kapat
05.11.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 HYDEPARK
 ANKETLER
 SİNEMA
 SANAT
 MODA
 KİTAP
 MÜZİK
 TARİH
 GURME
 GEZİ
 OTOMOBİL
 YAT&TEKNE
 HIGH-TECH
 WEEKEND
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 CANLI
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 

Kriz Osmanlı'dan miras

Tarih tekerrürden ibaret... Osmanlı, bütçe açığını kapatmak için ilk hazine bonosunu 1775'te çıkardı. IMF'nin ataları ile ilk buluşmamız ise 1839 sonuydu
Kriz psikolojisi Türkiye'yi öylesine esir aldı ki, çoğu zaman aydınlık günlere çıkış umudumuzu yitiriyoruz. Oysa tarih, geçmişten geleceğe derslerle dolu. Yaşadıklarımız ilk değil ama dileriz son olur. Bugün, ekonomi yönetiminin öncelikli sorunu "borç yönetimi", tıpkı 1695 yılında olduğu gibi. O tarihte Osmanlı, bütçe açıklarını kapatmak için "malikane sistemi" ile hazine gelirlerini özel kişilere satmayı son çare olarak görmüştü. Derken 18. yüzyılın başlarında, savaş ve olağanüstü hallerde alınan geçici vergiler ve fonlar yaratıldı. Tıpkı 1999'daki gibi.

Bu gelirler de yetmeyince 1775 yılında, "esham" yani bugünkü adıyla hazine bonosu ihracı yoluna gidildi. Böylece, 206 yıldır başımıza dert olan borçlanma kapısı aralandı. Tam bu sırada, lüksü ve israfı yasaklayan emirler yayınlandı. Bunlar, bir anlamda devlet harcamalarını küçültme önlemleriydi ama kalıcı çözüm getirmiyordu.

Bu emirlerde, devlet yöneticileri ve saray halkının günlük harcamaları ele alınıyor, kürk ve pahalı kumaş için dışarıya çıkan paraların devletin zararına olduğu vurgulanıyordu. 1808-1830 arasında paranın, 37 kez biçim ve isim değiştirmesi, değerinin düşüşünü engellemedi. Yine bugünkü gibi yabancı paraya kaçış başladı. 17 kez anlaşma yaptığımız IMF'nin ataları ile ilk tanışmamız 1839 Tanzimat Fermanı'ndan sonra oldu. Buna göre; Babıali, reform önlemlerini yabancı devletlere bildirecek, bu devletler de alınan önlemleri yerinde inceleyeceklerdi. Mart 1876'da Osmanlı mali iflasını ilan etti ve tüm nakit ödemelerini durdurdu. Mart 2001'deki "Derviş Modeli" ise 125 yıl önce London Times Gazetesi'ne şöyle yansıdı:

"Şu anda Türkiye'ye yapılabilecek tek hizmet; gelir ve gider düzenini, Sultan'ın bile müdahalesine izin vermeyecek şekilde düzenleyen, kuralları iyi bilen, prensip sahibi devlet adamlarının ellerine bırakarak garanti altına alana kadar hangi nedenle olursa olsun tek bir Şilin bile vermeyi reddetmek olmalı."

Tarihteki yolculuğumuzun son bölümü G-7'lerin, AB'nin, ABD'nin, IMF'nin, Dünya Bankası'nın günümüzde de devam eden rolünü gayet iyi özetliyor. Tesbit, 19. yüzyılın başlarında Fuat Paşa'dan:

"Bir devlette iki kuvvet olur. Biri yukarıdan, diğeri aşağıdan gelir. Bizim ülkemizde yukarıdan gelen kuvvet hepimizi eziyor. Aşağıdan bir kuvvet yaratmaya ise imkân yok. Bu nedenle pabuççu muştası gibi yandan bir kuvvet kullanmaya muhtacız. O kuvvetler de yabancılardır!"

Bu bilgilerin bir bölümünü, Ersal Yavi'nin "Bir Ülke Nasıl Batırılır?" isimli kitabından derledik. Kendisine, bugüne de ışık tuttuğunu için teşekkür ediyoruz.

Koltuk için değer mi?
TİSK Başkanı Refik Baydur'u tanırım. Deneyimli bir isimdir. Sansasyonel değildir. Demokrat, laik kimliği ön plandadır. İnatçıdır ama uzlaşmaya açık yanları vardır. Merkez sağa yatkındır.

Son günlerde Baydur'u, TÜSİAD'la, alışık olmadığımız üslupla tartışma ortamının içinde buluverdik. Türkiye'nin gerek sermaye gerekse bilgi yönüyle en iyi beyinlerini bir araya getiren iki sivil toplum kuruluşunun, derin bir kriz ortamında tepişmelerini yadırgadık. TÜSİAD'ın, Baydur'un karşısına Tuğrul Kutadgobilik'i çıkaracağı anlaşılıyor. Gayet güzel. Ancak, yarışma ve rekabetin belden aşağı yumruklarla sürdürülmemesini bekliyoruz.

BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?
* Özel TV kanallarının, "Devlet Bakanı Kemal Derviş'le ilk röportajı biz yaptık" yarışmasına karşın, Derviş'le ilk TV röportajını Mayıs ayında TRT'den Serhan Asker'in gerçekleştirdiğini,

* Halkalı Tekstil Gümrüğü'nün yılsonuna kadar, 24 saat açık tutularak, ihracatçıya hizmet vereceğini,

* Boğaz'dan geçişi maceraya dönüşen Varyag uçak gemisinin, Bakanlar Kurulu'nda da sohbet konusu olduğunu, bir bakanın "Acaba şimdi nerededir?" sorusu üzerine diğerinin, "Kanlıca'ya gelmişler. Yoğurt yiyorlardır" diye espri yaptığını,

* TOBB'un 200 milyar lira sermayeli Eğitim ve Kültür Vakfı kurduğunu, cumhuriyeti, laikliği, demokrasiyi ve bilimselliği özümsemiş gençlere burs vereceğini,



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
HAFTANIN SOYLEŞİSİ
SABAH'ın Demokrasi Kürsüsü'nde sizde sesinizi duyurun

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır