portresi' adlı kitapta topladı. "Öncelikle ben polisiye yazar değilim. Kitapta yaptığım, satır aralarında kaybolup giden ayrıntılara yer vermek" diyen Muradoğlu, çalışmasını özetliyor:
100 YILLIK TARİHİ ÖZETLEDİM
"Garih'in bütün röportajlarını taradım. İç dünyasını etkileyen kişilere ilişkin pek çok kaynağa başvurdum. Mezarını sık sık ziyaret ettiği Küçük Hüseyin Efendi ve Şeyh Yahya Efendi hakkında bilgi topladım. Keza Fevzi Çakmak ve babası Azra Garih de çalışmada epey bir yer tutuyor. Türkiye'de pek bilinmeyen ama toplumsal tarihimiz açısından önemli olduğuna inandığım Arusi Tarikatı'nın 100 yıllık tarihini özetledim. Türkeş ile Garih, Türkeş ile Museviler arasındaki ilişkiyi incelerken, her iki ismin de bir yerde Arusilik'te çakıştığını gözlemledim. Arusiler de bir dönem MHP'ye manevi destek vermişler. Türkeş de Arusiler'e karşı minnet duyguları içinde olmuş. Bu bana çok ilginç geldi doğrusu."
DOKTOR-HASTA İLİŞKİSİ...
Gazeteci-Yazar Muradoğlu kitabında, Garih Ailesi'nin Nakşi Şeyhi Küçük Hüseyin Efendi ile arasında başlayan sıkı dostluğu şöyle anlatıyor:
"Üzeyir Garih'in babası Azra Garih ile Nakşi Şeyhi Küçük Hüseyin Efendi arasındaki dostluk doktor-hasta ilişkisiyle başlıyor. Dişçi koltuğunda kurulan muhabbet dostluğa dönüşüyor. Azra Garih, Şeyh'in dişlerini çekebilmek için narkoz kullanmaya hazırlanıyor, ancak Hüseyin Efendi, kendisine narkoz verilmesini kabul etmiyor. Garih, 'Nasıl olur efendim' diyor, 'Narkoz verilmezse, ağrıya dayanamazsınız.' Bunun üzerine, Küçük Hüseyin Efendi 'Sen, dişimi kerpetenle tut, ben 'Allah' deyince çekersin' diyor. Azra Garih, ister istemez Hüseyin Efendi'nin dediğini yapıyor. Gerçekten de, Şeyh Efendi'nin 7-8 tane dişini, ağrısız sızısız çekiyor. Diş çekme işlemi bittiğinde, Azra Garih merak içinde 'İnanamıyorum, bu kadar şiddetli bir acı nasıl bertaraf edilebilir' diye soruyor. Hüseyin Efendi, göğsünü açarak bakmasını söylüyor. Garih, hayretler içinde, Hüseyin Efendi'nin göğsündeki 'Allah' lafzını görüyor. Bu olaydan çok etkilenen Doktor Garih, Mevlana Küçük Hüseyin Efendi'ye karşı büyük bir yakınlık hissediyor. Sık sık Hüseyin Efendi'yi ziyaret ediyor. Azra Garih, Hüseyin Efendi'nin isteğiyle oğluna Üzeyir adını koyuyor.
Türkeş'le dost, Türkler'le arkadaş
Muradoğlu, kitabında Türkeş ile Garih'in dostluğunu şöyle anlatıyor:
"... Babası diş hekimi olmasını isterken mühendisliği seçiyor Üzeyir Garih. 1946-1948 yılları arasında Nehar Tüblek ve karikatürist Ramiz'le birlikte çalışıyor. Akbaba, Afacan, Çocuk Sesi, Yavru Türk gibi dergilerde çizerlik yapıyor. Sağdaki isimlere yakın olduğu kadar solda da pek çok isimle arkadaşlık yapıyor. 1980'de öldürülen DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler'le haftada bir görüşüyor, Yalçın Küçük'e de iş teklif ediyor. MHP lideri Alpaslan Türkeş ile yakın ilişkileri var. Türkeş, Alarko'da MHP'li işçilerin başlattığı grevi sona erdirmek için Alarko'ya, Garih'e bir ziyaret yapıyor 1970'li yıllarda. Türkeş'in iki saat Garih'in odasından çıkmadığını gören işçiler göreve son veriyor. Türkeş ile Garih'in dostluğu uzun yıllar sürüyor. 12 Eylül döneminde açılan MHP davasına ilişkin iddianamesinde MHP'ye yardım eden firmalar arasında Alarko ismi de geçiyor..."
Seyhan SEVİNÇ
|